Yükleniyor...
Özden Kısakol

Özden Kısakol

ozdenkisakol@hotmail.com

Nice Hayır'lı Anayasa'lara

29 Eylül 2010 Çarşamba Saat 21:55

Sevinmek için çok erken. Çünkü sandıktan evet değil ‘’Hayır’’çıktı nasıl mı? Evet’çiler 12 Eylül Anayasa’sına %92 ile ‘’kabul’’demişlerdi, şimdi %58’e düştüler. O zaman da arkalarında ABD vardı bugünde ABD var. Hem de yedek kuvvetleriyle birlikte.

O gün ölümler bir anda durdu, memleket kurtuldu diyerek Evren’in ve cuntanın yanında yer alanlar, 12 Eylül sonrası acımasızca bitmek tükenmek bilmeyen işkence ve kayıpları görmezden geldiler.

O gün zil takıp oynayanlar, bugün darbecilerden hesap soracaklarını söylüyorlar, bekleyin görün.

Hayır dan hayır çıkmadı diyenler yanılıyorlar, hayırdan şer çıkmadığını da görmek lazım.

Burada ki asıl mesele insanlarımızın demokrasiyi bir adım ileriye götürmek ve gelecekte daha çağdaş, demokrat, katılımcı, bağımsız bir Türkiye için katkıda bulunmaktır.

Evet demekteki mantık ve kasıt birilerinin evet demesinin ne kadar demokrasi istediğinden çok, kimin evet demeye, dedirtmeye çalıştığının önemli olduğu bir propaganda döneminden geçtiğimizi unutmayalım. Evetin sonucunda sivil Anayasa’nın çıkacağını düşünenler ileriki zamanda nelerin çıkacağını yaşayarak gördüklerinde, hayır diyenlerin haklılıklarını teslim edebilecekler mi merak ediyorum, ama ümidimi koruduğumu belirtmek istiyorum.

Bana yazılan okuyucu mailleri ile sokaktaki vatandaşların olumlu, olumsuz eleştirileri tartışma üslubu açısından gayet olumlu. Fakat bir kesim var ki bunlar aynı şablondan çıkmış, kelimeleri ezberler misali üç kelimeyle bütün değişecek maddeleri yorumladıklarını ve anladıklarını ifadede ısrarlılar, insanların bir konuyu anlamada bu kadar zorluk çekiyor görünmeleri, irdeleme, çözümleme ve anlama eksikliğinden ziyade olaya futbol takımı taraftarı mantığıyla bakıyor olması, fanatizmden ileri holiganlaşmış bir tarza doğru gidişin ayak sesleri gibi geliyor.

Yukarıda da dediğim gibi bu Anayasa değişikliğine bakışın Fenerbahçe, Galatasaray derbi maçı gibi bakılması sığ, kısır bir anlayışla tartışılmış olması toplumun demokrasiyi nasıl ve ne kadar anladığı noktasında bir fikir sahibi olduğumuzu zannediyorum.

Anayasa’nın bütün toplum kesimlerini içine alacak şekilde hazırlanmış ve kabul görmüş olması aynı zamanda toplum sözleşmesi olması gerekirken, toplumu ikiye bölmüş, kutuplara ayırmış olduğu gerçeği yadsınamaz.

Dünya’yı yeniden dizayn eden küresel güçler ve onların ülkemizdeki işbirlikçi uzantısı olan, liberal taşeronların projeleri kendilerine göre bir Anayasa yapmaktı bunda da bir nebze olsun başarılı oldular. Fakat bunun bir deneme olduğu çok geç olmadan ortaya çıkmıştır. Asıl yapılmak istenenin provası olduğunu görmemek kör olmaktan öte bir şeydir. Yapılan Anayasa değişikliklerinin yeterli olmadığını şimdiden söylemeye başladılar bile.

Yeni Anayasa taleplerinin tekrardan gündeme getiriliyor olması da bunun kanıtıdır, amaç sil baştan yeni, özgürlükçü, çağdaş bir Anayasa yapmaksa, mazeretsiz herkesimin uzlaştığı, katkı sunduğu, toplumun bütün kesimlerini kucaklayacak, kurucu felsefeyi ve değiştirilemez maddeleri de dikkate alan bir Anayasa’nın yapılması öncelik olmalıdır.

Ülkemizin içinde bulunduğu mevcut durumu da düşünür analiz eder isek şayet çok daha önemli önceliklerimizin, farklı sorunlarımızın olduğunu görürüz, ekonomik ve sosyal problemlerin bir an önce masaya yatırılması, işsizlik dahil toplumun rahatsızlıklarının giderilmesi öncelik olmalıdır. Toplumu soyut tartışmaların içine çekerek, kutuplara bölmek, Anayasa’yı siyasi malzeme olarak kullanmaktan çıkarmalıyız, tersi daha çok Anayasa’lar yaparak enerjimizi boşa harcamış oluruz.

Bu yazı toplam (486) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?