Yükleniyor...
Bedriye Yıldızeli

Bedriye Yıldızeli

bedriyeyildizeli@gmail.com

Bakan Akdağ Chenin izinde değiliz dedi: Onu anlamıştık zaten!

21 Mart 2011 Pazartesi Saat 22:53

Bakan Akdağ Ankara'daki sağlık mitingindeki bir pankart ile ilgili "Biz Che'nin izinde değiliz" dedi. Bakan bunu söylememiş olsaydı bile Türkiye'de sağlık sisteminin içinde bulunduğu durum zaten AKP'nin Che'nin izinde olmadığını gösteriyordu.

Sağlık Bakanı Akdağ, 13 Mart’ta Ankara’da düzenlenen 'Tek Ses Tek Yürek' mitinginde açılan “Dr. Che Guevara'nın izindeyiz” pankartıyla ilgili, “Birtakım örgütler Dr. Che Guevara'nın izinde olabilir, ama biz onun izinde değiliz” dedi.

Bakan Akdağ’ın bunu söylemesine gerek var mıydı bilinmez ancak Türkiye ve Küba’da ki durum karşılaştırıldığında sağlık sisteminin insan hayatı için değil para kazanmak için organize edildiği Türkiye’nin yöneticilerinin Dr. Che’nin izinden gitmediği belli oluyor.

Bakan Akdağ Che'nin izinde değillermiş
Geçtiğimiz hafta sonu büyük bir mitinge sahne olan Ankara’da onbinlerce sağlık emekçisi AKP’nin sağlık politikalarını protesto etti. “Tek ses tek yürek” çağrısıyla Türkiye’nin her yerinden gelen sağlık çalışanları taleplerini dile getirdi.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ mitingden duyduğu rahatsızlığı açıkça belli etmek istemediğinden mi yoksa sosyalizme düşman bir siyasi geleneğin doğal refleksiyle mi bilinmez mitingdeki “Doktor Che’nin izindeyiz” pankartından duyduğu rahatsızlığı söylemek zorunda kaldı. Bakan Akdağ şu ifadeleri kullandı:

“Pankartta 'Dr. Che Guevara'nın izindeyiz' yazıyordu. Che Guevara'nın sağlık sistemiyle bir ilgisi olamaz. Çok açık konuşuyorum. Birtakım örgütler Dr. Che Guevara'nın izinde olabilir, ama biz onun izinde değiliz. Biz, Refik Saydam'ların izindeyiz, biz İbni-i Sina'ların ve Mustafa Kemal Atatürk'ün izindeyiz.”

Sosyalist Küba’da sağlık
Bakan Akdağ'ın izinden gitmediği Kübalı doktor Che'nin ülkesindeki sağlık sistemi tüm dünyaya örnek teşkil edecek gelişkinliğe sahip ve günümüzde pek çok gelişmiş kapitalist ülkeden çok daha ileri bir noktada bulunuyor. Bebek ölüm hızı oranlarının düşüklüğü, kişi başına düşen hekim sayısının yüksekliği, sağlık hizmetlerinin planlanmasında toplumun karar mekanizmalarına katılımı, ilaç ve tıbbi malzemelerin üretimi, eğitim ve araştırmadaki gelişkinliğiyle sağlık alanında örnek ülke haline gelen Küba, bu başarısını açık bir biçimde sosyalizmin gereği ortaya çıkan tercihlerine borçlu.

Devrim öncesinde Küba sağlık sistemi bugünkü Türkiye’nin durumuna benziyordu. Sağlık hizmetlerinin üretimi ve finansmanı her yurttaş için farklılık gösteriyor, parası olan en iyi hizmeti satın alabiliyordu ancak ülkenin çoğunluğu için koşullar oldukça kötüydü.

Sosyalizmin sağlıktaki etkisi
1959 yılındaki devrimden sonra sağlık alanında da radikal bir düzenlemeye gidilerek merkezi bir sağlık politikası oluşturuldu. 1961 yılında Sağlık Bakanlığı’nın görevleri, 15 program olarak tanımlandı: Koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerinin bütün nüfusa yaygınlaştırılması, ana çocuk sağlığı hizmetleri, adölesanlarda sağlığın geliştirilmesi, spor için tıbbi rehberlik, çevre sağlığı, işçi sağlığının korunması, hastalıkların epidemiyolojik kontrolü, besin ve ilaç kontrolü, sağlık istatistikleri, sağlık eğitimi, hastane inşaatı ve denetimi, sağlık hizmetlerine bilimsel gelişmelerin uygulanması, araştırma, ölülerin gömülmesinin düzenlenmesi, ilaçların ulusal üretimi.

