Yükleniyor...
Abdullah Rabbani

Abdullah Rabbani

abdulrabbani@hotmail.com

Nasıl Müslüman Oldum?

03 Ocak 2011 Pazartesi Saat 20:54

Bu hafta sizlere nasıl Müslüman olduğumu detaylarıyla anlatmak istiyorum.

Gençtim, işim gücüm vardı. Hıristiyan’dım, Katolik tim ve kiliseye gidiyordum.

Genetik mühendisi olduğum için, incili çok fazla inceliyordum. Fakat kilisede ki ibadetlerin incille neredeyse hiç ilgisi yoktu. Bana göre Sadece ilahiler incille ilgiliydi; diğerleri çok anlamsızdı. ‘‘Biz dine neden inanıyoruz?’’ Sorusunun cevabını bulamıyordum ve ortam bana mutluluk vermiyordu, adeta bir boşluktaydım. Genetik mühendisi olmak için çok emek vermiştim. Bir firma da 15 yıl çalıştım ama bu sürenin tamamını çalışarak geçirdim. Bu süreçte yarım saat bile izin kullanmadım ve hatta hiç hastalanmadım. Hastalanmamak için kendime ve sağlığıma çok dikkat ediyor, beslenmeme özen gösteriyordum. Zaten 16 yaşına kadar hiç hastaneye gitmemiştim. İlk defa 16 yaşındayken babam sünnet olmam için hastaneye götürmüştü. Fiji’ de herkes sünnet olur. Yerlilerden kalan bir ritüeldir. Burada bir parantez açayım. Fiji’deki yerli halk ile Müslümanlar arasında büyük benzerlikler var. Kadın ve erkeklerin ayrı ayrı oturmaları, yer sofrasında yemek yemeleri ve hatta dua okumadan kesinlikle yemek yememeleri gibi. Misyonerler gelip İncil dağıttıktan sonra Fiji insanları hep incille meşgul oldular. Dinle uğraşırken baktılar ki önce topraklar sonra her şey ellerinden gitti. Artık çok geç olmuştu. Bu sayede incili dağıttıktan sonra herkese çok kolay hükmedebildiler ama yine de bazı alışkanlıkları yok edemediler.

33 yaşındaydım, üniversite okumuştum, bilim adamı olmuştum ama din konusunda hiç eğitim almamıştım ve bunu çok sorguluyordum o yüzden bunu da emek vererek ve seçerek yapmalıydım ve teoloji eğitimi almaya karar verdim. Müslümanlarla ilgili çok olumsuz şeyler duymuştum. Bu yanlış propaganda yüzünden hiçbir zaman, din olarak İslamiyeti düşünmemiştim. Pek çok din vardı. Budizm, Hinduizm, Çin dinleri ve pek çok din daha...

Teoloji eğitimim sırasında, İslam dersi aldığım günlerde ilk kez İngilizce kuranı okuduğumda, kalbimdekileri kolay bir şekilde bulduğumu fark ettim. Karanlık şeylerin cevabını Kuran’ da keşfettim.  Müslümanların bütün peygamberlere ve kitaplara inanmasından çok etkilendim. Bir ayet vardı Kuran da ‘Allah katında din İslam’dır’ Diye. Diğer dinlerin kitaplarının hiçbirinde bu yazmıyordu. Allah diyor ki;  İnsan Allah’la baş başa kaldığında ve ona yaklaştığında hiçbir korku tereddüt ve kederlenme kalmıyor, uçup gidiyor.

İslam gelmeden önce Arap Yarımadasında kadınlar için hayat çok zordu hatta kız çocuk doğurduklarında diri diri toprağa gömüyorlardı. İslamiyet’in onları kurtarıp saygı ve sevgi getirerek hak vermeye başladığını öğrendim. Bütün peygamberler çok özeldi ama Hz. Muhammed benim daha çok ilgimi çekti. Çünkü 23 yıl içinde tüm bölgeye islamı getirerek, herkesin hayatını değiştiren büyük bir lider ve aynı zamanda iyi bir eş, iyi bir komşu ve iyi bir hocaydı. Şunu keşfettim ki İslami daha iyi anlayabilmek için daha derin Arapça öğrenmeliydim. Bu nedenle 3 yıl boyunca Hindu’ca, Sanskritçe, Urducanın yanında Arapça öğrenebilmek için çok az uyudum.

İlkokul sıralarında İngiltere kraliçesi Fiji’ye gelmişti. Kırk derece sıcaklıkta, O’nu karşılamak için bizi elimize bayrak vererek yol kenarına dizmişlerdi. Hâlbuki kraliçe ve ailesi klimalı arabada gidiyordu ve ben o zaman o bayrağı tutmayı reddettiğim için öğretmenden çok dayak yemiştim. O günlerde isyan ettiğim, aradığım ve merak ettiğim soruların cevabı işte İslam dinindeydi. 3 yıl süren bu eğitimin sonunda ben Müslüman olmaya karar vermiştim ve bir yıl sonra da hacca gidecektim.

Bu yazı toplam (11598) defa okunmuştur

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?