Yükleniyor...

Mutlu anne tablosu her şeye değer

Mutlu anne tablosu her şeye değer
  • Mutlu anne tablosu her şeye değer
  • Mutlu anne tablosu her şeye değer
  • Mutlu anne tablosu her şeye değer
  • Mutlu anne tablosu her şeye değer
09 Nisan 2013 Salı Saat 21:25

RÖPORTAJ

Bu haftaki konuğumuz; Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. İnci Çavuşoğlu. Dr. Çavuşoğlu ile Doğum ve Kadın Hastalıklarının yanı sıra, anne adaylarını doğru bilgilendirmek, normal ve doğal doğumu desteklemek, doğum korkusu

Röportaj: Müzeyyen Topçu TAN

Bu haftaki konuğumuz; Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. İnci Çavuşoğlu. Dr. Çavuşoğlu ile Doğum ve Kadın Hastalıklarının yanı sıra,  anne adaylarını doğru bilgilendirmek, normal ve doğal doğumu desteklemek, doğum korkusunu azaltmak, normal doğumun anne ve bebek açısından bilinmeyen yönlerinin farkındalığını oluşturmak için planlanmış gebelik eğitimini verdiği İzmit Gebe Kulübü hakkında sohbet ettik.

Dr. İnci Çavuşoğlu kimdir? Dr. olmaya ne zaman karar verdiniz?

Bursa doğumluyum. İlkokuldan sonra Bursa Anadolu Lisesi, İstanbul Atatürk Fen Lisesine gittim. Çocukluk hayalim doktor olmaktı ve bu sebeple üniversite tercihimi Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak yaptım.

Tıp Fakültesine başladığınızda hangi branşı seçeceğinizi biliyor muydunuz? Sonra mı karar verdiniz?

Uzmanlık sınavında Kadın Doğum seçmem tamamen bir tesadüftü. Sınava girdiğim dönemde asıl hedefim göz hastalıkları idi ancak o dönem Ankara’da hiç göz kontenjanı açılmamıştı. Bende biraz zoraki bir kadın doğum tercihi yaptım.Ama girdiğimde çok sevdim ve daha sonraki süreçlerde hiçbir zaman değiştirmeyi düşünmedim.

Branşınız hem kadın hastalıkları hem de doğum ve doğum kontrolü gibi değişik konuları kapsıyor. Zorlukları nelerdir?

Evet Kadın Doğumun alanı çok geniş ama bu bana her zaman bir avantaj olarak gelmiştir. Çünkü ben hastayla iç içe olmayı seviyorum.Dolayısı ile muayene ve poliklinik kısmı bana zor gelmiyordu.Ultrason ve NST gibi mesleğin teknolojik kısmını kullanmayı çok sevmekle beraber cerrahi benim için her zaman olmazsa olmaz olmuştur yani Kadın Doğum her açıdan benim için çok doyurucu bir alan oldu tabi daha çok emek vererek. Ama gebelik ve doğum mesleğimin en zevkli, en heyecan verici tarafları…

Onca uğraşıdan sonra bebeğini kucağına almış  mutlu anne tablosu benim için her şeye değer.. Manevi tatmini çok fazla ve bizde hiçbir yorgunluk bırakmıyor.

Kısırlık nedir? Tedavisi mümkün olmayan kısırlık var mı?

Kısırlık bir seneyi geçen istenildiği ve düzenli ilişkiye girildiği halde gebelik elde edilememesidir. Şu anki tıbbi bilgimizle doğuştan testis, yumurtalık ya da rahmin olmaması gibi durumlarda ciddi sıkıntıya giriyoruz.

Tıp bilimi ilerledikçe imkânsız gibi görünen birçok şey gerçekleştiriliyor.

En son rahmi olmayan bir kadına rahim nakli yapıldı. Sıra hamile kalmasında… Artık isteyen herkes doğurabilecek mi?

