Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

Osman Hamdi aslında ilklerin adamı

04 Nisan 2011 Pazartesi Saat 19:07

Sevgili okurlar geçen Ay Prof. Dr. Üstün Dökmen’in Gebze’ye Küçük Şeyler adlı programında Müzeci, Arkeolog ve Ressam olan Osman Hamdi Beyden küçük bir anekdot anlatınca ben de okurlarıma en azından bu bölgede yaşamış bir sanatçının, aydının hayatından bir şeyler anlatmaya çalışacağım. Osman Hamdi Bey’e olan hayranlığım İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne yaptığım 2005 yılındaki ziyaret sırasında oluştu. Osman Hamdi’nin yoktan var ettiği bir mekân müze. Bina dış görünüşüyle, içinde barındırdığı eserlerle insanı gerçekten de büyülüyor. Osman Hamdi hem müzenin kurucusu hem de sergilenen birçok eseri toprak altından çıkartıp müzesine getiren bir arkeolog olarak dikkat çeken tarihsel bir kişilik. Onu yakından tanıdıkça etkilenmemek mümkün değil. Osman Hamdi Bey babasını Osmanlıda dışişleri bakanı olmasından dolayı, iyi bir eğitim gördü. Her baba oğlunu kendi istediği bir meslekte olmasını istemesi gibi Osman Hamdi’nin de Hukukçu olması için Fransa’ya 1860 yılında gönderir. Osman Bey o yıllarda 28 yaşında bir delikanlı, Fransa’daki sanat etkinlikleri içindeki sanat aşkını doruğa çıkarır. Hukuk derslerinin yerine resim atölyelerindeki resim sergilerini ve şehrin heykellerini hatta arkeoloji derslerine girer. Kaldığı oda da resim yapar Türk Kadını adlı yaptığı resmi resim sergisine gönderir. Bu tablo Fransız gazetelerinde övgü alır. Babasına hukuk okumayacağını mektubunda bildirince babası Paris’ten gelmesini ister. İstanbul’a 1869 yılında geri döner. Batılılaşma çalışmaları yüzünden Osmanlı genç Osman Hamdi’yi Avusturya’da düzenlenen bir sergiye baş sorumlu olarak gönderirler. Osman Bey bu sergide 17 yaşındaki bir kıza aşık olur. Babasına mektup yazarak evli olduğu eşinden ayrılmak istediğini yazar. İstanbul’a gelince maria olan bu kişinin ismini Naile olarak değiştirir. Babası oğlunu kendi yanında protokol muavini olarak görevlendirir. Avrupa’daki arkeoloji merakını Anadolu’da da sürdürmek ister. O yıllarda Avrupalılar özellikle Almanlar yaptıkları tren yollarlı sayesinde Anadolu’daki ve Osmanlının diğer eyaletlerindeki tarihi eserleri kendi ülkelerine kaçırırlar. Osman Hamdi babasından kanunların değişmesini ister. Babasının yardımları sonucu 1884 yılında çıkarılan kanun ile Anadolu’daki eserlerin yurt dışına çıkması yasaklanır. Bu sıralar resim yapmayı bir kenara bırakarak ulusun değerli arkeolojik eserlerini korumaya ve çıkarmaya yönelir. Nemrut Dağında, Lübnan da Türk tarihinin ilk milli arkeolojik kazılarını yapar. Buralardan çıkan eserleri İstanbul’da 2. Abdülhamit’e bin bir zorlukla yaptırdığı ilk Müze olan İstanbul arkeoloji müzesine taşır.(İskender Lahdi, Ağlayan kadınlar Lahdi, Sayda kralının lahdi vs..)Sevgili okurlar Osman bey bunlarla da kalmaz ! İşte bu tarihlerde 1882 yılında Mimar Sinan Üniversitesini temeli olan Sanay-i Nefise kurulur. Başına da Osman Bey getirilir. Artık güzel sanatlar alanında eğitim için yurt dışına gitmeye gerek kalmaz. Bir tarardan Almanlara şirin gözükmek için 2. Abdülhamit birçok sanat eserini 2. Wilhelm’e hediye eder. Öyle bir noktaya gelir ki Osman Bey silahını şakağına koyarak eserlerin verilmesi halinde kendini öldürmekle tehdit eder. Bu şekilde birçok eserin yurt dışına kaçırılmasını engellemiştir.1885 yıllarında her yazın Gebze’nin Eski hisar köyünde kendinin projelendirdiği ve ahşap eşyaların Fransa’dan gemilerle getirdiği evini yapar. Artık yaşlanmıştır. Aşık olduğu resimlere yönelir. Kadın model olara daha çok eşini erkek model olarak kendisini kullanır. İşte bu evinde birçok tablolarını eserlerini burada yapar. Türk resminde Kaplumbağa Terbiyecisi tablosu kadar meşhur olmuş başka bir eser var mıdır bilemiyorum. Osman Hamdi birçok tablosunda olduğu gibi Kaplumbağa Terbiyecisi’nde de kendini çizmiştir. Kaplumbağaların başında dikilen o kırmızı kaftanlı adam Osman Hamdi’nin ta kendisidir. Tablo da güçlü bir metafor vardır. Bir kere kaplumbağa terbiyeciliği diye bir iş yoktur. O ağırkanlı hayvanları eğitmenin bir yolu yoktur zaten. Osman Hamdi tablosunda bu topraklarda aydın olmanın zorluğunu anlatmak istemiştir. Öğrenmeye pek de hevesi olmayan bu toplumda aydın bir eğitici rolü oynamak tam da kaplumbağa terbiyeciliği yapmaktır. Sonuç olarak sevgili okurlar Osman Bey 1910 yılının Şubat ayında vefat eder mezarını vasiyeti gereği Eski hisardaki evinin bahçesinde, defnettirir. Bir hafta sonu ailemizle, arkadaşımızla gidip çağdaş Türk Cumhuriyetinin kurulmasındaki lokomotif bir görev yapmış bu aydın çağdaş sanatçıya bir Fatiha okuyalım. Saygılarımla

Bu yazı toplam (1021) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?