Yükleniyor...
Aktan Uslu

Aktan Uslu

aktanuslu@gmail.com

Galiptir bu yolda “mağlup”

27 Mayıs 2010 Perşembe Saat 08:09

Sevgili okur…

Artık hayır mı, şer mi bilemeyeceğim ama kesin dönüş yapıyorum. İki defa çeşitli gerekçeler ile ayrıldığım Çağdaşkent’e üçüncü dönüşümü yapıyorum. Zaten Gebze’de oturuyorum ama çalışma yaşamı modunda da yine Gebze’ye dönüyorum. Buna kim ne kadar sevindi veya üzüldü bilemiyorum ama kendi çapında en hassas olduğum konuda, emek dünyasında, örgütlü emekçinin temsilcisi sendikalar nezdinde memnuniyete neden olması şahsım için önemli bir etken. Elbette, “İyi ki dönüyorsun” diyen diğerlerine de saygım var, gururumu okşuyor ve hoşuma gidiyor ama ülkemiz ve dünyamız genelinde emekçiye ayrı bir sempatim var. Bunu da yazmaktan gocunmuyorum…

Nereden dönüyorum. Bilen bilir. Halen çalışmakta olduğum, istifa dilekçem sonrası doldurduğum kadronun boş kalmaması için tanımam gereken 15 günlük süre 4 Haziran Cuma günü dolacak olan, ayrıca “damat”, “oğul”, “enişte”, “bacanak” olduğum Çayırova ilçesinde yayın yapan Çayırova Haber Gazetesi’nden dönüyorum.

Neden dönüyorum. Şartlar öyle gerektirdiği için dönüyorum. Kimi doğrularımdan asla taviz veremeyeceğimden ötürü kopuyorum.

Geride kalan tam 1.5 yıllık sürecin özellikle son 6 ayında sergilediğim pratikler ile Çayırova’da genişçe bir kesimin sevgi, ilgi ve desteğini kazandım. O kitle zaman, zaman kimi yorum ve haberlerimde kızdırsam da o yaklaşımını, desteğini hiçbir zaman geri çekmedi. Daha dar bir kesim ise oldukça mutlu. Ekonomik anlamda ellerinde bir güç vardı. “Güçlü haklıdır” türü bir dünya görüşü ve duruşuna sahiptiler. Ve en iğrenci, herkesi kendileri gibi sanmaları oldu.

Geçtiğimiz hafta Çayırova Belediyesi’nden ismi ve aradığı telefon numarası bende saklı bir zat cep telefonumdan aradı. Şahsımı tanıyormuş. Görsem, şüphe yok ki en azından simaen ben de tanırım. Bir şekilde elime kartım ulaşmış ya da bir yerde ben vermişimdir. O kartta ismimin altında “editör” yazıyor. Çünkü Çayırova Haber’de özellikle ilk bir yılım içinde işimin büyük kısmını editörlük oluşturuyor ve haberin kaynağında, sokakta, halkımızın içinde pek gözükmüyordum. Bana editörün ne manaya geldiğini, ne iş yaptığımı, belediyenin bir karton işi için teklif gönderdiklerini ama hala dönmediğimi falan söyledi. Biraz da gergin olduğumdan olsa gerek, söylediğinin ne manaya geldiğini fazla sorgulamadan bir gün sonra belediyeye, yanına uğrayacağımı söyleyip telefonu kapattım. Muhtemelen yarım saat kadar sonra, Zeki (Aktaş) abinin Osmanlı Çay Evi’nde bir çay içip kendime geldikten sonra ne demek istediğini aldım. Aynı telefona dönüp biraz sert ama o kişiye o telefonu bir açtıran olduğunun, sonunda kendisinin de bir emekçi olduğunun bilinciyle gelmeyeceğimi belirtip, “Ben bugüne kadar parayı sadece çalıştığım işyerlerinde, işverenden maaş veya bağladığım reklamlardan ötürü prim olarak aldım” dedim.
İşte Çayırova Belediyesi’nde başta Belediye Başkanı Ziyaettin Akbaş ile Talha Dülgerbaki ve Macit Kardeş olmak üzere bir elin parmağını geçmeyecek sayıda kişi şahsımı aynı kendileri gibi ve kirli şekilde besledikleri “gazeteci”ler ve diğer zevat gibi sandı. Makam ve para ile gözleri dönen, oraları aslında hiç hak etmeyen, bir şekilde oralara geldikten sonra hazım problemi de yaşayan zevat herkesi, kendisi gibi sandı.

Onlar şimdi çok mutlu. Şimdiye kadar üç tezgah ve benzer girişimlerinin üstünden, Olcay Karabağ’dan aldığım destek ve güç ile de bir şekilde geldim, geldik. Dördüncüsü artık başa çıkamayacağım, açıkçası “pes” dediğim yer oldu. İşte onlar ve “dava” arkadaşları paranın ve makamın verdiği güçle bu mücadeleyi sözüm ona “kazandık”larını zannederek mutlu. Halbuki bu mücadele ekseninde sadece bir mevziiyi edindiler, susturdular veya öyle olduğunu sanıyorlar. Ben meslekten istifa etmedim, bölgeden de çekilmedim. Bu bölgede, bu ilde, bu ülkede hala bir şekilde seslerini kesemeyecekleri, kimsenin aynı şekilde konuşturamayacağı, fedailiğini yaptıramayacağı örnekler de var. “Atıl Kurt. Katıl Kurt” modundaki Levent Kömürcü ve benzer örnekleri sayesinde, “20 TL versem ne söylesem yazarlar” diye dedirten “gazeteciler” sayesinde camianın adı çıksa da, arada çıra misali kurular yansa da,  şahsım ve Adnan Üner nezdinde gazeteciler, Çağdaşkent ve Bizim Kocaeli gibi gazeteler var.

Hadi gidin de oralarda kurum ve kişilere “Caddeye bayrak asma”, “Kutu kutu pense” gibi işlerin tekliflerini üzerine basarak ifade ederim ki, “suspayı” modunda verin.

1994’ten beri bu bölgede bu mesleği yapmaktayım. Şekerpınar – Tavşancıl arası 20’nin üzerinde belediye yönetimi, başkanı gördüm. Her biri de yerel basına ilan da verdi, ahlaki yaklaşımlar ile matbaaları için iş teklifleri de aldı. Hiç ama hiçbiri Çayırova Belediyesi’nin bu dönemi kadar ahlaksızca değildi. Bir takım istisnalar hariç hiç ama hiçbiri, hele ki muhalif bilinen yerel basına aktarılan ilanlar, tüm kamuya açık teklifler üzerinden verilen işler “Suspayı” olarak verilmedi.

Demek ki Çayırova Belediyesi’nin bu dönem basın nezdinde kamuoyundan saklaması gereken, halının altına sürüklediği çok ama çok “atık” var.

Ve o zevat Çayırova’dan gittim diye sevinmesin. Meslekten de çekilmedim, bölgeden de…

Bu yazı toplam (616) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?