Yükleniyor...
Güler Pınarbaşı

Güler Pınarbaşı

info@ucuncugoz.org

Bugün, özellikle bugün öfkelenme...

07 Şubat 2011 Pazartesi Saat 21:46

Dün gece bir rüya gördüm sevgili..

 Aslında sağlıklı her insan gibi gece de beş rüyam vardır benim. (Merak etme bugün bir tanesini, konuya uygununu anlatacağım.)

 Ben dünya yaşamımdaki yol haritamı rüyalarımda oluştururum. Eğer doğru yorumlarsam istediğim yolu alır ya da yoldan saparım, hatta bazen çıkarım bile. Olsun, Farkındalık Yolu\'nu bir kere buldun mu, istediğin kadar çık; illa giriyorsun bir yerde. Rüyalarımın kendimce iletisini aldıktan sonra paylaşırım ki karşımdaki sadece yorum zenginliği katsın, diğer anlatımlar beni karıştırmasın diye. Sembollerin anlamı herkese göre farklıdır, öyle değil mi?

 Gelelim rüyama: Dün gece rüyamda bir kız beni acayip sinir etti, kendisini tanımıyorum ama o kadar öfkelendim ki, tutmaya çalışsam da sonunda, \"Salak!\" diye bağırdım. Resmen bağırtıma uyandım. Kendime “Şimdi bu rüya ne alaka?” diye sordum. \"Salak\" benim bu dünya yaşamımdaki en ağır küfürümdür, kesinlikle kendiminkine bile tahammülüm yoktur. Sevimli anlamında kullanırmış bazı sevdiklerim, meğer onlarda da \"saf\" anlamına gelirmiş.

 Dün gece bu rüyayı görmemin amacı, süre gidecek olan yazı dizim: Reiki\'nin 5 temel kurallarından biri; \"Bugün, özellikle bugün öfkelenme\" kuralını anlatabilmek içindi bana göre. Çünkü uzun zamandır öfkelenmiyordum. Eee o zaman unuttuğum bu duyguyu nasıl anlatabilirdim ki?  Bir şey diyeyim; rüyada öfkelenmek bile acayip enerji çekiyor inanın.

 Enerji konusunu biliyorsunuz değil mi? – bilmiyorsanız da şimdi birazdan bana göre bileceksiniz- kısaca örnekleyecek olursak; Bizim et bedenlerimizin altında aynen elektrik kabloları gibi bir bölüm var. Duygusal bedenimizin etkisiyle, titreşerek etki veren bir sistem. Onun farkına varıp, duygu bedenimizi kontrol altına alabilirsek ruhsal bedenimizin kendini ifade etmesine, gül gibi açılmasına, güzel kokuların saçılmasına, içimizdeki Öz\'ün ifade bulup hayatımıza anlam katmasına yardımcı olabiliriz.

 Demek ki ondan sevgili, içindeki Öz\'ün kendini ifade etmesini istiyorsan bugün, özellikle bugün, her ne olursa olsun öfkelenme olur mu? Dünkü mektubuma gelen yanıtlardan birisi \"Olur\" idi. Acaba bugün ki de olabilir mi? Olmaz mı? Olur tabii.)

 Bu önemli çünkü öfke enerjisi de, korku enerjisi gibi güçlü bir enerji. Bir arkadaşım \"Öfkemi severim, beni harekete geçirir\" demişti. Doğruydu belki ama belli mi olur, hiç beklemediğin bir anda da yıkıverirdi. Örneğin bende yıkıcı çalışıyordu. Hem enerjimi bitiriyor, hem de kendimi toplamak uzun zaman alıyordu. Kızdığım zaman üç gün üç gece kızıyordum. Tepkilerim kontrol altında olduğu için de kimse dışarıdan bir şey anlamıyor, tepkisiz sanıyordu. Bu yüzden bu kuralı bilmem iyi oldu ya.

 Duygu yönetimi çok önemli... Bir şirketin iki günlük yatılı şirket içi eğitim toplantısında genç bir arkadaşımızın sorunuydu kontrolsüz öfke. Şen, şakrak bu genç arkadaşımız bir öfkelendi mi, ortalığı resmen yakıp, yıkıp dümdüz geçiriyordu. Sonradan düşündüğünde hem çok yorulduğunu, pişman olduğunu, hem de gereksiz bulduğunu ama kontrol altına alamadığını paylaşmıştı.

 Aslında bu konu Farkındalık Yolu\'nun en önemli adımıydı. Çünkü kim olduğunun farkına varmak isteyen bir insanın öncelikle üzerinde çalışacağı sakin bir yapıya ihtiyacı vardı ki, içimizdeki hayat enerjisini en fazla tüketen tutkular ve zaaflara bakıp bir bir temizleyebilsin.

 En güçlü kişi; sabır sınırları en geniş olan, dinginliğini ne olursa olsun asla bozmayan kişidir. Zihinsel kontrol, kişiyi sınırlandıran çemberi aşmaktır. Dış etkenlere karşı tepki göstermekten zihni men etmiş olmanın bir diğer adı; zihinsel dengedir. Hiddetli kişilikten sakin kişiliğe doğru değişim, en önemli ruhsal yükseliş çabalarından birincisidir. Çünkü gerçek sevinç dinginliğe ulaşmış kişinin halidir.

 Öfke dalgasını hissettiğimizde, olay başlarken- \"Öfkeleneceğim\" dediğimizde, öfke bir nesneyken, \"ben\" ise başka bir şeydir. Ama öfke başladığında ben, öfkenin kendisi oluverir. İşte bu yüzden varlığımızdaki dalgalanmalar, henüz görünmez haldeyken, görünür hale gelmeden önce ona egemen olmamız gerekir.

 Hindu öğretileri der ki: \"Yüzeyi dalgalı ve karışık bir gölün dibini göremezsiniz, ancak yüzeyi durulduğunda ve pürüzsüz hale geldiğinde gölün dibindekiler görünür olurlar.\" Aynen bu göl örneğindeki gibi içimizin derinlerindeki Öz\'de, ancak dinginlik halindeyken kendini gösterecektir. Tam dinginlik halindeyken içsel derinliğimizdeki Öz\'ü fark edebiliriz. O halde bahsi geçen göl zihnimizdedir, ancak durulmuş ve dalgasız iken gerçeğimizi yansıtabilir.  

 Bu konuya güncel bir örnekte ocaktaki çaydanlık örneğidir. Su kaynamadan önce çaydanlığın dibi görünür ya; kaynamaya başlayınca önce hava baloncukları oluşmaya başlar, sonra birer birer kopar yüzeye çıkarlar, su tam kaynar hale geldiğinde ise ne dip, ne de baloncukları görmek artık mümkün değildir. 

 şte biz de öfkeleneceğimiz bir olaya dahil edilirken, ateşe konmuş çaydanlık halimizi hatırlar ve daha ilk baloncukta farkına varıp, dinginliğimizi korumaya alırsak, hem haklıyken haksıza düşmez, kavgayı en baştan  kazanmış olur hem de o çok değerli enerjimizi kaptırmamış kendimize saklamış oluruz.

 Sevgili,

Güzel gözlerine sunduklarımda bugünlük bu kadar... Sağ olasın yazıma değer verip,  güzel gözlerinle buralara kadar geldiğin için. Hayat çarkı herkes için dönüyor, herkesin ki  kendi hızında. Hayatında her ne olursa olsun, gel, sen yine dinle beni; \"Bugün, özellikle bugün öfkelenme\" ... E mi?

 Sevgiyle kal, her nerede, her kiminle isen ve sevgimle.

 

 

Bu yazı toplam (656) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?