Yükleniyor...
Aktan Uslu

Aktan Uslu

aktanuslu@gmail.com

Bayrak herkesin kutsalıdır. Yakılamaz

06 Haziran 2010 Pazar Saat 19:45

Çok bildik, herkes tarafından bilinen ve doğru bulan tanımlama, ifade; “Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma” der. İnsanların sergilediği davranışları bir kez daha gözden geçirmesine büyük katkıda bulunan bir ifadedir. Ve içinde bulunduğumuz dönemde bizleri çok ama çok iyi ifade etmektedir.

Malumunuz ve gayet doğal bir şekilde, içinde bulunduğumuz süreçte İsrail’in faşist tutum ve davranışlarına karşı doğal, yoğun bir tepki var. Ancak bu tepkilerde bu ülkenin bayrağının yakılması ne kadar doğru ve yerinde bir davranıştır. Şüphe yok ki yanlıştır. Şöyle ki;

Amerika Birleşik Devletleri başta, İsrail dahil olmak üzere hiçbir ülkede dönemin hükümetlerinin, o ülkenin yurttaşlarının yüzde yüzünü, tamamını temsil ettiği söylenemez. Kaldı ki İsrail’de aydınların da aralarında bulunduğu aklıselim, hümanist yurttaşlar tarafından hükümetin bu uygulaması o veya bu oranda tepki görmektedir. Ancak bir ülkenin bayrağı her ama her dönem ülkenin yurttaşlarının tamamının sembolüdür, kutsal değeridir.

Dünya üzerinde ve ülkemiz sınırları içinde bizim kutsalımız olan bayrağımıza herhangi bir saygısızlık olduğu zaman doğal şekilde feryat figan ediyorsak, hatta özellikle BDP’nin kongrelerinde “Vay. Türk Bayrağı asmadı…” diye de o veya bu oranda tepki dile getiriyorsak aynısını bir başkaları için de sergilemek durumundayız.

Kendimize yapılmasını istemediğimiz şeyi, bir başkasına yapmamalıyız.

Onun içindir ki bu ve benzer süreçlerde, İsrail veya bir başka ülkenin bayrağının yakılmasını kesinlikle yanlış buluyorum.

 

**

 

Aynı konu üzerinden farklı bir ayrıntıya, söz dalaşı (polemik) olasılığına karşın giriyorum. Öncelikle yiğidin hakkını yiğide vermeli. Şahsım adına Halim Yazıcı’nın yurda ve ilçeye döndüğünü, ayağından yaralanmasından ötürü Darıca Farabi Devlet Hastanesi’nde tedavi altında olduğunu ilk Cengiz Yücak’a ait HaberPi’den okuyup öğrenmiş oldum. Birikim’den Muhasebe Müdürü Muhammet Bey’i arayıp doğrulattım. Ardından da İmdat Altun’u arayıp kardeşi Vedat ve amcaoğlu Lütfü’nün de döndüklerini öğrendim ancak HaberPi’de amcaoğlu Altunlar’a ait bir ayrıntı ne başlıkta, ne haberin içinde vardı.

İmdat Altun’a gerek üzerimdeki iş yoğunluğu, gerekse her ikisinin de olası yorgunluğundan ötürü cuma günü ziyaretlerine geleceğimi söyledim. Cuma olmasa bile bir gün, yurttaş kimliğimle tebrik etmem için ziyarette bulunacağım.

Cuma günü sabahı fırından ekmek almaya giderken Gebze Gazetesi dağıtılıyordu. Manşette Halim Yazıcı ile aynı hastanede tedavide olduğundan ötürü Nedim Altun’un görüşleri yer alıyordu. Gebze Gazetesi’nin sitesine de girdim. Videolar bölümünde Vedat Altun’un ailesine kavuştuğu yer alıyordu ve yanılmıyorsam evinde çekim yapılmıştı. Gerçekten iyi, yerinde ve zamanında bir habercilik örneği. Ancak kendime ve Adnan Üner’e de haksızlık etmiş olmayayım. Mavi Marmara Gemisi’nde Gebze bölgesinden sadece iş insanı Halim Yazıcı’nın yer almadığını, emekçiler Vedat ve Nedim Altun’un da yer aldığını fotoğrafları ile birlikte bölge kamuoyuna taşıyanız ve her zaman olduğu gibi, sadece işimizi ve yapmamız gerekeni yapmış olduk.

Yazıcı ile Turanlar’ın evlerine döndüğüne dair diğer gazetelere de şöylesine göz attığım. Gebze Haber’de hiçbir şey yazmıyordu. Demokrat Gebze aynı gün düzenlenen mitinge katıldıkları gerekçesiyle duyurmuştu. Marmara’da yanılmıyorsam servis edilen bir haberden dolayı manşetteydi. Yenigün’ü yorumu yazdığım cuma günü öğlen saatleri esnasında henüz görmemiştim. Öncü Haber’in sitesine girdim, bir şey göremedim.

Bütünü üzerinden yorumum şudur: Gazze’ye gitmek isteyen üç kişi arasında popüler olan ile popüler olmayanlar arasında farklı bakış ve yaklaşım sergilenmiştir. Halbuki eşit ilgi, yaklaşım ve samimiyeti hak etmişlerdi.

Habercilik takibi üzerinden çok önemli bir konu o veya bu gerekçeler ile pas geçilmiştir. Gerekçe her ne olursa olsun gazetecilik kıstasları üzerinden pas geçilmemeliydi.

Önemli olan kişilerin ne yaptığı, ne tür bir refleks sergilediğidir. Statüleri, dünya duruşları üzerinden yaklaşımlar getirmek özellikle kitlesel gazetecilikte yer almamalıdır diye düşünüyorum. Başka da bir şey demiyorum.

Bu yazı toplam (409) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?