Yükleniyor...
Prof.Dr.  Alaeddin Bobat

Prof.Dr. Alaeddin Bobat

bizimdarica@gmail.com

Yavaş ve sessiz olur akarsuların ölümü-IV

11 Nisan 2011 Pazartesi Saat 20:44

Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler. Ö. Asaf

Bu yazımda Baraj ve HES’lerin ekosistem üzerindeki etkilerini irdelemeyi düşünüyordum. Ancak doğa, çevre ve ekosistem bilgisi olmadan bu etkileri adamakıllı açıklamanın yetersiz kalacağını düşünerek öncelikle bu üç kavramı anlatma gereği duydum ve şöyle bir yol izledim : Tümdengelim yöntemini kullanarak önce doğa, daha sonra çevre ve son olarak da ekosistem ve akarsu kavramlarını ele aldım. Bu arada, ekosistemi anlatırken sistem nedir sorusunu yanıtlamaya ve ekosistem çeşitliliği ile girdi-dönüşüm-çıktı modelini kullanarak ekolojik döngünün işleyişini açıklamaya çalıştım. Böylece yazının başı ile sonu arasında bir bütünlük oluşturmak ve sizi belki biraz zor ama eğlenceli bir yolculuğa çıkarmaktı amacım. Eğer hazırsanız, size şimdiden iyi yolculuklar…

Doğa Nedir? Sözlük anlamıyla doğa, kendini sürekli olarak yenileyen ve değiştiren, canlı ve cansız maddelerden oluşan varlıkların hepsidir. İnsan etkinliğinin dışında kendi kendini sürekli olarak yeniden yaratan ve değiştiren güç;  canlı ve cansız maddelerden oluşan varlığın tümü, tabiat ya da insan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal güzelliklerini koruyan, genellikle kent dışı kesim; yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü olarak da tanımlanmaktadır. Ya da bilincin dışında kendiliğinden var olanların tümü; insanı çevreleyen ilksiz ve sonsuz bütünlüğün diğer adıdır doğa. Bilimsel anlamda doğa oluşumu, varlığını sürdürebilmesi, gelişmesi ve değişmesi, ilke olarak insan istencine(iradesine) bağımlı olmayan, insanın özel bir müdahalesini gerektirmeyen, değişmesi ve oluşması devamlılık gösteren, her biri sistem özelliğine sahip bulunan, bileşenleri birbirleriyle etkileşim içinde olan bir sistemler bütünüdür.

Çevre Nedir? Çevre insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları fiziksel, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortam ile içinde yaşadığımız doğal ortamdır. Yani kısaca canlı varlıkları etkileyen dış etkenlerin tümüne çevre denir. Bu tanımı ile çevre, doğanın bir alt birimidir.

Sistem ve Ekosistem Nedir? Sistem birbirine bağımlı değişik parçalardan oluşan, bu parçalar arasında bir eşgüdüm ve işbirliği bulunan, bu işbirliğinde her parçanın belirli bir işlevi olan ve hepsi ortaklaşa belirli bir görevi yerine getiren bir bütündür. Örneğin kol saatini oluşturan tüm dişli ya da çarklar ile diğer tüm parçalar saat sistemini oluşturmaktadır. Sistemler öncelikle doğal ve yapay sistemler olmak üzere ikiye ayrılır. Doğal sistemler büyüklüğü, amacı, yapı ve işleyişi doğa tarafından tasarlanan sistemlerdir (evren, güneş, orman, akarsu, göl, insan, hayvan, bitki vb).

Yapay sistemler ise büyüklüğü, amacı, yapı ve işleyişi insanlar tarafından tasarlanan sistemlerdir (fabrika, gölet, baraj, HES, bilgisayar, kol saati vb).
Sistemlerin ortak özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir :
 Sistemler alt birimlerden (parçalardan) oluşurü

 Sistemlerinü birimleri arasında tanımlı ilişkiler vardır
 Sistemler belirli bir amacıü gerçekleştirmeye yöneliktir
 Sistemlerin belli bir sınırı(büyüklüğü) vardırü
 Sistemlerin iç ve dış çevreleri vardırü
 Sistemler iç ve dış çevreleriü ile etkileşim içindedir
 Sistemlerin girdileri, işleyişi, çıktıları,ü dengesi ve denetimi vardır
 Sistemler anlamlı bir bütündürü

