Yükleniyor...
Ezgi Theriault

Ezgi Theriault

ezgitheriault@gmail.com

Çok mu şey istiyorum?

14 Mart 2011 Pazartesi Saat 22:48

İnanılmaz bir karanlığa uyandığım o gece; bir uğultu ve cam kırılması sesleriyle birlikte aklımdan birilerinin bizi bombaladığını geçiriyordum, ta ki annemin: “Korkma kızım, deprem oluyor” diye seslenişine kadar…

 İzmit’te çocukluğunu geçiren herkes, hatta ben de, ufak çaplı depremlere tanıklık edip, sallanan lambalara bakıp, bu depremlerle eğlenmiştir. Ölümle hayatın dans ettiği o anda; depremin; insana acizliğini hatırlatan, karanlık, soğuk ve acımasız yüzüyle tanıştım. Kırk beş saniyenin yıllara eşitlendiği, geçmek bilmez uzunluğunda, annemin sözünü dinleyip dua ettim; Allah’ın sevdiklerimi ve beni koruması için…

Deprem sonrası, en az “o an”ın kendisi kadar korkutucu fakat daha fazla can acıtıcıydı. Yerine konulmaz kayıplar, zorluklar, hastalıklar bir yana, en çok çaresizlik insanı yaralıyordu. O günlerden bana, nerede olursam olayım, bir masa sallanmasında zamanı durdurup; deprem olup olmadığını sorgulama ve karanlık, küçük yerlerde kapalı kalamama korkusu bıraktı. Bugüne kadar o büyük Marmara depreminin etkilerinden, büyük ölçüde kurtulduğumu sanıyordum ta ki;  bu sabah televizyonu açıp Japonya depreminin görüntülerini izleyene kadar…

Zaman her şeyin ilacıdır derler ya, meğer yalanmış. Unuttuğumu sandığım, o; kalbime bıçak saplanma hissi tekrar geri geldi. Hiçbir şey yapmadan saatlerce, tüm dünya basınını adım adım takip ettim. Sanki bilgisayar başında oturmanın, orada ki insanlara bir faydası olacakmış gibi…

Hayat ne kadar garip, saniyeler içinde her şey alt üst olabiliyor. İnandığımız, uğruna çabalar harcadığımız amaçlarımız, içinde boğulduğumuz günlük kaygılarımız, kıskançlıklarımız, hüzünlerimiz hatta kazançlarımız anlamını yitiriyor doğanın bu büyük yıkımı karşısında. Bir başka kıtada, yüzlerce insan yaşam savaşı verirken, sıcacık evimde oturuyor olmanın suçluluğundan kaynaklanıyor boğazımda ki düğümlenme…  

En azından, bizde ki kadar can kaybı olmadığı için biraz huzur buluyor ruhum. Dünyanın depreme en hazırlıklı ülkesi olan Japonya’nın bu kadar büyük bir felaketi olabilecek en az kayıpla atlatıyor olmasına sevinmenin yanında, İstanbul için endişeleniyorum. Ateş en fazla düştüğü yeri yakıyor çünkü. Birkaç ay önce okuduğum bir haberde anlatılan, Japon bilim adamlarının İstanbul’da ki olası bir deprem karşısında çizdiği tablonun vahimliği, bu gün o kadar gerçek geliyor ki bana, sanki yarın bir deprem haberiyle daha uyanacakmışım gibi korkuyorum.”

Aynı deprem biz de olsaydı ne olurdu?”diye düşünmek istemiyorum.

Hatta tekrar tekrar aynı acıyı tatmak ve korkuyla yaşamak…

Binlerce kilometre ötede, sevdiklerimin güven içinde olduğunu bildiğim bir yaşamı hayal ediyorum.

Çok mu şey istiyorum?

Bu yazı toplam (756) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?