Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

Türk bayrağı yoktu. Bu durum beni çok üzdü!

26 Nisan 2014 Cumartesi Saat 19:06

Sevgili kitapkurtları 2020 Olimpiyatlarını Tokyo’nun kazanması üzerine sizlere şöyle bir soru sorarak yazıma başlamak istiyorum. Osmanlı döneminde bu ülkeyi Olimpiyatlarda ilk olarak kimler temsil etti diye sorsam ne cevap verirsiniz?Peki, Osmanlı İmparatorluğu’nu Olimpiyatlarda ilk defa Ermeni sporcuların temsil ettiğini kaçınız biliyorsunuz? Gelin hep beraber 1912 yılının İstanbul’una gidelim.Bu yıllarda Osmanlında savaş rüzgârları esmekteydi! Dünya devletleri bir taraftan 5. Olimpiyat oyunlarının İsveç’in Stockholm şehrinde yapılması için hazırlıklar yapıyorlardı. Bu Olimpiyat oyunlarının 5. sine Osmanlı devleti ’de davet edilir. Bu yıllar Osmanlının çok borçlandığı ve topraklarının paylaşılmayı beklendiği yıllardır.Olimpiyatlara okullardaki özellikle öğrencilerin katılımını sağlamak için o yıllarda çıkan gazetelerden "İkdam" ve "Sabah" ilanlar verilir. Fakat bu ilanlar sporculardan yeterli ilgi uyandırmaz! Çünkü sporcunun gidiş geliş ve oradaki masraflarını sporcu kendi karşılayacaktı. Bu gazete haberlerinden en çok etkilenenlerden biri Robert kollejinde okuyan Vahram Papazyan ve MıgırdıçMıgıryan adlı Ermeni vatandaşımız olur. Bebek’te oturan bir gazete bayinin oğlu olan Papazyan, her sabah Bebek’ten koşarak Babıâli’ye gelir, oradan aldığı gazeteleri yine koşarak Bebek’e getirip babasının dükkânına bıraktıktan sonra Bebek sırtlarındaki okuluna koşardı. Tamamen kendi olanaklarıyla antrenmanlarını yapanVahram Papazyan, Selim Sırrı Tarcan'dan Olimpiyata katılabilme ile ilgili onayı alır.Ancak Stockholm'e ulaşmak ve orada oluşacak masrafları ile ilgili kendisine bir ödenek ayrılmayacağı belirtilir.Kendisi gibi Osmanlı'yı temsilen olimpiyata katılacak olan arkadaşı MıgırdıçMıgıryan için bu masrafları karşılamak varlıklı bir ailenin üyesi olması nedeniyle sorun değildir. Ancak Papazyan, dar gelirli bir ailenin çocuğudur. Bu para Ermeni cemaati tarafından organize edilen ve Türkçe olarak sahneye konulan,Arnavutköy’deki Rum Tiyatrosu’nda Fedakâr Gemici adlı bir piyes sahnelenir, bu oyunda hatta Papazyan'ın kendisi de oynar. BöyleceStockholm’de düzenlenen Olimpiyat Oyunları’na bilet almış olur. 3 Mayıs 1912 Sabahı Stockholm’e vardıklarında, sokakların ve büyük binaların Olimpiyatlara katılan irili ufaklı 27 ülkelerin bayraklarıyla donatıldığını görürler. Ama hiçbir yerde Türk bayrağı yoktu. Bu durum özellikle Vahram Papazyan’ı çok üzer. Oyunlara bu şartlar altında katılmayı reddeder. Bu protestosunu Türk büyükelçiliğine iletir.Türk Büyükelçinin girişimiyleTürk bayrağı asılır böylece Türkiye’yi temsil eden iki Ermeni vatandaşımız yarışmalara katılırlar.Göklere çekilen bayrağımızın yanında Vahram Papazyan, İsveç büyükelçimizin eşinin yardımıyla, yarışmada giyeceği kırmızı tişörtünün üzerine bizzat kendisi beyaz ay-yıldız diker.Sporcumuz göğsünde ay yıldızlı formasıyla 1.500 metrede yarışır. O güne kadar hiç profesyonel olarak koşmayan,tamamen amatörce spor yapan Vahram Bey, yarışın son metrelerine 1. olarak girer. Ancak heyecandan olsa gerek finişe 20-25 metre kala bayılır ve yere düşer,yarışmayı tamamlayamaz. Bu esnada büyükelçimiz de koşu esnasında heyecandan tribünde duramaz ve pistin yanına kadar iner. Sporcumuzu ilk teselli olan da kendisi olur.Diğer sporcumuz Mıgıryan da pentatlonda 4. olarak Osmanlı'yı tek başlarına bu oyunlarda layıkıyla temsil ederler.Sonuç olarak sevgili dostlar, bu konu ile ilgili olduğunu düşündüğüm bir kıssadan hisse ile yazımı tamamlamak istiyorum. Başbakan İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşkü'nde Atatürk'ü ziyaret etmiş: Gazi Mustafa Kemal Atatürk Florya köşkünde iken, habersiz bir şekilde Başbakan İsmet İnönü gelir. İsmet İnönü Atatürk’e şöyle der: Paşam, azınlıklar meselesi... Konuyu Meclis'e getireceğiz..  Ne diyorsunuz? Atatürk’te İsmet bugün geç oldu, yarın sabah erkenden gel, konuşalım der. İnönü Florya köşkünden ayrılınca Atatürk"bütün görevlileri" toplar ve şöyle der: Bahçedeki diğer bütün çiçekleri sökün, atın,sadece laleler kalsın der. Bahçıvanlar dediğini yaparlar fakat bir anlam veremezler. Başbakan İsmet İnönü sabah gelir, bahçenin "halini" görür ve "görevlilere" sorar: Ne oldu böyle? Görevli bahçıvanlar Gazi Paşa Hazretleri emrettiler, söktük derler. Yeterli yanıtı alamayan Başbakan İnönü, Cumhurbaşkanı Atatürk'ün odasına girer. Şöyle seslenir Atatürk’e; Paşam, bahçenin durumu ne oldu böyle? Atatürk’te şöyle cevap verir;  Azınlıkları söküp attım İsmet.Bunun üzerine İnönü “anladım" dercesine başını öne eğer. Atatürk; İsmet, ben "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözünü boş yere söylemedim. Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın öz evladır. Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin. Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın‘’azınlıklarımız zenginliklerimizdir’’ der… Saygılarımla

Bu yazı toplam (599) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?