1960 yılında Çalışma Bakanlığı kuruldu ve sosyal sigorta programları bu bakanlık altında birleştirildi. Bütün hastane ve tıbbi kuruluşlar da Halk Sağlığı Bakanlığı’na bağlandı.

Sağlık sektörü hızla ulusallaştırıldı ve ilaç ithalatı ABD’den Sovyetler Birliği ve Avrupa’daki sosyalist ülkelere kaydırıldı. 1965 yılında sektör tamamen devletleştirilmişti.

Kentlerdeki eczane sayısı 2 bin 100’den 950’ye inerken, kırsal kesimdeki sayı 60’dan 300’e yükseldi. Bütün topluluklarda 24 saat süreyle ilaca ulaşmayı olanaklı kılan bir düzenleme gerçekleştirildi.

Sağlık hizmetlerinin kırsal kesime ulaştırılabilmesi için yeni mezun hekimlere iki yıl zorunlu hizmet getiren yasa kabul edildi.

Sağlık politikasının inanılmaz başarısı
Tüm bu önlemler ve insan odaklı bir sağlık sistemini kurmaya yönelik devlet politikası muazzam bir sonuç verdi. Küba’nın özellikle sağlık alanında aldığı yol bu ülkenin ekonomik durumunu da göz önüne alınca tüm dünyanın hakkını teslim ettiği bir gerçek.

Küba’da oluşturulan sağlık bakım sistemi temel olarak altı basamaktan oluşuyor:

1- Bütün nüfusa hizmet veren, uzmanlaşmış ulusal dördüncü basamak hastaneleri ve sağlık enstitüleri.
2- Eyalet düzeyinde her bir milyon kişiye üçüncü basamak hizmeti veren uzman hastaneler.
3- Her 250 bin kişiye ikinci basamak hizmet veren belediye hastaneleri.
4- Alan düzeyinde her 25-30 bin kişiye hizmet veren birinci basamak (belediye) poliklinikleri.
5- Daha çok kırsal kesimde her 4-5 bin kişiye destekleyici birinci basamak sağlık hizmeti sunan sağlık ekipleri.
6- 120 aileye ya da yaklaşık 500 kişiye komşuluk ortamı içinde hizmet veren ve bir aile hekimi, bir hemşire ve sıklıkla da bir sosyal çalışmacıdan oluşan aile hekimliği birimleri (mini poliklinikler).

Uygulanan bu sistemin çıktıları ise daha da çarpıcı veriler sunuyor:

Devrim Zafer kazandığı yıllarda 50 yaş civarında olan ortalama yaşam süresi, şimdilerde kadınlarda 79 ve erkeklerde ise 78 yaşa ulaşmıştır. Bu da; Latin Amerika’nın en yüksek ortalama yaşam süresidir.

Çocuk ölüm oranı; canlı doğumlarda sadece binde 5,6’dır. Bu oran; ABDi’ninkinden daha düşüktür.

Anne ölüm oranı; onbin doğumda sadece beştir. Hamileler, gebelikleri süresince ortalama 11 kez doktor muayenesinden geçerler ve doğumların yüzde 99,9’u profesyoneller tarafından hastanelerde gerçekleştirilmektedir.

Çocukların yüzde 98,5’i, iki yaşını doldurmadan toplam 13 hastalığa karşı aşılanmaktadır. Küba, çocuklarını, difteri, neonatal tetanoz, boğmaca, hepatit B ve Haemofeles Influenzae B hastalıklarına karşı koruyan beşli karma aşı üretmektedir (bu aşıyı Küba’dan başka sadece Fransa üretebilmektedir).

Ayrıca çocuk felci, difteri, neonatal tetanoz, boğmaca, kızamık, kızamıkçık, meningoencefalitis ve sıtma hastalıkları tamamen ortadan kaldırılmıştır.

AIDS: Sadece onbinde yedi oranındadır, dünyanın en düşük oranlarından birisidir.

Her 159 vatandaşa bir doktor düşmektedir, bu da dünyadaki en yüksek oranlardandır. Toplam 71 bin doktor mevcuttur ve bunların yüzde 70’i kadındır. (Bu sayı Türkiye’de 640 hastaya 1 doktordur)

Bu yazı toplam (794) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3


Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?