Yükleniyor...
Güler Pınarbaşı

Güler Pınarbaşı

info@ucuncugoz.org

Yarın kanser olacağım...

24 Ocak 2011 Pazartesi Saat 23:02

Yarın Kanser olacağım izninizle, o korkunun içinden geçip gideceğim

(16/6/2009 tarihli farkındalığım)

Bugün garip bir rüya gördüm... Rüyamda yaşıyordum ama aslında sürekli ölmek isteğindeydim. Bu yüzden sizinle bu hafta ölüm- doğum, kısaca yaşam hakkında içimden gelip gidenleri paylaşmak istedim...

Yazıma \"Ölüm var mı?\" sorusunun bana göre cevabıyla başlamak istiyorum:

Geçen gün mail kutuma böyle bir iç döküş geldi. Haftanın bütün günlerinde yaptıklarınızın ve düşündüklerinizin aynılığını düşününce yaşadığınızı mı düşünüyorsunuz?\" sorusunu soran bir mektup; \"Ölümü beklemeye gerek yok çünkü siz bu aynılık içinde yaşadığını sanan bir ölüsünüz zaten!\" diye de bitiriyordu Sevgili arkadaş. Cümleler bu denli aynı değildi belki, ben buraya anladığımı taşıdım.

Doğum- Ölüm, kısaca yaşamla iç içe olan ben; bu konuda uzun zamandır güzel kafamı yordum diyebilirim. Okudum, yazdım, düşündüm, sordum, ölüm anında ölenle birlikte oldum; öldükten sonra \'seviyorum\' diye ruha yapışanlarla çalıştım. Ölüm zamanı gelip ölemeyenlerle çalıştım, ölmesi gerekmediği halde ölüm korkusuyla kendini bir an önce öldürenlerle, ölümden vazgeçip yaşamı seçenlerle...

Bu karşılaşmalarla kısacası herkesi ait olduğu yere göndermeyi iş bile edindim diyebilirim!

Bilenler bilir, daha önceleri yazmıştım, bloğumda halen yazılıdır. Benim hayattan \'Bir anahtar\' talebim vardı ve bir süre sonra yolda yürürken ucu kırık bir anahtar bulmuştum. \"Böyle işime yaramazsın, git tamamlan da gel!\" dedim anahtarı mazgala attım. Aradan az zaman geçti ve anahtarın diğer eksik kısmını buldum bu sefer. \"Böyle de işime yaramıyorsunuz, lütfen birleşin de işe yarar hale gelin!\" dediğimde ise o zamanlar ihtiyacım olan mekanın anahtarı bütünleşmiş halde elime sevgiyle verilmişti. İlginç bir farkındalık süreciydi, bu hikaye daha da devam etti.

Neyse nice zamanlarda elimden birçok anahtar geldi geçti... Seyrediyor, bu anahtar hikayesi nereye kadar gidecek merak ediyordum. Hayat yolunda herkesler gibi, iniyor- çıkıyordum. Bir farkla: Olan her şeyin farkında olarak!

Bu arada benim iyileştirici notlarım vardı. Eczane niyetine onları kullanırdım. Bunlar; not olabilir, kitap olabilir, kitap başlığı olabilir, gazetede bir haber başlığı vb…

 Özellikle de 3. Göz dergilerimdir kesinlikle. İnsanız ve dünyada yaşıyoruz. Bazen \"gümmmm!\" diye bir kayaya çarpabiliyordum ben de! Her ne kadar kendimi korumaya çalışsam da, bütün yöntemler hakkında az çok bilgim olsa da. Duruyorum, bakıyorum. Önemli olan şimdi yoluma çıkan kayanın engelini kaldırmak olduğundan böyle zamanlar ne kadar sevimsiz de gelse ilk başta, sonra acaip hoş bir deneyime ve farkındalığa dönüşüyor. Kayaya da, kayayı oraya koyana da, kayanın farkındalığına da bir adım daha yukarı çıkan kendime de şükrederek bitiyordu her hikaye...

Diyeceğim şu ki; fiziksel boyutta aradığım anahtarın- hatta anahtarların aradığım şey olmadığını fark ettim bu süre içinde. Önemli olan içimdeki anahtarı bulmak ve o anahtarla her kapıyı açmaktı! Oldu mu? Oldu!..

Ve en önemlisi herkeste de olabileceğini anlamak…

 Ve en önemlisi herkesin parmak izi gibi özel olduğu bilgisi…

Gelen adına müşteri diyelim, danışan diyelim, her ne diye tanımlarsak tanımlayalım hikayeler aynıymış gibi görünse de;  çözümler çok farklıydı.

