Yükleniyor...
Güler Pınarbaşı

Güler Pınarbaşı

info@ucuncugoz.org

Bu mektup boşananlara, evli olanlara, ileri de evlenmeyi düşünenlere…

18 Nisan 2011 Pazartesi Saat 21:01

Bugün hepimiz için bir melek kartı çektim sevgili, diyor ki meleğimiz:"Yaşam denizinde yol bulmaya çalışanlara, ışığınla destek olabilirsin."

Önce ışığımızı fark etmek sonra iyice parlatmak ve yaymak değil mi tüm niyetimiz? Hadi ışığınız bol olsun ve her yerde parlasın dileğiyle satırlarıma başlıyorum.

Geçenlerde ülkeyi dikkate çağıran bir olay oldu. 16 yaşındaki bir kız çocuğu sevgisizlikten midir bilinmez kendisini uyuşturucunun içinde bulmuş ve ne yazık ki bu deneme merakı hayatına mal olmuştu...

Hep üzülürüm bu tarz haberleri okuyunca ve ardından hep parçalanmış aile çocukları çıkar ama sadece onlar mıdır sorunlu çocukluk yasayan, yaşatan? Birlikte olup da sevgiyi hissedemeyen çocukları da köşe başında bu ve benzeri birçok  tehlike beklemiyor mu sizce? Ya da çocukları büyütene kadar bir arada kalmayı seçen ailelerde çocuklar her ne kadar yaşları küçük olsa da sanıyor musunuz ki sevgisizliği hissetmiyorlar? Peki, ne yapmak gerekir bu büyük sorun karşısında?

Bir gün bir eğitimdeydik Şile’de... Ve her şey bitti geri dönüş yolculuğunu beklerken, sehpa üzerindeki gazetede bir köşe yazısı çarptı gözüme. Okudum ama o an gazeteyi almayı unutmuşum. Aklımda kalan özeti sizle paylaşırken eğer biliyorsanız, siz de rastladıysanız ve paylaşırsanız haberin tümünü veya haber verirseniz bana sevinirim.

 Olay şöyle: Altı yaşındayken ailesinin ayrılmasının acısını yasayan bir kız çocuğu kendince bir yöntem geliştirir. Amacı hayattan zevk almayı öğretmektir kendisine. Alışması gereken yeni yaşamına alışırken yaptığı her şeyi mutlu olacağına dair kendine olumlamalar yaparak yaşamaya çalışır. Kendince bulduğu bütün yöntemleri yazar. Dokuz yaşına geldiğinde de annesine;

 "Anneciğim ben kitap yazmak istiyorum ve kitabımda hazır" der. Annesi de,

“Kızım herkes hayatında bir kitap yazmak ister. Acele etme, bu isteğin çok güzel tamam büyüyünce yazarsın" der. Ama kız annesini dinlemez kendince oluşturduğu tüm bilgileri yayınevlerine yollar ve bir yayın evi bu güzel çabayı görür ve küçük kızın kitabini yayımlar.

 Çok ilgi gören bu kitap hakkında küçük kıza sorarlar, "... Bu yaşta kitap yazmakta ki amacın nedir?"

Kız şöyle cevap verir.

-"Annem ve babam ben 6 yaşındayken ayrılmaya karar verip ayrıldılar. Tamam, ayrılsınlar çünkü aradaki sorunları halledemediler ama ayrılırken çocuklarına doğru bilgiler versinler. Çocuk olarak aklımızda bir sürü soru oluyor ve cevapsız kalınca sorular daha da büyüyor; kafamız karışıyor. Örneğin bize ne olacak? Nerede kalacağız? İkisini de görecek miyiz?  Ben bu süreci kendimi her şeyde mutlu etmeye çalışarak geçirdim ve bu sorunu yasayanlara da işlerine yarasın diye kitap yapmak istedim"

Ne kadar bilgece bir niyetti... 

Bu satırları okurken gözlerimden yaslar süzüldü. Tam 16 yıl sonra bir yanlışımı fark etmemin üzüntüsüydü o an gözlerimden akan. Çünkü eşimle biz de ayrılırken çocuklarımıza bir şey dememiştik. Ben nedenimi ifade edemiyordum ki, önce kendime sonra çevreme, onlara anlatabilecektim, dahası aklıma da gelmedi... Kendi derdimize daldık anlayacağınız. Ayrılığı hangi taraf istese de kolay değil yılların alışkanlığını bozup yeni bir hayata geçmek, öyle değil mi? O zaman doğrularınız karışıyor, kafanız gibi ve kendi iç dünyanızın karmaşasındayken çocuklarınızı göremiyor, duyamıyor ve cevap veremiyorsunuz sorularına... Daha doğrusu o zaman sizin sorularınız o kadar çok ki onu çocuk sanıyor ve önceliğinize alamıyorsunuz bile. Benim ki aynen böyle olmuştu...

Benim çocuklarım beni İstanbul’a işe gitti sandı bi süre... Sonradan babaları evlenince de bisey anlamadılar. Bunu nereden anladım derseniz? Bir resimden... Baba ve yeni annenin evlenmeye niyet edişlerinin resminden... Suratları allak bullaktı çocukların, biri aşağıya, diğeri tavana bakıyordu... Gecen yıl rastladığım bu resimde de bir posta ağladım valla...

 

 Biz en sorunsuz boşanmış aileydik. Gecen yıllar arasında aramızda Aliye dizisi gibi hiç bir sorun olmasa da, ayrılsak da eşimle aramızda sevgi, saygı iletişim sürse de ve hatta sevgili eşi çocuklarımıza çok güzel baksa da, çocuklar büyüyünce ilk olarak bu yaşadıklarını paylaştılar benimle... Zordu ama Allah’ın emriydi bu yüzleşme. Yapılması gereken küçük bir detayın atlanması kim bilir ne zorluklar çektirmişti çocuklarımıza?

Bu yazıyı biz yaptık siz yapmayın, eğer yaptıysanız suçluluk duygunuzu çabucak temizleyin diye yazma ihtiyacı hissettim, ondan yazıyorum. 

 Diyorum ki; yarın "keşke"...  Demeden karar verirken hayatımızda herhangi bir şeye, hayatı deneyimlemeye gelmiş bu bilge çocuklarımızı daha iyi dinleyelim. İnanın büyük yaşam derslerinin bilgileri onlarda... Bu küçücük kız çocuğun uyarısı çok basit: "AYRILIRSANIZ AYRILIN AMA KAFAMIZI KURCALAYAN SORULARIMIZI CEVAPLAYIN!" diyor. 

 Benim önerim; onlar soru sormadan siz kendi büyük sorularınızı sorun ve şimdiden cevaplarını aramaya başlayın... Ama önce onların sorularını bi cevaplayın... Büyüyünce daha büyük sorularla geliyorlar. Sorun demiyorum dikkat edin... Sadece soru! Her soru da yanında çözümüyle gelir zaten. İyi çözümler.

 

Bu yazı toplam (10109) defa okunmuştur

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?