Yükleniyor...
Güler Pınarbaşı

Güler Pınarbaşı

info@ucuncugoz.org

Yaşamaya devam edin

31 Ocak 2011 Pazartesi Saat 20:13

16/6/2009 - farkındalığıma devam)

 \"Yaşamak, insan İç Sesi\'ni dinlemeyi reddedene dek zor bir şey değildi. İnsan yeniden doğup o İç Sesi dinlemeyi öğrendiğinde geçimini sağlamak için çalışıp, çabalamayı bırakacak, sadece yaratmanın mutluluğu için çalışacaktır. O yaratmanın mutluluğu içine girecek ve Rabbin Yasası ya da Allah\'ın Sözü ile yaratacaktır! O\'nun sözü ile özünü keşfetmiş insanın her şeyi seven ve her şeyi saran özü- esası üzerinde hareket edebileceğini ve zihninde tuttuğu her ideali tezahür ettirebileceğini görecektir...\" 
 SEÇİM BİZİM!

Kendimi gösteriye çıkacakmış gibi heyecanlı hissediyorum şimdi. Acaba diyorum dün yazdığım mektupla kimleri kızdırdım, kimleri dürttüm, kimlere \"saçmalamış\" dedirttim? Kimler başlığından ürküp mektubun içini açıp enerjisini almadan, okumadan sildi, gitti? Kimler okudu, kimler üzerine düşündü, kimlere yaşamındaki eşzamanlı olaylar hakkında bilgi götürdü ve kimler sorguladı bir daha hayatını? 
 \"Haydi Güler\" dedim, \"ol bakalım şimdi kanser, hadi bakalım kolay gelsin!\" 
 Çok basit biliyor musun kanser olmak Sevgili. Hele ki şu içinde bulunduğumuz dünyada. Yediklerimiz, içtiklerimiz, iyi olalım diye kullandığımız, güzel olalım lezzet alalım diye içtiğimiz her şey de bir miktar kansorejen var. Böyle düşünmeye bile gerek kalmadan kanser edebiliriz kendimizi. Diyelim olmadık, yaşamı algılayış biçimimiz bilgeliğe girmediyse henüz, düşüncelerimizi her ne hal içinde olursak olalım olumlu da tutma alışkanlığımızı geliştiremediysek alın size en ala olma yöntemi! Kanser en bilindik hastalık etiketi diye aldım ve diğer hastalıklar işte!
 Benim hayatım uzun zamanlar hastalığa kapalıydı ya, son zamanlar da bir kaç eş zamanlı karşılaşma ve hatta en son zamanda bir kanser profesörüyle tanışmam kafamda bu konuya eğilmem gerektiği ışığını yaktı. Ondan hastalığın bilimsel süreçleri hakkında bilgiler alırken: \"Yaşayacak mıyız doktor bey?\" diye sorduklarında, \"Evet!\" diyoruz ama ne yazık ki aslında yavaş yavaş ölüyorlar\" derken, bir çözümü olmalı diye düşünmeye başladım. Çünkü ülkemizin, hatta dünyamızın 1. götürücü hastalığı kalp, ikincisi ise kansermiş. Sevginin ve korkunun ettiklerine bakın!
 Marmaris\'teyken geçen yıl arkadaşım komşusuna, \"İyi akşamlar nasılsınız?\" diye sorduğunda, \"Bugün öğrendik bir aylık ömrüm kalmış, çok iyiyim\" derken gülümsemesini hiç unutamıyorum. Rüyalarıma girmişti adam. Acaba sıkıntılı bu sürecin bitmesine mi seviniyordu diye düşünürken kısa zamanda boyut değiş değiştirdi zaten. Ailesi ölümü bilenlerdendi. Çok güzel karşıladılar, çok güzel uğurladılar Sevgiliyi. Bu yüzden varlık son zamanlarını iyi geçirdi kanaatimce. 
 Geçmişime gidiyorum da, bir şeye üzüldüğüm zaman, kişiye ya da sevimsiz bir olaya \"Kanser edecekler beni\", ya da \"Kanser olacağım, böyle giderse\" dediğimi çok iyi hatırlıyorum ki o zaman düşüncenin beden-zihin üzerindeki bu denli etkisini bilmeden kaç hücremi daha zamanı gelmeden yok ettim kim bilir?
 Şimdi Allah\'tan hücresel bazda temizliğimi yaptım. Ama son yaşadığım grip deneyiminde fark ettim ki, hayatımı anında söylemlerimle yaratan gerçekten bendim. İlahi mekanizma ne istiyorsanız veriyor, hem de hiç ikiletmeden! Genç bir arkadaşım hoşuna gitmeyen bir şey olduğunda hemen hastalanıyordu, aman ne hastalık. Ameliyat bile oluyordu durduk yere. Uyardım, fark etmesini sağladım. Ona, \"bak sen ne çabuk hastalanıyorsun, istersem kendimi 5 dakika da hasta ederim\" dememe kalmadı akşama bedenimde en güvendiğim bağışıklık sistemim arıza yaptı. Şimdi tabii daha bilinçliyim, size yaşama tutunma biçimlerini anlatacağım derken kendimi kanser etmeye hiç mi hiç niyetim yok! 
 Kandırdım mı? Hayır!
 Niyetim, kendinizi ya da siz farkındaysanız çevrenizin kendisini fark etmesine yardımcı olmak. Bu başlık (Yarın Kanser olacağım izninizle, o korkunun içinden geçip gideceğim...) ilginizi çekmek için absürtlüğüne kondu! Çünkü ne yazık ki, olumsuz duygu ve düşünceler olumludan daha kolay aklınızda kalıyor. Bu gereksiz bir insanlık alışkanlığı olmuş. O zaman şimdi amacımız işimize yaramayan alışkanlıklardan kendimizi sıyırmak olsun. 
 Yine de etrafımdan, telefon konuşmaları ya da direk mail kutusuna düşen kanser vakalarının çokluğunu görünce yine kendime dönüyorum. Bütünlük bilincine en derin şekilde inanıyorum, \"Acaba hangi hücrelerim yenilenmek istiyor?\" diyorum. Ölüm benim için bir yenilenmedir. Karar verdiyse bir saç telim düşerek kendini ölüme bırakırken hemen arkasından yeni bir telin- tellerin filizlenmesi gibi aynı. 
 Bu hastalık halinin son hali, bir de hastalık süreci var tabii ki.
 Hastasınız... Katalogdan en güçlüsüyle, ölümcülüyle mücadele etmeyi seçmişsiniz bir de!

