Yükleniyor...
Beril Sökal

Beril Sökal

berilsokal@gmail.com

Ölümsüzlüğün tek kanıtı aşk

07 Şubat 2011 Pazartesi Saat 20:25

Bundan milyarlarca ve milyarlarca yıl önce; hiçbir yıldız, hiçbir gezegen, hiçbir gaz, boşluk, karanlık, aydınlık herhangi bir his veya duygu yoktu. Orası, bir insanın aklının yetemeyeceği yer, varoluştu! Doğduğun andan itibaren ölüm düşüncesi gelmeye başlar aklına. Ölümle burun buruna gelenler iyi bilir, öldüğünde hiçbir his, duygu, aydınlık, karanlık veya gezegen yoktur. En baştan beri bilirsiniz ki, insan zekâsının anlayamadığı bir yerden geldin ve öldüğünde yine aynı yere gideceksin! Her insanın farklı felsefesi, farklı dini, farklı inancı vardır. Herkes aklında buraya niye geldiğinin ve niye gideceğinin cevabını aramaktadır. Bunun cevabı ise bir anlık durup en çok sevdiğiniz şeyi, kişiyi veya duyguyu düşünmektedir. İnsanlar kışın soğuk algınlığı olur, soğuk algınlığına iyi gelen besinlerde kışın yetişir ve yine insanların yazın karşılaşacakları hastalıklara iyi gelen besinler yazın yetişir. Kışın yetişmesi gereken besinler yazın, yazın yetişmesi gereken besinlerse kışın yetişmez. Zaman geçip, büyüyüp olgunlaştıkça, birey, tanrının insanları büyük bir sevgi ile muhteşem bir dengenin içinde var ettiğini hisseder. Tanrı insan zekasını, bedenini ve ruhunu, çevresindeki diğer canlıların ve doğal olayların işleyişinden her şeyi öğrenip gelişebilir şekilde yaratmıştır. Sonsuzluğu anlamakta buradan geçer. Örneğin acı, bedenin sonradan öğrenebildiği bir şeydir. Daha çok küçükken iğne yapılması için doktora götürülen bebeğin ailesi çok telaşlıdır. Küçücük yavrularının acı çekip rahatsız olacağı endişesiyle üzülürler. Ancak bilimin de kanıtladığı gibi acı öğrenilen bir şeydir. Bebeğin koluna iğne batırıldığında bebek bir şeyin koluna battığını hisseder ama bir rahatsızlık duymaz. Çünkü henüz bedeni acıyı öğrenmemiştir. Bu fani bir histir. Çocuk doğduğunda öğrenmeye başlar ancak öldüğünde bedeni kaybolacağı için bu his de yok olur. Birde öğrenilmeyen his ve duygular vardır. Bunlar sonsuz olanlardır! Şu an yaşadığımıza göre, acı, kıskanma, aşk vs. bu hislerin hepsi gerçektir, ama sadece duyusal olanlar ebedi olanlardır. Hiçbir şeye inanmayan ateist bir insan olsanız bile, düşünebildiğiniz tüm hisler ve duygular gerçektir, bunu bilirsiniz. Havadan bıraktığınız bir cismin yere düşeceğinin kanıtlı olduğu gibi, hissettiğiniz duygularında sonsuz olduğu kanıtlıdır! Gerçekten aşık olduğunuz kişiyle buluştuğunuzda veya şu an yanınızda ise ona bir kez daha bakın. Ona karşı duyduğunuz aşkın, bebeğin doğup acıyı öğrenip öldüğünde de bitecek bir duygu gibi olmadığını anlayacaksınız. Çünkü ona aşıksınız ve artık onu sonsuza kadar görmeniz, hissetmeniz gerektiğini düşünürsünüz. İsterseniz yeniden hatırlatayım, düşündüğünüz her şey gerçektir ve olacaktır! Kısacası hayatın anlamı, varoluş nedenimiz, aşktır! Bu aşk Tanrıya, insana, hayvanlara veya bütün bu karmaşanın içindeki dengeye aşık olmaktır. Güzel olan ve en çok sonsuzluğu hissettirende bu aşktır. Var edilmiş her insanın duyguları ve hisleri olduğuna göre, her birey sonsuz aşkı yaşayabilir, hissedebilir...

Bu yazı toplam (1358) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?