Tüm bu tanım ve ortak özelliklerden doğal sistem ya da sistemler; ilke olarak insanların bilinçli eylemleri dışında oluşabilen, varlığını sürdürebilen, değişebilen, ögeleri birbirinden etkilenebilen, ögeleri birbirini etkileyebilen, çeşitlenebilen, varlıklardır, süreçlerdir, ilişkilerdir, biçimlerdir, etkilerdir, görünüm ya da görüntülerdir diyebiliriz. Bu bağlamda ormanlar, topraklar, akarsular, sulak alanlar, göller, denizler, adalar, kıyılar, dağlar, bozkırlar, yaylalar, iklim, biyolojik çeşitlilik, yabanıl hayvanlar, yabanıl bitkiler ve benzerleri doğal sistem tanımına girmektedir.
Ekosistem birbirleriyle, yönü ve şiddeti zamana ve ortama göre değişik ilişkiler içinde bulunabilen, sonsuz sayıda alt sistemden oluşmuş, canlı-cansız sistemlerdir. Ekosistem, canlı ve cansız varlıkları birbiriyle etkileşim içinde bulunan, canlı ve cansız varlıkları nitelik ve niceliğine bakmaksızın birbirini etkileyebilen doğal sistemlerdir. Doğrudan ve dolaylı etkileri, doğrudan ve dolaylı olarak etkilenmesi herhangi bir mülkiyet biçimi ve sınırıyla sınırlandırılamayan oluşumlardır. Dolayısıyla, ekosistem, tüm canlıları ve cansızları, bu arada da tüm insanları bütün olarak algılamayı öngören bir düzendir.

Ekosistem Çeşitliliği ve Ekolojik Döngü
Ekosistemler de kendi aralarında çeşitlilik gösterir. Ekosistem çeşitliliği her doğa parçasının kendi içinde bir ekosistem oluşturduğu bir sistemdir. Örneğin dağ ekosistemi, deniz ekosistemi, bataklık ekosistemi, akarsu ekosistemi, orman ekosistemi  gibi.
Ekosistemler girdi-dönüşüm-çıktı modeline göre çalışmaktadırlar. Örneğin dışarıdan sisteme giren güneş ve diğer doğal bileşenler(özellikle su ve karbondioksit) bitkiler tarafından kullanılarak ürüne dönüştürülmekte ve sonuçta doğaya son çıktı olarak verilmektedir. Bitkilerin dönüştürerek meydana getirdiği çıktılar diğer canlılar için girdi işlevi görmektedir.
Doğal ortamda besin maddeleri ve enerjinin dolaşımı üç ana canlı ögeyi oluşturan üreticiler(birincil üreticiler), tüketiciler ve ayrıştırıcılar tarafından sağlanmaktadır. Birincil üreticiler olan bitkilerin güneş enerjisini kullanarak fotosentez yoluyla ürettiği maddeler otoburlar tarafından tüketilmekte, otoburları ise etoburlar yemektedir. Tüketimden geriye kalan maddelerin tekrar ekosisteme dönmesi, ayrıştırıcıların yaptıkları ayrışma sayesinde gerçekleşmektedir. Ayrışma sonucunda bitki ve hayvan biyokütlesini oluşturan katı, sıvı ve gaz halindeki tüm maddeler açığa çıkarak tekrar sisteme girmektedirler. Böylece, herhangi bir ortamda üretilen organik maddeler, ayrıştırıcılar yoluyla tekrar ortama dönmektedir.
Gerek sucul gerekse karacıl ekosistemlerde bu döngü benzer biçimde meydana gelmektedir. Sucul ve karacıl canlı türleri değişse de, mekanizma aynı yönde işlemektedir. Sonuçta sucul ya da karacıl ekosistemlere giren ve çıkan maddeler ile bu maddelerin dönüşüme uğraması söz konusu olmaktadır.

Doğa/Çevre ve Ekosistemi Bilmek/Tanımak Ne işe Yarar?

Sevginin temelinde bilgi vardır. İnsanlar ancak tanıdıklarını ya da bildikleri şeyleri severler. Böylece, sevdikleri şeyleri koruma ve kollama ya da en azından zarar vermeden faydalanma yoluna giderler. Sistemi tanımak/bilmek ve dolayısıyla sevmek, hem ona saygı duymayı hem de yararlanmayı beraberinde getirir. Baraj ve HES yapımlarında genel olarak inşaat maliyetleri üzerinde durulmakta; sucul ekosistemin fiziksel, kimyasal, biyolojik özellikleri ve bu özelliklerin etkileşimleri ile canlı-cansız ilişkileri çoğunlukla ihmal edilmekte ya da pek üzerinde durulmamaktadır. Dolayısıyla şirketler akarsu ekosistemini tanımadan/anlamadan inşaat işine girişerek bir anlamda tek taraflı davranmakta; ekosistem dengesini koruyacak etkinliklerden, büyük olasılıkla getireceği ek yük nedeniyle, kaçınmaktadırlar.
Entropi ya da Sistemin Bozulmaya Olan Eğilimi
Bunun dışında, ister akarsu, orman, deniz gibi doğal, ister fabrika, bilgisayar, saat gibi yapay olsun tüm sistemler bozulma eğilimindedirler. Bu eğilime bilimsel anlamda entropi denilmektedir.  Eğer sistem doğal özelliğini koruyabilme, kendini yenileme yeteneği ve kapasitesinde ise entropi durumunu aşarak tekrar eski özelliğine döner. Ancak, bozulmaya eğilimi olan tüm sistemler, dışarıdan müdahale edildiklerinde, bozulma eğilimine daha çabuk ve artan bir hızda girerler ve bir süre sonra da kendilerini yenileyemez duruma düşerler. Söz konusu sistem, ekosistem özelliği gösteriyorsa, sistemi anlamadan-tanımadan yapılacak bir müdahale, sistemin bütününde onulmaz ya da geri dönüşü olmayan sorunlara neden olabilir. Sonuçta sistem bu yükü taşıyamaz duruma gelir.
Sucul ekosistemlerde bu durum karada ve sudaki doğal yaşam alanlarının zarar görmesinden suyun fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin değişmesine kadar bir dizi sorunlara neden olur. Sistemin bozulmaya olan eğilimi, üstelik sucul ekosistemlerin dış etkenlere karşı taşıma kapasiteleri bilinmiyorsa,  daha da kötü sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenlerle, yavaş ve sessiz olur akarsuların ölümü!!!

