Yükleniyor...
Ezgi Theriault

Ezgi Theriault

ezgitheriault@gmail.com

Fok Balığı

22 Mart 2011 Salı Saat 10:54

Tüm hayvanlar sevimlidir. Baktınız mı yüzlerine, koyun, keçi, inek, eşek, balık, dana hepsinin ayrı bir yaradılış güzelliğini ve masumiyetini görürsünüz. Bu sevimliliklerinin yanında birçok hayvan biz insan ırkına sunulmuş armağanlardır.  Yüzyıllar boyu gıda kaynağımız olmuş, derileriyle de bizi ısıtmışlardır. Marketten veya kasaptan et alırken düşünmeyiz, ne kadar güzel ve sevimli bir hayvanı yiyeceğimizi. Ya da bu hayvanın nasıl öldürüldüğünü, acı çekip çekmediğini, iyi bir hayatı olup olmadığını… Çünkü yaşamımızı devam ettirecek, çocuklarımızın gelişimine katkıda bulunacak bir üründür artık sadece o. Hayvanlarda; diğer hayvanları yerken düşünmezler, doğanın dengesi ve hayatta kalma mücadelesinin sonucu olarak…

Eskimoları duymuşsunuzdur. Kuzeyde, inanılmaz bir soğukta ve çetin doğa koşullarında yaşayan çok eski ırklardan biri olup, kendilerine “inuit” denmesini tercih ediyorlar. Geçenlerde Inuit’ler ile ilgili izlediğim bir belgeselde, onların doğaya karşı verdikleri mücadeleye hayran oldum. Bu ırk hiçbir sebzenin yetişmediği, ayı ve fok balığı dışında çok fazla yiyecek ve avlanma ihtimali olmayan bir coğrafyada yaşayıp, bu kadar az besinle nasıl olup ta kalp-damar, sindirim ve kanser gibi hastalıklara yakalanmıyorlar hayret doğrusu! Sonrasında merakıma yenilip, biraz araştırma yaptım. Bu küçük araştırmanın sonucu beni tam bu aralar yaşadığım MagdelenAdaların’da çok gündemde olan bir konuya götürdü.  İnuit’lerin yüzyıllardır bu kadar sağlıklı olmasının nedeni, yedikleri fok balığı eti. Çünkü fok balığı içerisinde çok miktarda Omega grubu yağ asitleri ve ayrıca bol miktarda demir, A , B12 ve E vitaminleribulunuyor.

Fok balığı dediğim anda, gözlerinizde ki dehşeti görür gibiyim. Basında hayvan sever gruplar tarafından yapılan karşı propaganda sonucu, televizyonlarda yer alan sevimli hayvancıkların, kanlar içinde yatan görüntüsü ne kadar insanlık dışı ve “acımdan ölsem yine de yemem” dedirtecek cinsten değil mi? Hâlbuki biçimi ne olursa olsun, öldürmenin her türlüsü dehşet vericidir. Sıcak bir yaz günü ailenizle gittiğiniz tatilde, akşama güzel bir balık sofrası kurma hayaliyle balık avlamaya çıktığınızı düşünün. Oltanıza takılan balıkçığın, son çırpınışları da dehşet verici değil midir? Hem de aynı balıkçık, oltadan kurtulmak için, suyun altında dakikalarca yaşam savaşı verir, acı çeker. Ama onun çektiği acı yerine, kendimizle gurur duyarız, denizin en güzel balığını avladığımız için. Doğrusu da budur bence, avlanmak insanoğlunun ve diğer canlıların hayatta kalmak için var olan, yadsınamayacak bir içgüdüsüdür. Tabi ki belirli ahlaki kurallar içinde, gereksiz yere acı çektirmeden ve soylarını tüketmeden. Doğanın bize sunduğu nimetlere sırt çevirip, et yiyenleri “katil” olarak nitelendiren bazı grupları anlamıyor olsam da, hayvansal ürün tüketmeyen insanlara da saygı duyuyorum. Yalnız bitkilerin de yaşamına beslenmek için son verdiğimizi, hatta sırf bulunduğumuz ortama güzellik katsın diye çiçekleri  kopardığımızı da hatırlatmak istiyorum.

Benim yaşadığım bu adada da, yetmişli yıllardan önce kış şartlarında kara ile hiçbir bağlantısı olmadığından, fok balığı avcılığı hayatta kalmanın önemli unsurlarından birisiymiş Bugün ise geleneklerinin devamı olarak avlanmayı sürdürüyorlar. Fakat kesinlikle beyaz tüylü “bebek fok” olarak bilinen yeni doğmuş fokları avlamıyorlar. Avlarken de, bir özel sopa ile fok balığının başının arkasına vurup, onları saniyeler içinde öldürüyorlar. Fok balıklarının kafatası yumuşak olduğundan, buraya aldıkları darbe onların hiçbir şey hissetmemesine neden oluyor. Televizyonda gösterilen, beyaz karlar üzerinde ki kan gölleri içinde yatan foklar ise, öldükten hemen sonra şah damarları kesilerek kanlarının akıtılmasından kaynaklanıyor. Benim anlamadığım bu manzaranın neden insanları bu kadar üzdüğü? Kasaptan aldığımız et kesilirken kan akmıyor mu yani?Ya da dünyanın birçok ülkesinde, özel olarak nitelendirilen ve pahalıya satılan ıstakozu pişirmek için canlı canlı kaynar suya atmak insanlık dışı olmuyor da, olabilecek minimum seviyede acı ileçok büyük dikkat ile avlanan foklar mı oluyor?

Kanada hükümeti avlanacak fok balığının avlanma biçiminden tutun da, her sezonda avlanacak fok sayısına kadar bir sürü yönetmelik ve yaptırım koymuş durumda zaten. Fok balığı avlayabilmek için hükümetin verdiği eğitimleri tamamlamak ve bu iş için ehliyet almanız gerekiyor. Üstelik burada ki balıkçılar her fırsatta fokların sayısının artmasıyla okyanusta ki balık nüfusunun azalmasından şikâyet ediyor. Artık balıkçılar birliği ile fok avcıları derneği birlikte çalışıyor. Avrupa’nın fok ürünlerine koyduğu ambargo, hayvan sever grupların yıkıcı protestoları devam etmesi veya avlanacak fok sayısının yeterli miktarda olmaması halinde, balıkçıları azalan balık nüfusuyla ilgili, hiç te iç açıcı olmayan bir tablo bekliyor.

Hâlbuki fok balığı ile ilgili bu kadar kargaşa, gürültü olmasa da, zengin içeriği ile sağlık saçan bu güzel besin Türkiye’dedahil olmak üzere dünyanın bir çok ülkesine,  herkesin alabileceği miktar ve fiyatta ulaşsa ne kadar güzel olur. Hatta ve hatta besin eksikliğinden çocuk ve yetişkin ölümlerinin çok olduğu ülkelere bile belki bir nebze çare olur…

Sağlıklı ve mutlu bir hafta diliyorum…

Bu yazı toplam (2095) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?