Ne yapmaktasınız şimdi? Size bilimsel standartlarda biçilmiş bir kaç aylık ya da yıllık ömrü öyle, böyle, şöyle geçirmeyi mi beklemektesiniz yoksa her ne halde iseniz ya da üretmeye, son ana kadar yararlı olmaya devam edenlerden misiniz? 
 Ben ikincisini tercih etmiş, hayata katkı sunmaya devam edenlerle bir şekilde tanışıyorum. Çok mutlu oluyorum böylesine yaşama sarılmalarını görmek. Hayranlığımla varoluşlarını ayakta alkışlıyorum. 
 Daha dün \"Birkaç ayı kalmış kanser hastası öğretim üyesinin hayat hakkında derin bir anlayış barındıran son dersi, mutlaka izleyin, çok çarpıcı\" notuyla Sevgili Tamer Bir örnek vaka gönderiyor mail kutuma. 8 dakikalık bu film de ölüm olgusunun ve korkusunun farkındalığını daha iyi anlıyorum. Kendinize bu özel zamanı ayırıp şu \'son ders\'i bir alın derim. http://www.dailymotion.com/video/x974xc_son-ders_news

Bir de eğer daha hasta olmadınız ve düşüncelerinizle kendinizi hasta etme eğilimleriniz varsa bir durun dikkat edin lütfen. Ya da çevrenizde bu insanlara bir durun bakın, bir durdurun kendilerine baktırın. Ya da hasta filan değilsiniz de mutsuzsunuz. Eşinizden, işinizden, geçmişinizden, göremediğiniz geleceğinizden...

O zaman da durmak bir farkına varmak zamanı! İşte yazının en başında bahsettiğimiz de buydu; yaşadığını sanan ölüler olmak!
Hangisi iseniz şimdi bir silkinmek lazım. Bana göre neden bu dünyaya geldiğinizi anlama zamanınız gelmiş demektir. Çünkü yapacak çok işimiz var! 
 Yaşamaya, yaşarken de bizi izlemeye devam edin.

Sevgiyle, içimdeki Öz, içinizdeki Öz\'ü selamlar... 

Bu yazı toplam (689) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?