Akarsu ve Sucul Ekosistem
Yeraltında ve yerüstünde, kıyıları az-çok biçimlenmiş bir yatak içinde akan doğal su kütlesidir, akarsu. Çağdaş adlandırmada, belirgin kıyıları olmayan, zaman zaman yatağını değiştiren ve yer yer kesintiye uğrayan geçici su akıntıları için de akarsu terimi kullanılmakla birlikte, akarsuyu tanımlayan temel özellik, suyun belirli bir yatak içinde akmasıdır. Akarsu sözcüğü, aslında akan su kütlesinin boyutlarından çok, akış olgusunu vurgulayan bilimsel bir terimdir. Su kütlesinin büyüklüğüne ya da küçüklüğüne dayandırılan adlandırmada ise küçük akarsulara “dere ”, “çay ”, “su ” ya da “öz ”, büyük akarsulara ise “ırmak ” ya da “nehir ” adı verilir.
Akarsular, hidrolojik çevrimin en önemli halkalarından biridir. Bu çevrimde, denizlerden buharlaşarak atmosfere karışan su yağış halinde yeniden toprağa düşer ve en çok akarsularla taşınarak, daha az bir bölümü de yeraltı sularına karışarak yeniden toprağa döner. Ve yine en çok akarsularla taşınarak, daha az bir bölümü de yeraltı sularına karışarak yeniden denize dökülür.
Akarsu ekosistemlerinde öncelikle su içinde gözle görülebilir(makroskopik) canlılar ile çıplak gözle görülemeyen(mikroskopik) canlılar bulunur. Makroskopik canlılar arasında en çok bilineni balıklardır. Solucan, kurbağa, yılan, su piresi, midye gibi canlılar da akarsu ekosisteminin gözle görülür bileşenleridir. Bir de, su içinde bulunup da görülmeyen birtakım canlılar vardır. Bunlar arasında plankton(bitkisel ve hayvansal su organizmaları) oldukça önemli işleve sahiptir. Çünkü sucul ekosistemlerde gözle görülen ya da görülmeyen pek çok canlının gıda kaynağıdır plankton. 

Akarsu ekosisteminde su içinde olmayan ancak suya bağımlı olan pek canlı türü bulunmaktadır. Bunların başında hayvanlar ve bitkiler gelmektedir. Pek çok hayvan ve bitki türü akarsuya bağımlı yaşar ve akarsu ekosisteminin birer dışsal bileşenidirler. Bu arada, en gelişmiş canlı türü olarak bilinen insanları da saymak gerekir akarsu ekosistemi içinde. Çünkü, bilinen tüm uygarlıklar suya ulaşabilecek bir uzaklıkta kurulmuş ve yaşamlarını sürdürmüşlerdir.
Doğa, çevre ve ekosistem genel olarak soyut kavramlardır. Ancak orman, akarsu, göl, deniz, dağ gibi doğal varlıklar doğanın birer parçası ve ekosistem özelliği gösteren ögeleridir. Bu bağlamda doğal sistemler ya da doğa parçaları ekosistemin, ekosistem çevrenin, çevre ise doğanın birer alt kümesidir.

Temel Sorun
Her şeyden önce akarsu yatağında yapay set oluşturdukları için Baraj ve HES’ler suyun akış düzenini değiştirmekte, akarsu düzeninden neredeyse durgun su düzenine geçilmektedir. Oysa akarsuyun kendine özgü olan düzeni ve o düzene göre oluşan bir ekosistemi bulunmaktadır. Bu sistem içinde doğal döngüsünü kurmuş bulunan canlı ve cansız varlık ilişkileri Baraj ve HES yapımı ile bozulmaktadır. Yapılan Baraj ve HES’ler, tüm canlıların ortak kullanım/yaşam alanı olan ya da olması gereken akarsuları tek taraflı olarak entropi koşullarına uğrattığı, akarsu ekosistemindeki ilişkileri bozduğu ve bu sistemlerde geri dönüşü olmayan sorunlar yarattığı için karşı çıkışlarla/tepkilerle karşılanmaktadır.
Akarsu ekosistemi ile Baraj ve HES ilişkilerinde yaşanan sorunları bir sonraki yazıya bırakarak 2011 yılının barış, huzur, sağlık ve sevgi getirmesi dileklerimle…

Bu yazı toplam (1262) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?