Yükleniyor...

83 yaşında; 10 parmağında, 10 Marifet

83 yaşında; 10 parmağında, 10 Marifet
  • 83 yaşında; 10 parmağında, 10 Marifet
  • 83 yaşında; 10 parmağında, 10 Marifet
  • 83 yaşında; 10 parmağında, 10 Marifet
  • 83 yaşında; 10 parmağında, 10 Marifet
  • 83 yaşında; 10 parmağında, 10 Marifet
27 Nisan 2012 Cuma Saat 14:32

RÖPORTAJ

Darıca Gazeteciler Cemiyeti Hikmet Memduh Kızılağaç Huzurevi sakinlerinden Leyla Tilav’ın yaptığı Türk ve Dünya mimarisinin özelliklerini taşıyan maket evler, üç boyutlu tablolar, atık maddelerden yaptığı süs eşyaları, görenleri

Röportaj: Müzeyyen Topçu TAN

Leyla Tilav, bir Amerika seyahatinde görüp, beğendiği maket evi yapmaya karar verdiğinde; 1997’den sonra eşiyle birlikte kalacakları Huzurevi’ni bir sanat galerisine çevireceğini bilmiyordu.Huzurevinin “Terapi Odası” yazılı kapısı açılıp ışıklar yandığında; hoş bir müzik eşliğinde, masal dünyasında hissediyorsunuz kendinizi.

Leyla Tilav; 10 yıldır, bilgisayar kullanıyor. Yerel gazete de köşe yazıyor. Facebook hesabı var ve basını çok iyi takip ediyor. Ayrıca Huzurevinde çeşitli bitkileri yetiştirdiği bir bahçesi var.

-Leyla Hanım;  bize, biraz kendinizden bahseder misiniz?

1928’ de Konya’da doğdum. Ben 6 aylıkken, çıkmışız Konya’dan. 1 yıl İzmit, ondan sonrada İstanbul. Çocukluğum Beylerbeyi’nde geçti. Çok güzel günlerdi. Gençliğim ise, Erenköy’de…

Önemli bir rahatsızlık geçirdiğim için, 17 yaşından sonra okuyamadım.

Eski zamanlarda bütün romanlara konu olan ince hastalığa tutulmuştum. 3 yıl süren tedavi sebebiyle okula gidemedim.

Ben boş durmayı hiç sevmem, o nedenle iyileşir iyileşmez birçok faaliyetlere katıldım. Sanatla ilgili kurslara katıldım.

- Eşinizle nasıl tanıştınız?

Tren istasyonunda. Ben bisikletimle babamı karşılamak için tren istasyonuna gidiyordum. O da aynı trenden çıkıyordu. Bu böyle günlerce sürdü. Bir gün yine babamı karşılamaya gittiğimde, bu en önden çıktı ama bana hiç bakmadı. Koştura koştura gitti. Ay dedim ne oldu buna; bana niye bakmıyor?

-Niye bakmıyormuş?

Biz babamla yavaş yavaş yürürken, bir de baktım arkamızdan bisikletle gelen var. Eve gitmiş, bisikletine atlamış, arkamdan geliyor.

- 50’li yıllar da bisiklete biniyordunuz demek. Peki, o yıllar da genç kızların bisiklete binmesi nasıl karşılanıyordu?

Evet biniyordum. Herkes bana şaşırdıkça, bende onlara şaşırıyordum. O zaman benden başka bisiklete binen yoktu. Erenköy sayfiye yeri, bir de çok tenhaydı. Rahatsızlığımdan dolayı, ailem de beni özgür bırakmıştı.

-O tarihte kızlar okuyabiliyor muydu? Liseye, üniversiteye gitmek kolay mıydı? Etrafımdaki, mahallemizdeki kızlar okudu. Ben Erenköy kız lisesinden mezun oldum, rahatsızlığımdan dolayı daha fazla okuyamadım.

