Yükleniyor...

Gurbette başaran kadınlarımız

Gurbette başaran kadınlarımız
  • Gurbette başaran kadınlarımız
  • Gurbette başaran kadınlarımız
  • Gurbette başaran kadınlarımız
  • Gurbette başaran kadınlarımız
  • Gurbette başaran kadınlarımız
29 Mart 2013 Cuma Saat 18:59

RÖPORTAJ

Bu haftanın konuğu, Cezayir’de yaşayan, Kocaelili hemşerimiz, aynı zamanda gazetemizde ki köşe yazıları ile tanıdığınız, Tuğba Tekeli…

Röportaj: Müzeyyen Topçu TAN

Tuğba Tekeli,1982 İzmit doğumlu. Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sosyal Antropoloji mezunu. İzmit Gültepe İlköğretim Okulu’nda öğretmenlik yaparken, Cezayir’de bir Türk firmasında mühendis olarak çalışan Yiğit Tekeli ile tanışır ve evlenirler. Böylece 6 yıldır süren Cezayir macerası başlar.

Sevgili Tuğba, tek çocuk olduğunu biliyorum. Evlenip, Cezayir’de yaşamak kararını vermek zor olmadı mı?

Eşimle tanıştığımızda, Cezayir’de bir Türk inşaat firmasında mühendis olarak çalışıyordu. Evlendikten sonra onun yanına gitmemin ve bir süre orada yaşayıp ilerisi için birikim yapmanın uygun olduğunu düşündük. Böylece hem evliliğimizin ilk zamanlarında ayrı kalmamış olacaktık hem de hayatımızda güzel ve bol maceralı bambaşka bir sayfa açmış olacaktık. Bir Sosyal Antropolog olarak Cezayir’de bulunmak fikri de oldukça cazipti.  Biraz zor bir coğrafya olmasına rağmen günlerim keyifle geçti ve hayata dair pek çok şey öğrendim.  Bir buçuk sene kalmak amaçlı geldiğimiz yerden ayrılamadık meğer çok da alışmışız, ne zaman tatil için Türkiye’ye gelsek Cezayir’i özleyerek dönüyoruz.

Avrupa ülkelerinden ziyade bir üçüncü dünya ülkesinde yaşamak nasıl bir duygu?

Cezayir’i seçme nedenimiz, öncelikli olarak eşimin Fransızcasının iyi olması diyebiliriz. Sonrasında ise Türkiye’ye kıyasla yabancılar için yaşam şartlarının daha kolay olması ve yurt dışında çalıştığınız için yeterli birikimi sağlayabilme olanağı.

Zor tarafları da var kolay tarafları da. Sosyal anlamda kısıtlı olmak en zor kısmı sanırım. Cezayir’de yaşam yerel halk için oldukça zor. Burada çalışan yabancılar içinse daha rahat. Zaten koşulları iyi olmasa hiç birimiz ailemizi, sevdiklerimizi, alıştığımız hayatı bırakıp da buralara gelmeyiz. İlk geldiğim yıllara nazaran Cezayir’de yaşam artık daha sosyal ve olanaklar daha fazla. Ürün çeşitliliği günden güne artıyor. Yiyecek, giyecek, eşya v.b şeylere ulaşım daha kolay. İlk geldiğim 2007 senesindeki zorlukları şu anda çekmiyorum. Şimdi neye istersek zaman ve fırsat yaratabildiğimiz ölçüde ulaşabiliyoruz. Yiyecekler konusunda da şanslıyız sebzeleri meyveleri doğal ve lezzetli. Yalnız hijyen yönünden çok kötü, disiplin yönünden de öyle. İnsanlar çok tembel ve rahatlar. Gelişmeye da çok açık değiller. Yıllarca Fransız sömürgesinde kaldıkları için Fransızlardan çok şey almışlar gündelik yaşamlarına ama hep söylüyorum keşke tatlıları alacaklarına disiplini alsalarmış diye.

Kurallara riayet edilmediği için de sıkıntı çekiyor yabancılar burada. Örneğin trafik büyük bir sorun. İnanın ne bir trafik ışığına dikkat ediyorlar ne de sinyal veriyorlar. Bu tip ülkelerde insan şansıyla yaşıyor diye düşünüyorum çünkü başınıza her an her şey gelebilir. Tabi güvenlik sorunu da var. Bazı bölgeler halen terör bölgesi olarak geçtiğinden yabancı olarak seyahat etmek sorun yaratıyor ya da otobanda bile giderken jandarma barikatı ile karşılaşıp durmak zorunda kalıyorsunuz. Bir Avrupa ülkesini gidip gördükten sonra Cezayir gibi bir ülkede yaşamak oldukça zor oluyor haliyle.

Hijyen yönünden kötü dedin, biraz açıklar mısın?  Ülke genelinde hijyen durumu nasıl?

