Yükleniyor...

Dünya Tiyatro Günü

Dünya Tiyatro Günü
  • Dünya Tiyatro Günü
  • Dünya Tiyatro Günü
  • Dünya Tiyatro Günü
  • Dünya Tiyatro Günü
  • Dünya Tiyatro Günü
26 Mart 2012 Pazartesi Saat 22:11

RÖPORTAJ

“Dünya Tiyatro Günü”nde; hayali tiyatro oyuncusu olmak olan ve bu hayalini gerçekleştirmek için, mücadele eden İzmit Şehir Tiyatrosu sanatçısı Çiğdem Sarıhan Benli ile söyleşi yaptık.

Röportaj: Müzeyyen Topçu TAN

Çiğdem Sarıhan Benli kimdir? Kısaca kendinizi tanıtır mısınz?

İzmit doğumluyum. İlköğretim ve liseyi İzmit’te okuduktan sonra, Otomotiv Tasarım ve İmalat Makina Ressamlığı Gölcük Yüksek Okulu’na girdim. Makina Ressamlığının çok yorucu olduğunu, masa başında oturmanın bana göre olmadığını fark edince okulu bırakıp konservatuar sınavlarına girdim. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi oyunculuk bölümünü kazanıp bir yıl okudum. Tekrar sınava girip Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi

Oyunculuk Bölümü’nü kazandım ve oradan mezun oldum. Mezun olduktan sonra İzmit Şehir Tiyatro’sunun açtığı sınava katıldım ve kazandım. Halen İzmit Şehir Tiyatrosu’nda

“Kösem Sultan ve “Robinson Dans Öğreniyor” adlı oyunda rol alıyorum.

Tiyatro tutkusu, nasıl ve ne zaman başladı?

İlkokulda yazmak, okumak yerine dans etmek, şarkı söylemek, resim yapmak, Sürekli hareket etmek istiyordum. Derslerle pek ilgim yoktu.

Eve defterlerim boş gelirdim. Annem okulda ne yaptığımı, sınıfa kamera koyduracağını söylerdi.

Çok hareketli olduğum için, öğretmenler beni pek sevmezdi…

Eskiden olduğu gibi, günümüzde de hareketli çocuklar yaramaz ve tembel olarak nitelendiriliyor. Bu çocuklar tiyatro, spor, müzik gibi etkinliklere yönlendirilse nasıl olur?

Ailem hareketli bir çocuk olduğum için ya da belki de okula olan ilgisizliğimi hissettikleri için; önce basketbol sonra voleybol, su altı hokeyi ve buz patenine yönlendirdiler. Yaptığım tüm sporları sevdim ancak konservatuar sınavına girip, tiyatro okuluna başladığımda bundan başka hiçbir şey yapamayacağımı anladım. Tiyatro benim vazgeçilmezim, olmazsa olmazım oldu.

Peki, neden Güzel Sanatlar Lisesi yerine Meslek Lisesine gittiniz, aileniz mi istedi?

Babam iyi bir mesleğim olmasını çok istiyordu. “Bu kız hayta, bir şey yapamayacak bari bir mesleği olsun” diye beni meslek lisesine yönlendirdi.

Ben makina ressamlığı deyince, resim yapacağım ya da stilistlik gibi bir şey sandım.

Hoca önümüze koca bir motor parçası koyup da “Evet arkadaşlar, ön görünüş, yan görünüş, üst görünüş” deyince nereye geldiğimi anladım.

Bu hayal kırıklığından sonra lise hayatınız nasıl geçti?

İlk bir yıl çok kötü geçti ama mecburen uyum gösteriyorsun…

Liseler arası tiyatro yarışmasına hazırlık için seçmeler yapılıp ta oyuna seçilince, benim için okul daha eğlenceli oldu.

Sermet Çağan’ın yazdığı “Ayak, bacak fabrikası” adlı bir oyunla yarışmaya katılıp jüri özel ödülü almıştık.

Lise sonrasında ise yüksek okula geçiş kolay olduğu için, bölümüme kayıt yaptırdım ancak derslere katıldığım pek söylenemez. Derslerden çok tiyatrodaydım zira.

İzmit Şehir Tiyatrosu oyuncularına hayranlığımdan dolayı, bir oyunu 26 kez izlediğim de oldu. Sonuçta okulu bırakıp, konservatuar sınavlarına girmeye karar verdim.

Sınavı kazanacağınızdan yüzde yüz emin olmalısınız, yoksa okulunuzu yarıda bırakmazdınız değil mi?

İçimde çok hissediyordum. Benim işim bu olmalı diyordum. Mutlaka kazanacaktım, kazanmalıydım; başka seçeneğim yoktu. Kazanmayı o kadar kafama takmıştım ki, kırıldığı için balkon duvarına yaslanan yatak suntasını odama taşıyıp üzerine büyük harflerle “TİYATRO SINAVINI KAZANACAĞIM” diye yazmıştım. Çok sevdiğim resim yapmaya bile odaklanamıyordum. Aklımda, kafamda sadece tiyatro vardı.

Bu duruma aileniz, özellikle babanız nasıl tepki verdi? Zira babanız sizin geleceğiniz için bir meslek seçmişti.

Bu süreçte annemin çok büyük desteğini aldım. Odamın ortasında kırık sunta parçasında ki yazıyı okuyunca, ne kadar kararlı olduğumu anladı. Zaten yıllar önce gençlik dönemlerinde, İzmit’te tiyatro ile ilgili henüz herhangi bir kurum yokken, hatta tiyatro yapanlara iyi gözle bakılmazken, Halk Eğitim’in amatör tiyatro grubunda oynuyormuş.