Tabi yumurta ve sperm bağışı ya da rahim nakli şu an çok güncel denilebilir ama henüz yüz güldürücü sonuçlar elde etmiş değiliz. İleride tekniklerin daha da ilerleyeceği ve daha kolay ulaşılabilir olacağı kesin. Genetik bilimi hızla ilerliyor ve ileride normal hücreden cinsiyet hücresi ( yumurta üretilmesi/ sperm) mümkün olabilir ya da belki da yapay rahim dokusu yapılabilir.

Ne yazık ki hastalanmadan doktora gitmeyen bir toplumuz. Kız çocukları kaç yaşında jinekoloğa gitmeli?

Evet zorda kalmadıkça doktora gitmiyoruz ama kadın cinsiyet organlarının önemli bir kısmının batın içinde olduğu yani iç organ olduğu düşünülürse doktora gitmenin önemi anlaşılacaktır. Buluğ çağına gelmiş her genç kız mümkünse senelik kontrollerden geçirilmelidir. Bu arada yapılacak muayenenin ultrason muayenesi olması sebebiyle genç kızlarımızın çekinmesi aslında yersizdir.

Her kadın, hastalık belirtileri olmadan ne kadar aralıklarla jinekoloğa görünmelidir?

Her kadın problemi olmasa bile senelik kontrollerini muhakkak yaptırmalıdır. Bu anlamda kadınlarımızı en çok ilgilendiren Popsmear testi denilebilir.

Popsmear ne demektir? Ne kadar aralıklarla yaptırılmalıdır?

Popsmear rahim ağzından alınan sürüntünün mikroskop altında incelenmesi ile rahim ağzından dökülen hücrelerin değerlendirilmesi esasına dayanır. Bu inceleme normalden farklılaşan kanser öncülü hücrelerin tanınmasını sağlar ki öncelikle rahim ağzı kanseri, hatta bazen rahim kanseri, tür kanseri gibi kanser türlerinin erken tanısında önemlidir. Rahim ağzı kanserinin % 70 sebebi HPV dediğimiz bir virüstür. Bunlar erken tanının hayat kurtaracağı kanser türleridir. Günümüzde tarama testleri daha da gelişmiştir Sıvı bazlı sitoloji dediğimiz tarama testi ile daha bol ve daha kaliteli hücre gruplarını incelemek mümkün olmuştur. Koruyucu aşılar özellikle gelişim çağındaki genç kızlarda kalıcı bağışıklık oluşturur.

Doğum kontrol yöntemlerinden biraz bahseder misiniz? En çok hangi yöntemi tavsiye edersiniz?

Doğum kontrol yöntemlerinden en sık tercih edilenler halen prezervatif, RİA (Rahim içi araç), doğum kontrol hapları ve tüplerin bağlanmasıdır. Hiç doğum yapmamış kadınlar için doğum kontrol hapları (OKS) ve prezervatifler ilk seçeneklerdir. OKS’ler zannedildiği gibi kısırlık vs yapmazlar dolayısı ile güvenli yöntemlerdir ve düzenli hap kullanımı gerekir. Bu sebeple aylık iğneler veya vajinal halkalar daha çok tercih edilebilir. Doğum yapmış kadınlar için RİA kolay bir doğum kontrol yöntemidir. Düzenli muayeneleri yapılmak kaydıyla uzun seneler kullanılabilir. Prezervatif cinsel yolla geçen hastalıkların bulaşma riskini de ortadan kaldırdığı için çok tercih ettiğimiz bir yöntem olmasına rağmen erkeklerin bu yönteme adaptasyonu çok iyi değildir. Ailesini tamamlamış hastalarda tüplerin bağlanması kalıcı ve etkin bir doğum kontrol yöntemidir. Erkeklerde de tüpligasyon yapılabilir ancak ülkemizde fazla talep görmemektedir.

Adet düzensizliği neden olur ?

Adet düzensizliği hormonal ya da organik sebeplerle olabilir. Organik sebepler; miyom, polip, enfeksiyonlar ve kistler olabilir. Hormonal sebepler; polikistik over sendromu, süt hormonu salınım bozuklukları ve troid hormon bozuklukları olabilir.

Vajinit nedir? Tedavisi nasıl olur?

