Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

Şarkılar neden yüreğimizi akort eder?

07 Şubat 2011 Pazartesi Saat 20:30

 Şarkılar neden yüreğimizi akort eder? Neden  sevgiyi hasreti, hüznü  alır getirir, ta gönül hanemizin içine nakşeder biliyor musunuz? Neden günümüzde bu aşklar, sevdalar ve özlemler yok! Şiir öylesine bir pınardır ki içine girmeseniz bile karşıdan bakarken akışına kapılır gidersiniz. Söylemlerin hayat bulduğu, akılda kalıcılığın sağlandığı yemyeşil bir bahçedir şiir. Bulutlarda dans ettiren bir tını ile, pınarların serinliğinde bizleri alıp  götüren şiirin buluşması ne kadar muhteşem olur.!
Birçok şair ve yazar İstanbul’a olan sevgilerini, aşklarını, özlemlerini ya şiirlerine ya da bestelerine bir nakış gibi işlemişlerdir. İşte bu şiirlerini bir nakış gibi işleyerek besteleyen şair ve besteci arasındaki uyuma birkaç örnek vermek gerekirse;  Abdülhak Hamit’in İstanbul düşman istilası altında iken Çamlıca’da adlı eseri, Yahya Kemal Beyatlı’dan Aziz İstanbul, Nazım Hikmet Ran’dan İstanbul’da adlı şiiri, Ümit Yaşar Oğuzcan’dan İstanbul, Cahit Sıtkı Tarancı’dan Bahar Sarhoşluğu, Özdemir Asaf’tan Boğaz Gezintisi, Ziya Osman Saba’dan İstanbul, Necip Fazıl Kısakurek’ten Canım İstanbul, Orhan Veli’den İstanbul’u dinliyorum adlı şiirlerini sayabiliriz. Bestekârlar olarak ise Münir Nurettin Selçuk, Cinuçen Tanrı korur vs sayabiliriz. İşte bu şiirleri yazan ve besteleyenler arasında çok ilginç bir ahenk, uyum ve duygu bütünlüğü olmuştur ki bu şiirler bestekârların yaptığı besteler ile ölümsüz olarak günümüze kadar gelmiştir. Sevgili okurlar işte sizlere şair besteci arasındaki ahengi anlatmak için Yahya Kemal Bayat’lı nın ölümsüz şiiri olan Aziz İstanbul adlı şiiri ile bestekârı olan Münir Nurettin Selçuk’un sanatçı ruhlarının nerede birleştiğini anlatmaya çalışacağım. Hayatı şiirin penceresinden izleyebilenler,  dünyaya kalıcı imza atıp gidebilenler olmuşlardır. Bestekârı eğer şairin duygularını anlayıp o duyguya sadık kalarak Şiiri bestelemezse, o şarkı kalıcı olmaz diye düşünüyorum. Buna örnek olarak  bu gün hala büyük bir  beğeni ile dinlenen “Sana Dün Bir Tepeden Baktım Ey Aziz İstanbul” adlı eser örnek verilebilir. Bu şiir yine rahmetle,  saygıyla yad ettiğimiz Müzik  ve san’at adamı Münir Nurettin Selçuk tarafından okunur. O an düşünmeye başlar Münir üstat, acaba “Beyatlı bu şiiri yazarken İstanbul’a hangi tepeden bakmış olabilir” der, düşer yollara. Yedi tepeli kentin her yerinden bakar İstanbul’a. O ana kadar gezdiği yerler ona ilham vermemiştir Çünkü son geldiği yer  ismini Fransız yazar Pierre Loti’ den almış olan Piyerloti tepesindeki çay bahçesi olur. Ve bu güzel şiiri Hicaz makamında orada besteler. Aradığı ilham orda çıkmıştır karşısına. Daha sonrasın da Yahya Kemal Beyatlı ile buluşur ve sorar  “Sen bu şiiri nerede yazdın, nereden baktın İstanbul’a? Beyatlı Şiirini Piyer loti de bir çay bahçesinde yazdığını belirtince Münir üstat şaşkınlığını gizleyemez  ve “bende Şiirine bu Hicaz besteyi o çay bahçesinde yaptım  der. Bu nasıl bir örtüşmedir, şaşırmamak elde değil! Bu yüzden bir bestekâr şiirin asıl yürek sesini duymalıdır. Bu eserde olduğu gibi Besteci ve şairin duyguları  bütünleşmelidir. Bu gün bu şarkı, ölümsüz bir eser olarak dinleniyor.  Gelecekte de böyle olacaktır. İşte sevgili siz Bizim Darıca okurları günümüzde gençleri genel anlamda dinledikleri müziği bakarak nereye gittiğimizi görebiliriz. Son olarak sanata ve sanatçıya verdiği önemi sözleri ile de ifade Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözü ile bitirmek istiyorum. “Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir.Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur’.SAYGILARIMLA..

Bu yazı toplam (967) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?