Yükleniyor...
Turgut Güngör

Turgut Güngör

gungor-turgut@hotmail.com

Vazgeçemediğimiz siyaset

17 Ocak 2011 Pazartesi Saat 19:35

Siyasette uzunca biz zamandır iç içe olan bir arkadaşınız, bir ağabeyiniz, baba dostunuz ya da nasıl adlandırırsanız adlandırın; sizlerle bu seçim arifesinde siyaset nedir, hangi kademede olursa olsun; Siyasetçilerin davranışları, duruşları nasıldır?

Ülkemin sabırlı, mazlum insanları siyasetçiyi nasıl görür?

Siyasetçiyi siyasetçiden dolayı mı seviyoruz yoksa beklentilerimiz var da siyasetçilere kucak açıyoruz?                                                                                                    

Ya da böyle gelmiş, böyle gider deyip adam sende mi diyeceğiz? Bu sorular böyle sıralanır gider. Çünkü siyasetle uğraşmak, siyasetçi olmak gerçekten zor bir uğraştır. Özellikle siyasetçilere, dünya görüşleri doğrultusunda oylarıyla destek veren bizlerin hemfikir olduğumuz tek nokta siyasetin topluma hizmet için var olduğunu kabul etmektir ve de oylarımızı verirken siyasetle uğraşanların da bu bilinçle hizmet etmelerinin yaratana ibadet kadar kutsal oluduna inanırız. Öyle varsayarız…
Öyle varsayarız da acaba öylemi? Bizler diğer ülke insanlarından düşüncelerimizle kültürümüzle, hayat anlayışımızla, beklentilerimizle farklıyız. Hatta kılık kıyafeti bir kenara koyarsak geriye kalan her şeyimiz farklıdır. Elbette siyaset anlayışımızda, kafamızda oluşturduğumuz siyasetçi profilimiz de değişiktir.
Ülkemizde siyasetin işleyen kuralları ne yazık ki son derece çetin ve acımasızdır. Siyasette bir yerlere erişmenin çabaları da çok acımasızdır, yıpratıcıdır. Olmasa keşke, ama öyledir işte. Aynı partide birlikte siyasette yapmanızla övündüğünüz ve hiçbir şekilde yanlış bir davranış beklemeyeceğiniz arkadaşınızla inandığınız yolda beraber yürürken bir anda onun çelmesi ile karşılaşmanız mümkündür. Soranlara da “E napalım siyaset bu” Deriz sıkılmadan.

Hele öyleleri vardır ki denizanası gibidirler, ne kokuları vardır ne de renkleri...
Sanki siyasetin temeli hile, desise, entrika, riya demekmiş gibi. Çoğu karşısındakiyle konuşurken ya eliyle ağzını, ya da gazeteyle yüzünü kapatırlar. Ortalık bazen öyle toz duman olur ki kimin ne zaman dost ne zaman düşman olabileceğini asla anlamak mümkün görünmez. Yani oy vermeyi düşündüklerimize bile olan güvenimiz bazen boşalıverir ya da onlara neden oy verdiğimize şaşırabiliriz bazen.
Pek çoğu bir yerlere aday olurlarken, kendilerine aday oldukları yere yetecek bilgisinin, becerisinin, deneyiminin, kültürünün, donanımının olduğunu sorgulamazlar. Hadi onlar sorgulamaz; ya biz, bizlerden destek isteyenlere oy bekleyenlere, “Size destek verirsek bizim avantamız ne olacak” Diye sorma hakkımız var mı? Daha seçilmeden onlardan avanta talep etmemiz hangi vicdana sığar. Avantamızı soracağımıza, seçilmek istemesinin sebebini neden sorgulamayız?
Siyasetçinin davet edilsin edilmesin toplumun bütün sosyal olaylarının içinde olması gerektiği inancı nereden gelir? Açılış, düğün, sünnet, ölüm, tören, gibi sosyal etkinlikleri kesinlikle kaçırmamalıdır. Ya kaçırsa kötü siyasetçi mi olur? Neden Ülkede ters giden bir şeyleri mecliste düzeltmek ya da düz gidenini daha da mükemmel hale getirmek için çalışmalar yapmasını bekleyeceğimize, neden devamlı sırtımızın sıvazlanmasını bekleriz? Neden daima bize hoş görünmelerini bekleriz? Tabi bununla bazıları gibi ben kimseleri kazımam demesi de beklenemez. Elbette siyasetçi hatır naz olmasını bilmeli; sevgisini de saygısını da dengeli göstermelidir. Hizmetini toplum için yapmalıdır. Neden toplumun çıkarlarını gözetmesi gerekirken, sadece bizim çıkarımızla uğraşmadı diye “tüh elim kırılaydı” Deriz?
Hele de siyasi partilerde taraftar gibi görünen bir gurup vardır ki her zaman iktidar nerde ise onlar sofrada yerlerini alırlar. Esef duyarak söylemek zorundayım ama bu tipler hiç hak etmedikleri halde ve de yüzleri hiç kızarmadan kaynağını hiç sorgulamadan iktidar kaymağından paylarını kaparlar.
Elbette bu olumsuzlukları uzun uzadıya sıralamak mümkündür ve bunları ülke siyasetine çeki düzen vermek için sorgulamaktan da, cesaretle dile getirmekten de kaçınmamalıyız. En azından sizlerden destek isteyenlere, hiç olmazsa “neden seçilmek istediğini, “Seçilirse neleri yapmak istediğini” sormayı mutlaka kendinize iş edinmelisiniz. Çoğunu tenzih ederim ama bir kısmının mutlaka kem küm edeceğini göreceksiniz. Adaylarınızı belirlemede tercihlerinizi yaparken sizlere kolaylıklar dilerim.

Bu yazı toplam (630) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?