Hijyenin varlığından söz etmek bile mümkün değil. Her yerde çöpler var. Fareler sokaklarda tabiri caizse cirit atıyor. Başkent bile pis. Fas ve Tunus’a gittiğimizde turistik bir ortama sahip olmanın gündelik hayatta ne kadar etkili olduğunu görmüş olduk, Cezayir’den sonra oralar Avrupa memleketi gibi aynı. Cezayir bu tavrını değiştirmeli ve bence turizme dâhil olmalı. Böyle bir yol izlerse ben ülke profilinin çok değişeceğine inanıyorum çünkü komşu ülkeleri Fas ve Tunus ile aynı kültürel donanıma sahipler.

Bir kadının gözünden Cezayir profilini aktarabilir misin?

Cezayir, her fırsatta dile getirdiğim gibi bence; zamanın gerisinde bir yerlerde kalmış hüzünlü bir yer. Çöl iklimi de şehir hayatını fazlasıyla etkiliyor. İlk geldiğimden beri insanlarının saflığı, yaşamının durağanlığı ve iklimi beni etkilemiştir. Bir ülkede yabancı olmak, öteki olmak haliyle zor fakat ortak geçmişimizin yarattığı avantajla bir Türk olarak yaşamak keyif verici... Televizyonda gördüğünüz yabancı ülkelerdeki Türklerin dayanışmasına ne yazık ki burada şahit olamıyorsunuz bu epey üzücü. Türk Büyük Elçiliğinin de bu konuda eksikleri fazla. Gelişmeye açıklar ellerinden gelen çabayı sarf ediyorlar fakat yeterli değil bana kalırsa. Cezayir halkının geçmişinde yaşadığı zorluklar, yokluk zamanları insanlarının içinde öyle yer etmiş ki yeni koşullara adapte olmakta zorlanıyorlar ve kendilerini geri çekiyorlar. Ben Türkiye’deki insanların yüzlerinde göremediğim yaşama sevincini buradaki insanlarda görebiliyorum sanırım bu da bozulmamış olduklarından kaynaklanıyor.

Cezayir’de kadın olmak zor mu?

Bana kalırsa zor evet ama Türkiye’de kadın olmak kadar zor değil. Buradayken Türkiye’deki kadar kadın şiddeti haberleri duymuyoruz. İnsanların içinde nefret yok. Ne kadar bağırıp çağırsalar bile iş kavga dövüşe kadar varmıyor, bir yerde durmayı biliyorlar. Halk arasında büyük bir uçurum var kimi yerde insanlar bir ekmeğe muhtaçken başka yakın bir bölgede refah içinde lüks bir hayat sürebiliyorlar. Bu farkı daha önce bu kadar yakından görmemiştim ben.

Cezayirli kadınlar gündelik yaşama ne kadar dahil oluyor?

Başkentte kadınları hayatın içinde görmek alışıldık bir durum şimdilerde, eskiden böyle olmadığını söylüyorlar. Ne yazık ki başkentten uzaklaştıkça bu durum değişiyor. Kadınlar genelde evlerindeler ve çocukları ile ilgileniyorlar. Meslek sahibi olup da çalışmayanlar da var. Hatta çoğu yerde gündüz vakti bile olsa sokaklarda kadın görmek imkânsız. Eski yaşadığımız yerde markete bile gidemiyordum, gitmeye kalkıp arabada bile otursam delici gözlerle karşılaşır korkardım. Çünkü oradaki insanlar için kadınların sokakta olması hiç alışılmış bir durum değildi. Kendilerine yüklenen toplumsal rolleri üstlenip evlerinde oturmaları gerekirdi aksi halde hiç de hoş karşılanmıyordu. Neyse ki artık daha modern bir yerde hayatımızı sürdürüyoruz ve gündelik hayata rahatlıkla dâhil olabiliyoruz.

Türkiye ile Cezayir arasında benzerlikler ya da farklılıklar nelerdir? Biraz bahsedebilir misin?

Ben Cezayir ile Türkiye’yi birbirine ilk geldiğim günden beri benzettim. Yalnız Türkiye’nin şu anki hali ile değil tabii ki seksenli yıllardaki hali ile benzerlikler buldum ve halen buluyorum. Bu ülke, zamanın biraz gerisinde kalmışlık hissi veriyor insana. Tabi modern tarafları da var ama ben nostaljiyi de sevdiğim için o tarafından bakmak hoşuma gidiyor. Bir bozulmamışlık var, kendine has özelliklerini içinde barındırıyor. Ortak bir geçmişimiz olduğu için bazı geleneklerde benzerlikler görülüyor; yaşlılara hürmet çok önemli aynı bizdeki gibi, düğünlerde kına yakılması âdeti var, evlenen çiftlere yardım yapılması, gelen hediyelerin serilip ziyarete gelenlere gösterilmesi gibi örnekler verebilirim. Bunlara şahit olmak hoş oluyor. Türkleri de sevdikleri için aslında buradayken hayata yabancılaşmıyor, öteki gibi hissetmiyorsunuz çoğu zaman.

