Yükleniyor...
Kemal Uyar

Kemal Uyar

kemaluyar1907@hotmail.com

Hayat ölümden soğuktur

24 Ocak 2011 Pazartesi Saat 23:00

“Dikkatle bakıyor musunuz? Tüm sihirbazlık gösterileri üç perdeden oluşur. Birinci perdeye \"Vaat\" denir. Sihirbaz sıradan bir şey gösterir. Bir deste kağıt, bir kuş veya bir adam. Hileli olmadığını görmeniz için... Sizden incelemenizi isteyebilir. Evet, hilesiz, normal gibi gözükür ama elbette öyle değildir.

İkinci perdeye \"Dönemeç\" denir. Sihirbaz bu sıradan şeyi alır ve ona sıra dışı bir şey yaptırır. Şimdi sırrı arıyorsunuz ama bulamayacaksınız. Çünkü aslında dikkatle bakmıyorsunuz. Aslında öğrenmek istemiyorsunuz, aldatılmak istiyorsunuz. Ama henüz alkışlamazsınız. Çünkü bir şeyi ortadan kaybetmek yeterli değildir. Onu geri getirmelisiniz. Bu yüzden her sihir numarasının bir üçüncü perdesi vardır. En zor bölüm. Prestij.”

(The Prestige-2006 filminden)

Hayat dediğimiz gösteri de üç perdeden oluşur. Tek fark tersten işler. Birinci perdeye “Prestij” denir. Yeni bir yaşamı dünyaya getirmek oldukça zordur. İkinci perdeye “Dönemeç” denir. Sırrı ararsınız ama bulamazsınız, belki de bulmak değildir istediğiniz; kandırılmaktır. Son perde: Vaat. Hiç bitmeyecek sandığınız, aslında çok uzun hayal ettiğiniz yaşamın o kadar da uzun olmadığını görürsünüz. Adaleti de yoktur hayatın. Gerçek adalet ölümle gelecektir.

Yok yok… Amacım, sevimsiz bir konuyu tartışmaya açmak değil. Amacım, tartışmasız bir konuyu sevimli kılmak. Amacım, adaleti yok gibi görünse de, hayatın elimizdeki tek fırsat olduğunu hatırlatmak.      

Ölüm beklenmeyen bir sondur. Zengin-fakir, kız-erkek, güzel-çirkin, genç-yaşlı, namuslu- namussuz hiç fark etmez. Herkes için gelir ölüm. Hem de haber vermeden. Bir gece aniden ya da güpegündüz. Evde sevdiklerinizin yanında ya da dışarıda... Herhangi bir yerde buluverir sizi. Üç katlı villanızın çevresine üç metre boyunda taştan duvarlar da örseniz, tüm evinize alarm sistemi de kursanız, bir araba dolusu korumayla da gezseniz, yine de memat gelir bulur sizi.

Kötü haber tez duyulur. Duyanlar yaşınızı sorar önce; hasta olup olmadığınızı…

Yaşınız büyükse “Allah kurtarmış” derler. Sanki doksan yaşında birinin hayatla zoru varmış gibi. Hayata veda etmeden önce ağır hasta idiyseniz “Allah çektirmemiş” derler. Hayata tutunmanın neresi çekmekse. Küçük yaşta öldüyseniz eğer, “Günahsız gitti” derler. Yaşanmamış bir hayat hangi günaha sığacaksa!

Yirmi bir gram ruhunuz mudur sizi sevdiren, yoksa gözlerinizin içindeki hayatın ta kendisi mi? Bilmem ama öldüğünüzde kimse yaklaşmak istemez yanınıza. Kimse bakmak istemez yüzünüze. Hiçbir şey bulamasalar, gazeteyle örterler üstünüzü. Sonra biri ayna getirir ağzınıza tutar ve ayna buharlanmazsa; ölmüşsünüz demektir. Son bakışınızı da silerler, gözlerinizi kapatarak. Sonra çenenizi bağlar, başınızı kıbleye çevirir, ayaklarınızı yan yana getirir, ellerinizi göbeğinizin üzerine koyarlar. En son bir bıçak, demir veya metal bir eşyayı da karnınızın üstüne yerleştirirler. Öldüğünüz oda temizlenir, aydınlatılır. Kimse katlanamaz kararan dünyanıza.  

En yakınınızdakiler için zor geçer zaman, bir dönem. Kelimeler kifayetsizleşir, geceler uzar, oksijen azalır. Sonra hatırlamak istemez kimse sizi. Bu gezegene hiç gelmemişsiniz gibi unutulur gidersiniz. Duvarda asılı kalan bir kaç resminiz tek kanıttır artık yaşadığınıza dair;

O da şanslıysanız…

Bu yazı toplam (1079) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?