Anlaşılan sizin tiyatro sevginiz genetik. Meslek yüksek okulunu bırakıp, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi oyunculuk bölümünü kazandığınızı söylediniz. Sonra bir yıl okuyup, bu okulu da bıraktınız. Bu kadar güçlü istek ve emekten sonra neden?

Çünkü aşıktım. Şu an da eşim olan Engin Benli İzmit’te çok sevilen bir oyuncuydu. Çanakkale’de okurken ismini çok duymuştum. Bir oyununu izlemeye karar vermiştim. Don Huan adlı oyunu izlerken o kadar etkilendim ki izlerken koltuktan düştüm. Tekrar sınava girdim ve İzmit’e daha yakın olan Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Oyunculuk Bölümünü kazandım. Engin’e uzaktan hayrandım, aşıktım ama sadece platonikti. Bana öğrenci gözü ile bakıyor, benimle konuşmuyordu bile. Ancak Ankara Üniversitesi 1. sınıfında iken tanışıp 2. sınıfta evlendik.

Ve okulu yine bıraktınız…

Hayır bu sefer bitirdim. Evlendikten sonra İzmit Ankara arası mekik dokuduk. Evliliğimiz yollarda geçti. Son sınıfta hamile kaldım.

Okul bittiğinde bana nerede tiyatro yapacağım sorulduğunda “rüzgar nereye götürürse, oraya gideceğim” diyordum. Oğlum doğduğunda bu sözden esinlenerek “Rüzgar” ismini verdik.

Okul bittikten sonra İzmit Şehir Tiyatrosu’nun sınavını kazandım. Hayallerim gerçek olmuştu. 15 yaşında hayran olduğum oyuncularla aynı sahneyi “İki efendinin uşağı” adlı oyunda paylaştım.

Ülkemiz genelinde aileler çocuklarının; doktor, mühendis, avukat vb. olmasını ister ve bu sebeple neredeyse anaokulundan başlayan bir yarışa sokarlar.

Güzel Sanatlar, spor, müzik gibi bölümleri istemezler hatta engel olurlar. Bu düşüncede olan ailelere neler önerirsiniz?

Tiyatro benim için o kadar büyük bir aşktı ki, hiç sevmediğim Ankara’yı bile bana sevdirdi. Ailelere mesajım; doktor, mühendis, avukat olup istemedikleri bir meslekte mutsuz gözlerle insanlara hizmet vereceklerine, mutlu oldukları mesleklerde başka insanları da mutlu etmeleri daha önemli.

Siz mutlu değilseniz, ne ailenizi, ne de mesleğinizle ilişkili kişileri mutlu edemezsiniz.

Bazı kurumlarda çalışan insanların mutsuz bakan gözlerini gördüğümde, istediği işi yapmadığını anlıyorum. Bunun için ailelere önereceğim şey, çocuklarının ilk doğduklarında ki mutlu gözleri unutmasınlar. Lütfen onların hayatlarına müdahale etmek yerine destek olup istedikleri meslekte iyi bir yere gelebilmeleri için her an yanlarında olup, yalnız bırakmasınlar. Aileler çocukların dersleri kötü gider diye bale, görsel sanatlar vb. etkinliklerle ilgilenmelerini istemiyorlar. Halbuki bu tür etkinlikler, çocukların disiplinli olmalarını sağlıyor, sorumluluk duygusunu ve kendine güveni artırıyor. Kendini ifade edebilme yetisi sağlıyor.

Bu özellikler de ileride iş hayatına atılırken, ya da iş başvurusu yaparken bir adım öne çıkarıyor mu?

Haklısınız. Artık günümüzde hangi okulda mezun olduğundan çok, ne kadar sosyal ve donanımlı olduğunuza bakılıyor.

Aynı meslekten biriyle evli olmak zor mu? Mesleğiniz de saat mevhumu var mı? Üç yaşında bir çocuğunuz var ona yeterince zaman ayırabiliyor musunuz?

Aslında farklı meslekten biriyle evlenmek benim için zor olurdu. 6 yıllık evliyiz. Birbirimizi çok iyi anlıyoruz. Engin eski bir oyuncu olduğu için bana çok yardımcı oluyor.

Provalar zamanı saat mevhumumuz yok gerçekten. Oyun başlayınca daha rahat oluyor.

Rüzgar’a zaman ayırmaya gelince, doğduğundan beri tiyatro da büyüdüğü için çocuk oyunlarında tiyatroya götürüyorum. Büyük insanlar gibi oturup izliyor. Kösem Sultan adlı oyunun prömiyerinde, birlikte sahneyi paylaştık. Provalar sırasında ise ailemin ve bir komşumun çok büyük desteği oluyor.

Rüzgar’da tiyatroyu seviyor mu?

Tiyatrodan çıkmıyor ki. Tiyatroya gideceğiz dedik mi, bizden önce evden çıkıyor. “Ben oturup sessizce izlerim” diyor.

Anlaşılan aileye bir tiyatrocu daha geliyor.

Rüzgar’a büyüyünce doktor ol, avukat ol, polis ol diyorlar. O’ da “Hayır ben büyüyünce oyuncu olacağım. O zaman her şey olabiliyorsun” diyor.

Son olarak okurlara vermek istediğin bir mesaj var mı?

Atatürk’ün “Sanattan uzaklaşmış bir toplumun en önemli hayat damarlarından biri kopmuştur” sözü ile söyleşiyi bitirmek isterim. Ailelerin çocukları ile birlikte sık sık tiyatroya gitmelerini tavsiye ederim. İzmit Şehir Tiyatrosu, çok iyi bir tiyatro ve çok iyi oyunlar sergiliyor.

Bu haber toplam (7396) defa okunmuştur

Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3
Yorum Ekle

Haber Yorumları ( 0 )

Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?