Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

Okuma ihtiyacı barut gibidir, bir kere tutuşunca artık sönmez

12 Ekim 2010 Salı Saat 12:58

Bu haftada siz değerli Bizim Darıca Gazetesi okuyucuları ile paylaşacağım konu, insanların okumayıp sadece kulaktan duyma bilgiler veya sözlerle hareket etmesinin ne derece doğru olduğunu anlatabilmek olacak. İnsanlar araştırmadan, okumadan doğru veya yanlış olduğunu anlamadan bilgi beyanında bulunuyorlar. Hayatları boyunca hiç kitap okumayan bu insanlar her konuda uzman kesiliyorlar. Kitap okumama konusunda herkesin bir bahanesi var bir şekilde. Kitaplar çok pahallı, işten geldim çok yorgunum, öğrenciyiz, oku oku nereye kadar vs. Okunan kitaplara bakacak olursak daha çok cinsellik, aşk ve siyaset gibi kitaplar tercih edilmekte. Türk insanı ortalama günde 5 saat televizyon seyretmekte. Bakın araştırmalar sonucu öğretmenlerin %28’i, ayda bir kitap okuyabiliyor. Türkiye de yılda 23 milyon adet, Japonya’da ise 4 milyar 200 milyon kitap basılıyor. Bir Norveçli yılda 137 dolar, Alman 122 dolar harcarken Türkiye’de bu oran 0.45 dolar. Türkiye’de kitap okuma oranı %0.01 civarındadır. Japonlar yılda ortalama 25 kitap, İsviçreliler 10 kitap, Fransızlar 10 kitap, Türkiye’de ise 6 kişiye yılda bir kitap düşüyor. Belki diyeceksiniz ki onların hayat seviyesi ile bizler aynı mıyız? Ama nerelere para harcamıyoruz ki!. Kütüphaneler boş müzeler yabancı turistlerin dışında bom boş. Genelde gazetelerde daha çok spor sayfası ve magazin bölümü okunmaktadır.  Okuma özürlü bir toplum olduk. Bakın yakın tarihimizde yaşanan bir olayı anlatmaya çalışacağım. Yıl 1994 Sırplar tarafından Müslüman Boşnaklara yapılan soykırım sırasında o bölgenin en büyük yazarlarından uzun süre haber alamayan arkadaşları soğuk bir kış gecesi onun evine gitmek istemişler fakat keskin sinaypir silahlarına hedef olmamak için gece sürünerek uzun süre haber alamadıkları arkadaşının evine varırlar. Kapıyı tıklatırlar cevap gelmeyince kapıyı kırarlar. Işık yoktur karanlıkta bir şekilde arkadaşlarını bulurlar.  Şair ve yazar olan arkadaşını bir sandalyede soğuktan donmuş bir şekilde bulurlar. Bu şair donmamak için en son ayakkabılarını yakarak hayata tutunmak istemiş fakat ayakkabılarda tam yanmamıştır. Sabah olur arkadaşları bir de bakarlar ki Şair ve yazar olan arkadaşının arka tarafında kocaman bir kütüphane var bu kütüphanedeki kitaplardan hiçbiri eksik değil isteseydi bu kitapları yakıp ısınarak yaşayabilirdi ama bir şair veya yazar asla kitap yakamayacağı için donmayı tercih etti. Sizlere dinimizin ilk emri olan oku kelimesini hatırlatarak bu konunun önemini anlatmaya çalışacağım. Kuran-ı Kerim’in insanlık tarihinde gerçekleştirdiği önemli bir devrim vardır. Bu da kulağın üstünlüğünü göze nakletmesidir. Yüce Allah, İslam’dan önceki peygamberlere Dinle demiştir. Çünkü o dönemde kitap çoğaltılamıyordu. Ama peygamberlerine Yüce Allah Beni dinle diyordu. Örneğin, Taha Suresinin 13. Ayetinde HZ. Musa’ya şöyle seslenmiştir. ‘’Ben seni seçtim, sana bildirilen sözleri can kulağı ile dinle’’. Hz. Peygambere ise Alak Suresi’nin 1. Ayetinde Oku demiştir. Birine dinle diyor, birine oku. Bundan anlıyoruz ki eski çağlarda eğitimde, öğretimde kulak öndeydi. Kuran-ı Kerim’in gelişiyle bu üstünlük göze verilmiştir. Artık medeni toplumlar, okuyan toplumlardır. Çünkü kulak, eğitimde daha çok çocukluk çağlarında öndedir. Gençlik ve ileriki yaşlarda okuma öne geçeceği için, göz öne geçmelidir. Okumayıp dinleyen toplumlar, ilkel toplumlardır. Bir bakıma onlar çocukluk çağını yaşıyorlar. Kısaca hikâye dinler gibi durmadan kulağınızı kullanıyorsanız o denli ilkelsinizdir. Kuran’ın oku emrini yerine getiren Hz. Peygamberin bize kalan sünnetlerinden biri okumaktır. Böylece okumak, hem Allah’ın emri hem de Peygamberin sünnetidir. Okuyan ve araştıran insanlar bir anlamda ibadet etmektedirler. Ne mi okuyacağız diye bir soru sorulduğunda Kuran-ı Kerim’in anlamı ile okunması, tabiat bilimleri ve en son insan denilen kitaptır. Hz. Peygamber’in okuyuculuğu aynı zamanda Bakara 97’ye göre Cebrail, Kuran’ı onun gönlüne indirmiştir. Onun ümmetinden olmanın en iyi yolu iyi bir okuyucu olmaktan geçmektedir. Okumanın birinci emir olduğu bir dindir bizim dinimiz. Zaten Kuran, ismini okumak anlamına gelen karee fiilinden almıştır. Sevgili Bizim Darıca Gazetesi okurları son olarak dinimizin emri ve insanlığın gereği olan okuma sevgisini yaşayalım ve yaşatalım. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözü ile yazımı bitirmek istiyorum. ‘’Eğitimdir ki, bir ulusu ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır, ya da bir ulusu esaret ve sefalete terk eder’’. SAYGILARIMLA.

Bu yazı toplam (3685) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?