Yükleniyor...
Beril Sökal

Beril Sökal

berilsokal@gmail.com

Kuşak Çatışması

03 Ocak 2011 Pazartesi Saat 23:37

Bu haftaki yazının ‘’eski kuşak’’ ve ‘’yeni kuşak’’ farkını anlatan bir şey olmasını istedim. Sağ olsun annemin işyeri arkadaşı Kemal bana bu konuda yardımcı oldu ve şimdiki gençlik hakkında ne düşündüğünü yazdı. Düşünceleri gençler konusunda pekte iç açıcı değil daha doğrusu gerçekleri güzel yansıttığından biraz can sıkıcı. Bizler genelde doğruyu duyunca, gerçekle kavuşunca canımız sıkılır, görmezden gelmek isteriz ya öyle bir şey işte...

Bakalım 35 yaşında ki Kemal gençler hakkında neler düşünüyor:
‘‘Kuşak farkı tarih boyunca hep yaşanmıştır ve yaşanacaktır da. 1985 sonrasında doğanlar için durum biraz daha farklı. Onların ki kuşak farkı değil sadece, biraz da teknoloji farkı “milenyum kuşağı” adını verdikleri gençler; hayata yeni bir bakış açısıyla geliyor!

Çocukluk yıllarında 'hiperaktif' bir kuşak idiler, şimdi büyüdüler ama çalışmak için hiç aceleleri yok! Kendilerinden önceki kuşağın aksine, işin hayatlarının odak noktası haline gelmesini istemiyorlar. Harçlıklarla, bedava dakikalarla, promosyon pizzalarla yaşıyorlar; büyümek istemiyorlar. Çocuksu zevklere sahipler ancak bu zevkler için büyük paralar harcamaya da hazırlar. Hevesli değiller, tembellik ruhlarına işlemiş, her şeyi hazır olarak önlerine koymanız lazım. Artık babaya su getirilmiyor; babadan bir bardak su isteniyor.

Deneyerek aşık oluyorlar ama bu süreç çok erken yaşlarda başlıyor; kreşlere kadar inmiş durumda. Bilmedikleri duyguları taklit ederek çabuk eskitiyorlar; gerçekten aşık olması gereken yaşa geldiklerinde de bir tat alamıyor, çabuk sıkılıp yeni bir ilişkiye bakıyorlar.

Artık onları en çok cezbeden, yenisini elde edinceye kadar geçen süreç...

Sosyal paylaşım siteleri hayatlarının bir vazgeçilmezi; dış görünüş içsel değerlerden daha önemli olduğundan, her zaman arkadaş gruplarıyla birlikteler. Teknolojik yenilikler, kısa sürede yaşamlarının standardı haline geliyor. 'Online' yaşayan bu kuşak, zamanlarının büyük bölümünü arkadaşlarıyla geçiriyor. Telefona bakmadan mesaj yazabiliyor, söylentiler yaşamlarında önemli bir yer tutuyor, inançlarını buna göre kuruyorlar, bunu bir araştırma sonucu gibi değerlendiriyorlar. Son olarak; bu kuşağın çocuklarının hiç birinin adı “ÖZGÜR” olmayacak’’ Diyor...

Bence de doğru diyor; hepimizin yaptığı bunlar. Farkındayız ama farkındalıktan kaçınıyoruz bir nevi. Eğer hayatı anlamak istiyorsak farkındalığın da farkında olmak gerekli. Sonuçta
annemizin karnından telefonla veya laptopla(diz üstü bilgisayar) doğmadık. Teknolojinin hayatımızı yönetmesine izin vermemeliyiz; sadece yaşamı kolaylaştırdığıyla kalmalı.

Saatler öldürüyoruz pc (bilgisayar) başında ve ihmal ettiklerimiz oluyor hayattan soyutlaşıyoruz resmen.
 Belli bir yaşı aşmış kişilerde bıraktığımız izlenimleri okudunuz yukarıda ve herkesin belli zamanlarda kurduğu bir cümle vardır. ‘‘Bu devirde düzgün adam-sevgili-kız bulmak zor’’

Bu izlenimi bırakmamalıydık başta ama haklıyız da bir bakıma; ayak uydurmak için yapmıyor muyuz bunları? Çünkü öyle bir zamandayız ki artık insanın doğru bildiklerinin bile yanlış olabileceğini görüyoruz bazen. Biz gençler bir ortama girmek için onlar gibi olabiliyoruz, istemsiz. Bundan dolayı zaten özgür olmak zor bu zamanda...

 Kendimizi fetih etmeliyiz artık özgürlüğe biraz daha yaklaşmak için. Bu başarabileceğimiz en zor ama en özel fetih olmalı. Zor olmalı çünkü herkesin başaramayacağıdır bu ve özeldir ki herkesin başaramayacağını başarmak bir özellik olsun.

Bu yazı toplam (1024) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?