Yükleniyor...
Gökhan Oruçoğlu

Gökhan Oruçoğlu

g.orucoglu@gmail.com

Kent kart muamması

08 Şubat 2011 Salı Saat 15:37

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi toplu taşıma araçlarına uygulanacak fiyat artışını bir ilan ile sessiz, sedasız bir hap gibi yutturdu. Ve sanırım çoğu insan da tam farkına varamadan bunu yuttu hatta sindirdi. Olay kısaca şu 15 Ocak’tan itibaren herkes 10TL karşılığı Kent Kart almaz ise toplu taşıma hizmetini 1.5TL değil 2TL fiyat ile alabilecek. 1.35 TL’den 1.50 TL güzel bir zammı ekstra 50 Kuruş ile taçlandırma buna denir. Şimdi gelelim bu olaydaki ilginçliklere. Belediye sizi şu şekilde zorluyor eğer Kent Kart almazsan yani bana 10 TL adam başı vermezsen her araç kullandığında %35 daha fazla ödersin. İşin enteresan yanı bu bir hizmet gibi algılatılmaya çalışılıyor. Fakat bu akıllı kartların Çin’den toptan ithal fiyatı 3-4 Kuruş arası evet yanlış duymadınız 3-4 kuruş yani 2-2.5 sent. İsterseniz smart card diyerek Google üzerinden arayın, siz de bulursunuz. Bu kartlara bilgi yazma ve okuma sistem fiyatları da değişiyor. Fakat eminim ki Belediye otobüslere takılan araçlardan katkı payı almıştır.Şimdi gelelim mali tabloya. Her bireyden 10 TL alınacağı kesin, öğrenciler açısından durum daha vahim. Anayasal bir hak olan okuma hakkını kullanan öğrencilere verilen tüm öğrenci belgeleri geçersiz hale geliyor. Yani bir yerel yönetim merkezi yönetimin verdiği bir kimliği geçersiz kılmış oluyor. Bu şu demek M.E.B’nin verdiği kimlik size indirimli seyahat hakkı vermez ancak benim kartım buna muktedirdir. Yerse. Böylece hedeflenen 50000 ile 500000 arası bir kullanıcıya satış; kabaca bu 500000 TL ile 5 milyon TL arası bir gelir demek. Hoş değil mi? Masraf ise 5-6000 TL arasında kalacak. Güzel para...Şimdi gelelim böyle bir şeye neden gerek duyulur. İlk akla gelen vergi kaçağını önlemek için gelirleri kontrol altına almak. Ama durun, bu görev Merkezi Yönetimin yani Gelirler İdaresi’nin yetki ve sorumluluğunda değil miydi? O zaman neden bu para alınıyor? Hem de bu kadar fahiş bir para ve zammın üzerine ekstra zam ile. Çıkış yolunuz ya da alternatifiniz de yok.Şimdi biraz fantezi yapmak istiyorum bu uygulanan cebir eğer gerçek bir şahıs tarafından uygulansaydı adına Yağma Suçu deniliyor yani eski adı ile gasp. Ama unutmayın kamu bu suçu işlemiş olamaz ve bu bir suçlama değildir, sadece beyin jimnastiği. Evet TCK Madde 148 Yağma suçunu tanımlanıyor; bu kanun-dan bazı cümleleri doğrudan alıntı yapacağım. ” …….ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi……..” Evet maddi zarara uğratacağından bahisle; 4 kişilik aile günde 2 kez kullanım ile ayda 120 TL asgari ücret ile kıyaslar iseniz önemli bir maddi zarar. “…..Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır….” Bu da çok uydu. Hadi savunun kendinizi; anlatın derdinizi Marko Paşa’ya. “…..veya malen büyük bir tehlikeye düşüreceği beyanı ile tehdit ederek o malı teslime yahut o malın kendi tarafından zaptına karşı sükut etmeye mecbur kılarsa ……..” Bana 10 TL öde ya da ayda 120 TL ekstra öde, sükut içinde kabul et ey vatandaş. Ya, bu tanım da çok uydu nedense.Neyse, tekrar söylediğim gibi bu sadece bir beyin jimnastiği. Bu durum bir suç oluştursa idi eminim adli makamlar harekete geçerdi. Benim vurgulamak istediğim, bir gerçek şahıs için Yağma tanımına giren bir fiilin, Yerel Yönetim tarafından yapılması durumunda sıradan bir uygulamaya dönmesinin traji komik hikayesi. Belki de ben yanlış düşünüyorum ve bu bir hizmettir, o zaman bari sadece yüzde bin civarı kar edilerek 1TL’den satılsaydı. 10 TL biraz abartılı olmuş. Ne dersiniz? Olmamış mı?

 

 

 

Bu yazı toplam (1119) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?