Vajinit vajen doku enfeksiyonudur. Akıntıyı oluşturan mikrobun türüne yönelik tedavi yapılır. En sık karşılaşılan enfeksiyonlar mantar ve bakterial vajinozistir. Etkene yönelik hap, fitil, krem vb tedaviler eşler de dikkate alınarak başlanır.

Son yıllarda sezaryen doğumun daha çok yapıldığını görüyorum. Bu tercih meselesi mi yoksa endikasyon mu?

Son yıllarda sezaryen hakikaten alternatif bir doğum şekliymiş gibi görülmektedir. Bunun altında yatan sebepler ise gebelerimizin normal doğuma karşı besledikleri korkuları, normal doğumda ki belirsiz doğum zamanının kontrol etme çabası, kasılma anında doktora ulaşamama gibi endişeler yatmaktadır. Sezaryenin bir ameliyat olduğu, gereksiz yere kullanıldığında doğum riskini kat kat arttırdığı unutulmamalıdır. Oysa bizim organizmamızda diğer memeliler gibi normal doğuma programlıdır. Bizler yersiz korkularla bilinçaltımızı normal doğuma karşı olumsuz programlıyoruz ve doğum eylemi anında yeterli gevşeme ve nefes çalışmasını yapamıyoruz. Bu süreç rahmin işini zorlaştırıyor, rahim; doğum kanalını açmak için artık daha ağrılı ve daha şiddetli kasılıyor. Sonuç olarak zor ve uzun doğum eylemleri, doğum kanalı yırtıkları… Oysa vücudumuzu kendi haline bırakıp gevşeyerek harika doğumlar gerçekleştirebiliriz. Bu tekniklerin öğretilmesi amacıyla gebelerimiz için bir eğitim programı oluşturduk ve bunu İzmit Gebe Kulübü adı altında hizmete sunduk.

İzmit Gebe Kulübü’nden bahseder misiniz?

İzmit Gebe Kulübü; normal ve doğal doğumu desteklemek, anne adaylarının doğru bilgilendirme ile doğum korkusunu azaltmak ve normal doğumun anne ve bebek açısından bilinmeyen yönlerinin farkındalığını oluşturmak için planlanmış bir gebe eğitimi projesidir. Bunun yanında gebelerin kendi gibi olan diğer gebelerle aynı ortamda olmalarını sağlar ve gebelik sürecinde pozitif kazanımlar bırakır. Bu projeyi ben doğum koçum ve ebem Bilge beraber yürütüyoruz. Gebelik yogası programında Yoga Akademisinden destek alıyoruz. Doğuma yardımcı gebelik egzersizleri, doğumda hormonal denge, gebeye doğumu yönetebilme becerileri, doğum topu kullanımı, doğumu kolaylaştırıcı pozisyonlar, odaklanma, masaj, doğumda gevşeme ve doğum adına her şeyin konuşulduğu yoğun, uygulamalı bir eğitim programı ile gebelerimizi doğuma hazırlamaktayız. Fakat bunu yaparken onları sabit bir tutum içine sokmak yerine, doğumda her şeyin olabileceğini, anne ve bebek açısından riskli bir durum varsa sezaryenin her zaman başvurulması gereken kurtarıcı bir ameliyat olduğunu vurgulamayı da unutmuyoruz. Aksi halde gebelerimiz sezaryen sonrası normal doğum yapamadıkları için üzüntü ve kaygı içinde oluyorlar. Bu durumu en aza indirme açısından gebelerimizi her duruma hazırlıyoruz. Daha sonra doğum sonu dönemi konuşuyoruz ve annelerimiz için en önemli konulardan olan emzirme ve anne sütünün öneminden bahsediyoruz. Anne ve bebek arasında ki bağı arttırıcı bebek bakımı, bebek banyosu, bebek masajı gibi uygulamalarımızı anne adaylarımızın katılımıyla gerçekleştiriyoruz. En son olarak süreçten bağımsız kalmalarını istemediğimiz babalarımızı da eğitime çağırıyoruz ve onlarla doğumdan ve babalıktan bahsediyor, fikir ve düşüncelerini alıyoruz. İzmit Gebe Kulübü olarak gebelik ve doğum sürecini normal fizyolojik bir süreç olarak görüyor ve biz tüm kadınlarımızın bu dönemi anne ve bebeğe en saygılı şekilde doğal olarak geçirmelerini temenni ediyoruz.