Ben bana \"hastayım\" ya da \"karışığım\" diye gelen arkadaşlarda eğer hasta iseler konunun yoğunluğuna göre psikolog ve psikiyatriste veya başka bir özel yöntemin uzmanına yönlendiriyorum. Şifa konusunun daha da üstünde olan bir enerji olan FARKINDALIĞINI YÜKSELTMEK isteyen kişilerle yola devam etmeyi daha zevkli buluyorum. Çünkü ayıptır söylemesi bu mükemmel makinenin hastalanmasına, yaşlanmasına hele ki bu yüzyılda hiç inanmıyorum.

Ölümle meşgul olan ve uzun zaman birçok zamanımı öldüren kafamı değiştirerek, beni yaşama sımsıkı bağlayan ve en büyük eğlencem olan oyun; kendimi keşfetmem oldu. Yaşamımdaki her konuyu bir deneyim olarak görmeye başladığım anda değişti her şey. Örneğin en son grip olduğum zamandı. Uzun zamandır hasta olmadığımdan bedenimin tepkilerini unutmuşum. Bu süreyi bedenimdeki bağlantıları anlamakla geçirdim. Mesela öksürürken ciğerlerimle kulaklarım arasındaki bağlantımı bu deneyimimde fark ettim. Kulağımda ağrı gibi hissettiğim şeyin basınç olduğunu, içine girdiğimde titreşimi hissederek yaşadım derken, derken...Heyyy yaşasın bir hafta geçmiş gitmiş bile!!!... Hem de kendiliğinden. Biraz canım acısa da o acının geçiciliğini görmek her sıkıştığımı düşündüğüm zamanların geçiciliğini yeniden hatırlattı bana.

Yaaa, bak şimdi, nereden nereye geldim... \'Ölüm\'dü değil mi konu başlığımız, hani otomatik yaşam içinde yaşayıp giden bedenli - yaşadığını sanan- ölmüşlerdi... Hani üstüne ölü toprağı atılmış gibi yaşayan mutsuz yüzlerdi... Neden dünyaya geldiğini bile bilmeden ölüp gitmekti...

Kimler mi yaşıyor?

Dışarıda her ne hal olursa olsun içinde huzurlu olanlar!
Her an doğup, her an öldüğünü bilenler...
Yaşadıkları her olayın içinde kendilerini keşfetmeye öncelik verenler!
Her ne olursa olsun kendilerinden vazgeçmeyenler!
Kanserden, ülsere kendilerine gelmiş olsa bile onun misafirliğini incelemeye alıp üretmeye devam edenler...

Her gününün ve hatta anının hakkını verenler!
Soru soranlar! cevap arayanlar!
Nefesin mucizesine bir göz atanlar!..
işaretleri fark edenler,
İşaretleri yorumlamak için her OLAN\'ı keşfe çıkanlar...

Ben mi; yaşıyor muyum gerçekten bu dünyada? Göğsümü gere gere diyebilirim ki: EVET!.. Uzun zaman ölüm müptelası olan ben, (akrep burcunun ölüm enerjisiyle sıkı fıkı olmasından dolayıdır bu) Doğum ve Ölüm dengesindeki yaşam tahterevalli oyununda eğleniyorum artık...

İçimden bugün bu aktı geldi Sevgili; kendiliğinden, devam da edecek... İmla mimla dinlemeden de hemen paylaşmak istedim. Varsa bir kusurum hoşgörüne sığınırım. Ben duyguların yazarıyım, Nobel ödülü aldırtır mı bilmem yazdıklarım ama paylaşıyorum sevgiyle. Eğer geldiyse seninde gözlerin buralara kadar, gözlerine sağlık.

Bir gün İzmit\'e gelmek istiyorum. *Hipnozu anlatacağım...

Aslında ne kadar basit düğümleri, ne kadar başarılı çözülmez hale getirdiğimizden bahsedeceğim, sonra isterseniz çözümlerine de bakarız birlikte... Belki kendi hayatının sorularına cevap bulabilir, belki de bana hayata karşı yeni sorular sordurabilirsiniz.

Aşkla kalın, yaşamın tüm derinliklerinin farkında olarak!

*Hipnoz; bugüne kadar televizyon programlarından ya da medyanın çeşitli organlarından takip ettiğimizde korkulacak, uzak durulması gereken bir uygulamaymış gibi yansıtıldı bizlere. Oysaki gerçek kullanım alanı ve faydaları bambaşka ve etkilidir. Bizim de amacımız seminerimizde hipnoz hakkında temel bilgi vermek, faydalarını anlatmak, merak ettiğiniz sorulara yanıt vermek ve sizlere birkaç teknik göstermek.

Bu yazı toplam (576) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?