İş saatleri dışında nasıl zaman geçiriyorsunuz?

Cezayir’de zaman kavramı inanın çok ilginç. Burada o kadar hızlı akıyor ki saatler, bazen günleri unutabiliyor insan. Bir de sadece Cuma günleri resmi tatil olduğu için hafta sonu kavramından yoksun olunca biraz şaşırıyor insan. Ben altı senedir buradayım ama halen bazı zamanlar kavram kargaşası yaşıyorum. Çoğunlukla kampın içinde geçiyor zamanımız. Çalıştığım için ofiste oluyorum. Rutin bir hayatımız var iş ve ev arasında gidip geliyoruz. Tatil günlerinde ise havalar uygun olursa genelde başkente gidiyoruz gezmek ve alışveriş yapmak için.

Cezayir’de ne kadar Türk yaşadığı konusunda bilgin var mı?

Cezayir’de bildiğim kadarıyla şu anda 2500 kadar Türk vatandaşı bulunuyor. Ticaret yapmak amaçlı pek çok Türk yatırımcı burayı tercih ediyor. Türklere karşı sempati besledikleri için de tercih sebebi oluyor Cezayir. İlk geldiğim senelerde Cezayir ile ilgili bilgi vermek amaçlı bir blog sayfası açmıştım oradan Cezayir’e gelmek isteyenlerin sorularını cevaplıyor buradaki hayat hakkında bilgiler veriyorum fotoğraflar çekip paylaşıyorum. İlk geldiğim senelerde bu kadar çok Türk yoktu ama şimdi etrafta Türklerle karşılaşma olanağımız oldukça arttı. Bu da insanı memnun ediyor. Her geçen gün inşaat alanında, tekstil alanında, mobilya ve temizlik ürünleri gibi alanlarda yeni Türk firmaları da Cezayir pazarına dâhil oluyor. Böyle gelişmelerden haberdar oldukça seviniyoruz.

Cezayir her geçen gün gelişen yapısı ile pek çok Türk yatırımcı firma için de bulunmaz nimet. Biraz sıkıntıya katlanmak şartıyla da olsa…

Bildiğim kadarı ile şantiyede yaşıyorsunuz. Nedenini ve şantiye hayatının nasıl olduğunu bizimle paylaşır mısın?

Şantiyede yaşamak özellikle Türkiye’de çok sosyal bir kişiyseniz oldukça zor çünkü belli kısıtlamaları var. Tabi Cezayir’de olduğumuz için böyle. Kurallar bazen insanı boğabiliyor. Ama çalıştığım için kendimi şanslı sayıyorum. İlk geldiğimde iki sene çalışmadım ve ufak bir konteyner’de zamanımı geçirdim hem de hiç bayan olmayan bir ortamdı. O zaman epey zorlanmıştım ama dayandım. Şimdiyse şirketimizde çalışan bizim gibi evli arkadaşlarımız var bu yüzden eskiye kıyasla daha rahatız. Önceleri bir ev tutmuştuk orada ikamet ediyorduk. Daha evimizde 15 gün ya oturduk ya oturmadık güvenlik nedeniyle bizi kamp alanında toplama kararı aldılar, şimdi bizim için yapılan stüdyo tipi bir evde kalıyoruz. En güzel tarafı bana göre işimin evle çok yakın olması, bahçemiz ve verandamız olduğundan yaz için çok ideal olması. Yine de kendimize ait bir evden çıkıp kampın içine taşınmak ve ufacık bir eve sığmaya çalışmak ilk zamanlarda epey zor geldi, artık alıştık.

Cezayir ie ilgi merak ettiğim daha birçok konu var. Örneğin, Cezayir’de ne yenir, ne içilir? Burada yaşayan çocukların durumları,  eğitimleri, gelişimleri ve sosyal ortamları yeterli mi?  Gezilecek görülecek yerleri nereleri? Vs gibi. Ancak sayfada yer kalmadı. Başka bir söyleşi de kaldığımız yerden devam etmek üzere, bilmediğimiz, merak ettiğimiz ülkelerden birini tanımamıza vesile olduğun için çok teşekkür ediyorum.

Bu haber toplam (6809) defa okunmuştur

Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3
Yorum Ekle

Haber Yorumları ( 1 )

gurbette başaran kadınlarımız
Süper ve mükemmel iki insanın söyleşisini büyük bir hayranlıkla okudum.Sizleri tebrik ediyor ve başarılarınızın devamını içtenlikle diliyorum.Röportajınızın devamını hayranlıkla bekliyorum.Tebrikler ikinize de...
ümit dinç30 Mart 2013 Cumartesi Saat 20:31

| 1 |