Hamilelik esnasında anne adayları nelere dikkat etmelidir?

Hamilelik ve doğumun bir hastalık olmadığı akıldan çıkarılmamalıdır. Gebe kadın hayatına devam edebilir ancak hayatı daha düzenli, daha sağlıklı olmalıdır. Aşırı yorgunluk, açlık, susuzluk gibi durumlarda gebe daha tahammülsüzdür. Mutlaka doktor kontrolünde olmalı, az ama sık sık organik beslenmeli, katkı maddesi içeren yiyeceklerden uzak durmalı. Et, süt, yumurta, balık, meyve-sebze vb gıdalara diyetinde mutlaka yer vermeli ve bol su içmelidir. Tehlikeli sporlardan kaçınmalı, basit yürüyüşler, yoga, gebe platesi, gebelik egzersizleri vb yaparak zinde kalmalıdır. Doktor kontrolü hem bebeğin aylık gelişimi hem de yapılacak tahliller, demir, kalsiyum gibi takviyeler için önemlidir.

Gebelikte ultrasonun bir zararı var mıdır, ne kadar sıklıkla kullanılmalıdır?

Ultrason görüntüleme amaçlı yapıldığında gebelikte bilinen bir riski yoktur yalnız doppler USG dediğimiz damar akımlarını görüntülediğimiz USG tipi erken dönemde uzun süreli yapılmaz. USG’nin gebelikte en az 3 defa yapılmasını öneriyoruz Gebeliğin başında, 18-22 haftalarda anomali incelemesinde ve doğuma yakın.

Daha sık yapıldığında ki günümüzde aylık muayenenin bir parçası haline gelmiştir, herhangi bir zararı tespit edilmemiştir.

NST testini ne zaman uyguluyorsunuz?

Gebeliğin 34. haftasından itibaren ise haftalık NST ( nonstres test ) takipleri gündeme gelir ki bu da hem bebeğin oksijenlenmesi ve beslenmesi hem de erken doğum riski açısından bilgi sağlar. Özellikle 18-22 haftalar da yapılan “Sakatlık Ultrasonu” diye bilinen ultrason incelemesi gebeliğin erken dönemlerinde yapılan zeka testi olarak adlandırılan kan testlerinin tamamlayıcısı niteliğindedir. Kan testleri 11-14 hafta ve 16-18 haftalar arasında yapılır ve daha çok sık görülen genetik hastalık riskini araştırır. Sakatlık USG’si ile hem bu hastalıklarla ilgili belirteçleri arar hem de genetik olmayan yapısal bozuklukları ( örn: kalp hastalığı) araştırır. Gebelikte yapılan bu ve  bunun gibi diğer testler rahatsızlıkları erken tespit etmek ve tedbir almak açısından önemlidir. Gebelikte sadece bebeğin değil annenin de sorunları araştırılır.

Ülkemizde çok sayıda troid hastası kadın var. Hiper ve hipotroid tedavi edilmezse ya da hamilelikte atlanırsa, bebeğe nasıl bir zararı olur?

Gebelik diyabeti, guatr, hipertansiyon, maternal rahatsızlıklar erken tespit edilirse; anne ve bebek sağlığı korunabilir. Hipertansiyon; gebelik zehirlenmesi, bebekte gelişim bozukluğu gibi sonuçlara yol açabilirken, diyabet;  iri bebek, doğum travmaları, yetersiz akciğer gelişimi gibi sebeplerle yeni doğan sağlığını tehdit eder. Guatr bebeğin zihinsel ve fiziksel gelişimine engel olabilir. Erken tanı ile tedavisi mümkündür.

Aslında daha sorulacak çok soru var ancak bize ayrılan sayfa bitti.

Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz. Bir başka söyleşi de buluşmak dileği ile hoşça kalın.

Bu haber toplam (4615) defa okunmuştur

Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3
Yorum Ekle

Haber Yorumları ( 0 )

Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?