Yükleniyor...
Turgut Güngör

Turgut Güngör

gungor-turgut@hotmail.com

Kahvehane siyaseti, siyasetçisi, aydını...

24 Ocak 2011 Pazartesi Saat 22:58

“Hatırlayanınız var mı?” bilmem; bir zamanlar CHP\'nin Değirmendere, Eşme gibi cennet beldelerinin belediye başkanlarının uygulamaya koyduğu halk meclisleri toplantıları bugün onlara komünist rejim uygulamaya kalkan zındıklar yakıştırmasını yapan zihniyetlerinin uzantıları uyguluyor.
Zor sanat su siyasetçilik, üstat Necip Fazıl\'ın dediği gibi “Can taşıma liyakatini canların canı uğruna can vermeyi cana minnet sayacak kadar cesur bu nispette stratejiye ve usule uygun” bir siyasetçi olmak, ya da bu kadar cesur ve dürüstünü bulamak gerçekten zor ve meşakkatli bir iştir dostlar.
Aydının, siyasetin, siyasetçinin güvenirliliğinin azalmasına sebep beklide bu kahvehane köşelerinde kendinin siyaset yaptığını sanan ve de haddini bilmeyenlerdir Tıpkı çamur banyosu yapmış gibi bir görünümleri vardır bunların. Aslında hiçbir şey değillerdir de kendilerini öyle zannederler.
Tartışmayı çok severler. Ama fikrini söyleyene de hemen itiraz ederler. “Aydın kime denir diye sorsanız?” Ben derler. Aydının en olmazsa olmaz özelliğinin, düşünceyi ciddiye almak, düşüncesi ve varsayımları ile tutarlı olması, düşüncesinin kendini götürdüğü yere korkmadan gidebilmesi olduğunu bilmezler. Düşüncenin ve dürüstlüğün aydın olma niteliğinin ilk belirleyici unsuru olduğunu bile bilmeden kendilerini aydın olarak lanse etmeye kalkarlar.
Sorsak, “siyaset nedir?” sormanıza gerek yok, ben buradayım, en iyi ben bilirim diye cevaplandırırlar. Hâlbuki siyasetin ya da politikanın ne olduğu eski çağlardan biri tartışılan, tarifi tam olarak netleşmemiş bir konu olmasına rağmen hiç yüzleri kızarmadan fırlarlar ortalığa.
“Siyasetçi kim diye sorsalar?” yine hiç tereddüt etmeden zıplarlar ortalığa. Hiç umurlarında değildir siyaset meydanlarının, kaynağının ne olduğu bilinmeyen olanakları bakımından kademe atlamış bir takım insanlara bırakılmayacak kadar önemli olduğunu.
“En iyisi kim bu siyasetçinin diye sorsak” gene kimseye laf bırakmazlar. Benden daha iyisi olamaz deyiverirler hemen. Derler de toplumsal çıkarları şahsi çıkarların üzerinde tutulması gereğini akıllarının ucundan bile geçirmezler. Ama bir yerlere adaylık söz konusu olduğunda öğlen verdiği sözü akşam beşe beş kala “Kusura bakma arkadaş ben caydım” demekten hiç yüzleri kızarmaz. Hatta “Ayıp değil mi bu yaptığın” diyenlerle yumruklaşmayı bile göze alırlar.
Oldum olası siyaset komisyoncularından nefret etmişimdir. İnanın vatandaşın büyük bir bölümü de öyle. “Yap siyasetini al avantanı” diyenlerin tamamı memleketin, milletin malını babalarının malı gibi görür; gözleri de doymaz üstelik. Onların umurlarında değildir, sahiller yağmalanıyormuş. Ormanlar yok ediliyormuş kime ne?  Ortalama her gün bir genç hayat kalleş kurşunuyla sönüyormuş bunları umursamazlar bile. Hiçbir misyonları yoktur.
Bir kısmı da hiç hak etmediği halde hasbel kader bir yerlere gelmesi nedeniyle kendisine gösterilen hürmete tav olurlar. Siyaset komisyoncuları kadar tehlikeli değillerdir. Bunlar için her şey görünüşten ibarettir. Siyasete hiçbir şey katmazlar. “Bak bu arkadaş bilmem nereye şey olmuş” desinler bu onlara yeter.

Ne yazıktır ki bu tip vatandaşlar parti örgütlerinde hiç kimseye yer bırakmazlar. Çok esnek oldukları ve yüzlerinin rab biyesi silinmiş olduğundan da hep aranan insanların ününde durmuşlardır. Ama seçim sonuçlarının hüsranını da kendilerine hiç kondurmazlar. Hep suçlayacak birilerini ararlar. Elbette hiç suçlusu bulunmaz, sadece birtakım küskünler çıkar ortaya, yine bir takım küskünleri bir araya getirmeye soyunan kahramanlar peydahlanır. Sonunda yine olan partiye olur. Bütün safiyeti ile hiçbir beklentisi olmadan ben siyasetçi değil bu partinin neferiyim diyenlerin duygularına olan olur. Yüce rabbim bizleri bunların şerrinden korusun.

Bu yazı toplam (1331) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?