Kaç kardeştiniz? Babanızın mesleği neydi?

4 kardeştik. 3 kız bir erkek. Babam tekel müdürüydü. Çok faal biriydi. Halkevlerinde kütüphane yapardı.

O dönemin sosyal aktiviteleri nelerdi? Neler yapılırdı?

Sinemaya giderdik. Sinemaya giderken çok şık giyinirdik. Ayakkabımız, çantamız bir örnek; şapkamız, eşarbımız, eldivenimiz takım olurdu.

O zamanlar da ben yün makinesi aldım. Örüyor ve Bağdat Caddesindeki, Nişantaşı’ndaki dükkanlara veriyordum. Bir taraftan kızımın başında olmaya çalışıyordum. Kızım geldiği saatte muhakkak evde olup onu karşılıyordum.

-Yani gençliğinizden itibaren üretmeye başlamışsınız. Eşinizle tanıştığınızdan sonrasını anlatmadınız?

Eşimle 50 yılında tanıştık. 52 de nişanlandık. 53 de evlendik. Eşim Deniz Yolları’nda Muhasebe Müdürü idi. Bir kızımız oldu. Kızımız çok başarılı idi. Üniversiteyi bitirince yurtdışından burs kazandı ve Amerika’ya gitti. Onun sayesinde yurtdışında birçok yeri görme şansına sahip olduk.

- Maket ev yapma fikri ve isteği, bu seyahatlerinizden sonra mı gelişti?

Evet. Amerika’da maket evleri gördüm. Döner dönmez yapmaya başladım. İlk yaptığım ev  “hayal evi” idi. Herkesin hayalinde bir ev vardır. Sonra gelin gittiğim köşkü yaptım. Atatürk’ün doğduğu evi, Safranbolu evi, Antalya kale içi konağını, sonra selamlık denen evleri, Kovboy evi, Alman evi vs. yaptım. Bu arada zamanın Fatih Belediye Başkanı Saadettin Tantan’a, restore etmek istediği Zeyrek evlerinden bir sokak yaptım.

Maket evler Yıldız Sarayı’nda, Vakko’da sergilendi.

-Bu evlerin yapımı için ne kadar zaman gerekiyor. Maliyeti ne kadar?

Zaman konusu belli değil, benim çalışmama bağlı. Bazen bir ay, bazen daha uzun bir süre alıyor. Maliyeti yok denecek kadar az ama emeği çok.

-Huzurevinde yaşama fikri, nerden aklınıza geldi?

1997 yılında, maket evleri yaparken, rahatsızlandım. Yapıştırıcılar dokundu, nefes darlığı yaptı. Öyle sıkıştım ki, nefes almaz hale geldim. Doktorlar hem temiz hava olsun, hem de iş yapma dediler. Bir arkadaşımız buradan bahsetti. Darıca’yı daha önceden biliyordum. Buraya geldik, gördüğümüz an bayıldık. Tamam dedik. Darıca’nın deniz havası iyi geldi. İstirahat ettim. Bir müddet sonra tekrar çalışmalara başladım.

-Gördüğüm kadarıyla, burada mutlusunuz. Üstelikte eşinizle birlikte olduğunuz için şanslısınız diye düşünüyorum. Ne dersiniz?

Çok mutluyum gerçekten ve yaşlılıkta yapılacak en güzel şey diye düşünüyorum. Ben eşimle birlikte olduğum için şanslıyım. İki kişilik odayı başkası ile paylaşmak, çok kolay değil. Oda arkadaşı ile anlaşmak zor. Başka huzurevlerinde tek kişilik odalar var ama burada yok.

-Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür eder, yeni projelerinizi, yapıtlarınızı bekleriz.

Beni ziyaret ettiğiniz için asıl ben teşekkür ederim.

Bu haber toplam (5442) defa okunmuştur

Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3
Yorum Ekle

Haber Yorumları ( 0 )

Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?