Yükleniyor...
Tuğba Tekeli

Tuğba Tekeli

tugbatekeli@gmail.com

Hissiyat

25 Şubat 2014 Salı Saat 20:38

Çoğunlukla eskiye ait olduğunu düşünüyorum ruhumun. Bana zevk veren şeyler genelde eski yüzlüdür nedense. Geçmişe bu denli bağlı olmak bazen içimi hüzünle kaplasa da gün geçtikçe daha çok hissettiğim bir duygu.

Anılar, eşyalar, filmler, kitaplar, günlükler beni her defasında geçmiş zamana daha da yakınlaştırıyorlar.

Çoğu zaman bu duygularımda yalnız olduğumu hissediyorum ama bazen benim gibi olanları gördükçe çocukça bir mutluluk duyuyorum. Eskiye dair ne varsa hepsini yakınımda tutmak isteği duyuyorum içimde.

Fotoğraflarımı bilgisayardan çok albümlerde tutmayı ve aile buluşmalarında onları tekrar tekrar incelemeyi seviyorum mesela. Şehrime ait eski fotoğraflara bakmak yenilerin çekmeye çalışmaktan çok daha anlamlı geliyor. Çocukluk eşyalarım şimdi biriken yığınla eşyamdan daha kıymetli geliyor. Anlatılan anılar yeni yazılmış kitaplardan daha mutluluk verici. Öyle ki herkese anılarını anlattırmak ve oturup saatler boyu dinlemek istiyorum. 

Kuşe kağıda basılı dergilerden çok yaprakları sararmış eski mecmuaları karıştırırken gülümsüyorum. Eski kitap kokusunu içime çekmek ve her nefes alışımda yeniden duymak istiyorum. Çocukluğumda adıma yazılan manileri okumak yıllıkların ufak notlarını okumaktan daha sıcak geliyor.

 

Pırıl pırıl yeni baskısı yapılan modern kitaplardan çok üzerleri kabartmalı olan çoğu aynı renge sahip eski ciltlere dokunmayı seviyorum. Kitap dediğin ciltli olmalı sanki. Kendinden ve cildiyle aynı renge sahip ip kitap ayıracı olmalı. Odayı tüm kokusuyla kaplamalı. Kocaman beyaz kaygan kağıtlardan çok samanlı kağıtlara yazmayı seviyorum. Artık samanlı kağıt kalmadı pek. Elimden geldiğince eskilerine sahip çıkmaya çalışıyorum. 

Bilgisayarın klavyesinden çok daktilo tıkırtısında çarpıyor kalbim yeniden. Odanın içinde yankılanışını seviyorum. Yenilikler elbette ki hayatı kolaylaştırıyorlar ama eskiler kadar hayatımızın içini dolduramıyorlar ne yazık ki.

 

Bazen tüm bunları kadınların elbiselerden sıyrılıp pantolona dönmesi gibi görüyorum. Rahat fakat estetik yoksunu. Tek katlı veya cumbalı evlerin yanındaki ruhsuz kocaman gökdelenler gibi. Canlı mis kokulu çiçeklerin yanındaki daha muntazam ve gösterişli olan plastik çiçekler gibi.

 

Günden güne bizde sanki katılaşıyoruz, tahammülsüzleşiyoruz hayata karşı. Kim var ki günlük tutan, kitapları koklayan, ailesiyle oturup anılarını can kulağı ile dinleyen, kaç kişi var? 

Zaman beni her gün biraz daha geçmişe yaklaştırıyor. Geri sarıyorum sanki hayatta. Yaşım ilerledikçe geçmişe dönüyor yüzüm. Çocukluğumu özlüyorum!

Bu yazı toplam (523) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?