Yükleniyor...
Turgut Güngör

Turgut Güngör

gungor-turgut@hotmail.com

Saygı mı, sevgi mi?

26 Nisan 2011 Salı Saat 10:10

Saygısız ibaresi toplum içerisinde bir şahıs abesle iştigal ettiğinde verilen ilk tepkidir. Hatta biraz daha ileri gidenler bunu edepsizlik, terbiyesizlik olarak da değerlendirebilirler. Tabii saygısızlık tabiri daha çok sıklıkla kullanılır ülkemin insanları tarafından.

Sevgi sadakattir, vefadır, bağlılıktır, sorumluluk, özveri, şefkattir, yüreğinle gülümseyebilmektir, insan olmaktır. Elbette sevgi sayıyı da gerektirir ama saygı her zaman sevgiyi gerektirmez. Hiç sevmediğimiz ancak işini gerçekten iyi yapan birine saygı duyabiliriz.

Elbette saygı duymak ya da saygı görmek sözleri son derece göreceli bir tabir olup kendi penceremizden baktığımızda ne gördüğümüzden ibaret olduğuna inanırız. Ancak bir başkası da kendi penceresinden bakıp daha farklı göreceğini hiç düşünmeyiz, belki düşünenimiz vardır da onlarda umursamıyorlar diye bir ön yargım var sanki.

Saygı öncelikle hak edenlere, egosunu yenip saygı gösterebilenlere, mantıklı düşünebilenlere, akıntıyla birlikte sürüklenmeyenlere yani amiyane tabiriyle “yalakalık yapmayanlara”, Sabredip karşısındakini sessizce dinleyebilene, Artık bulabildiklerimizi müzede sergilemeye uğraştığımız kötülüğe iyilikle karşılık verenlere, hedeflerine ulaşmak için her şeyi mubah saymayanlara duyulur.

Hiç unutmam çocukluğumuzda tanıdığımız bir büyüğümüze rastladığımızda yüzümüz kızarır, sormadan asla konuşmazdık. Bu bize bir saygı gösterisi olarak öğütlenmişti. Öğretmenimizi, mahalle camisinin imamını gördüğümüz de dizlerimiz titrerdi. Hep aceleden ceketimi de yanlış iliklerdim. Her seferinde de üşenmede hafif bir tebessümle düzeltirlerdi düğmelerimi.

Çünkü onlar mesleklerinin ciddiyetini gerçekten bilirler ve öyle davranırlardı. Sevdiklerine sevgilerini öyle ulu orta yapış yapış göstermezlerdi. Ciddiyetlerini asla bozmazlardı. Ama mutlaka sevgilerini de saygılarını da hareketleriyle hissettirirlerdi. Mesleklerinin erbabıydılar. Bayrağın dalgalandığı her yeri de vatan kabul ederlerdi.

Dolayısıyla methiyeler düzmezsem acaba uzak bir yerlere tayinim çıkar mı korkusu taşımazlardı, ya da ne bileyim methiyeler yazıp belki okula müdür, ya da belki il müftülüğüne terfi ederim beklentileri de yoktu. Ne yazık ki o zaman hocalarımızı etkileyecek eski Seka kâğıt fabrikasının yerinde parklar da yoktu laleler de yoktu.

Kişiliğinize olmasa da mesleğinize, taşıdığınız unvana saygı duyan her türden dünya görüşüne sahip, din birliğinde hemfikir insanların rencide olabileceğini düşünmemişsiniz Sayın Müftü. Maaşını vatandaşın vergilerinden alan bir devlet memurunun Büyükşehir Belediye Başkanı da olsa belirli bir kişiye ya da zümreye yani bir seçilmişe ya da atanmışa bu denli methiyeler düzmesi şiirler okuması doğrusu bizleri epeyce şaşırtmış ve bir o kadar da üzmüştür.

Keşke Sayın Müftü şairliğe heves edip şiir ya da methiye demeleri yapmasaydınız.

Böyle dini bütün insanların toplandığı o kutsi anma toplantısında “Bak sayın başkan ben sizin sadık, vefakâr bendenizim” imajı yaratacak şiirler yerine oradakilerin arasında benim gibi dini bilgileri sizlere göre az olan vatandaşlarımızı felaha erdirecek öğüt niteliğinde dinî konuşmalara ağırlık verseydiniz daha faydalı olurdunuz, daha fazla mutlu ederdiniz insanları herhalde. Üstelik sonradan parklardan, bahçelerden lalelerden, börtü böcekten etkilendim demek gibi sudan sebepler bulmaya uğraşmazdınız.

Aman sakın yanlış anlamayın efendiler kimseye işini filan öğretmeye niyetim yok, zaten haddim de değil. Esasen affınızı umarak sadece rencide olduğumuzu, üzüldüğümüzü söylemek istedim. Hepsi o kadar.

Bu yazı toplam (908) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?