Yükleniyor...
Kemal Uyar

Kemal Uyar

kemaluyar1907@hotmail.com

Hayat Beş Şıktan Biridir

02 Mayıs 2011 Pazartesi Saat 20:00

İngiltere'de yargıçların maaşı yoktur. Onun yerine ihtiyaçları oldukça kullandıkları sınırsız çek defterleri vardır. İngiliz devleti hâkimlerine o kadar güveniyor yani.

Bir gün İngiliz hâkimin biri bir bankaya gidip bir milyon pound’luk bir çek bozdurmak istediğini söylemiş. Tabii ortalık birbirine girmiş. Banka yöneticileri en üst makamdan onay almadan bu kadar parayı veremeyecekleri söyleyip, hemen İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Başbakanlığa kadar telefon etmişler. Ancak aradıkları her yerden gelen cevap aynıymış: ÖDEYİN!

Bankada o kadar nakit olmadığından, hâkim’den ertesi gün gelmesi rica edilmiş. Geldiğinde de tüm para bir bavul içinde elden teslim edilmiş. Aradan bir kaç gün geçmiş. Hâkim çıkagelmiş. Parayı bankaya geri vermek istiyormuş. Banka yönetimi şaşırıp kalmış. Hemen Adalet Bakanlığı'nı aramışlar. Derhal, Bakanlık Müfettişleri devreye girmiş ve Hâkime hareketinin sebebini sormuşlar.

Hâkim; "Kraliçe’nin Hükümeti bize gerçekten bu kadar güveniyor mu, onu sınadım" cevabını vermiş. Raporlar Bakanlığa iletilmiş ve aynı gün hâkim azledilmiş. Gerekçe şöyle açıklanmış: "Kraliçe’nin Hükümeti’nin saygın bir hakimi, devletine güvenmiyor ve onu sınıyorsa, devlet ona asla güvenmez."

Bu aralar, ÖSYM ile Öğrencilerimiz arasında bir gerginliktir gidiyor. Bir başka tabirle ortada bir güven sorunu var. Öğrenciler ÖSYM’ye, ÖSYM Sisteme, Sistem Yazılımlara, Yazılımlar Yazanlara güvenmiyor. Basınımız da, her zaman olduğu gibi, gerçeği araştırmak yerine olayı körüklüyor, gündem yaratıyor.

Peki, kim haklı? Bu konuda net bir şey söylemek çok zor… Ortada teknik bir problem var gibi duruyor. Bugün itibarıyla geldiğimiz yaşam döngüsü içinde teknoloji büyük yer tutuyor. Artık, sınavlardan hemen sonra soru kitapçıkları internetten yayımlanabiliyor, tüm kitapçıklar belli yazılımlar kullanılarak bastırılıyor, her öğrencinin cevap formu bilgisayarlı sistemlerle okunuyor vs. vs... Kısacası, teknolojik imkânlar sonuna kadar kullanılıyor.

Teknolojinin bu kadar yoğun kullanıldığı alanlarda bilginin güvenliğini sağlamak, sistemi eksiksiz işletmek kolay değildir. Çözüm fişi çekmek, her şeyi elle yapmaktır. Geçmişte öyleydi. Elle yapmanın da başka sorunları vardı.

Bizim zamanımızda eğitim sistemi “kısa not almanızı, özetler çıkarmamızı” gerektiriyordu. Artık, girdiğim toplantıların tümünde not tutmazsam aklımda bir şey kalmıyor. Bugünkü eğitim sistemi ise, öğrencilerimize cevap seçenekleri üzerinden doğruyu bulmayı öğretiyor. Bu nedenle, bir işin başına geçtiklerinde önce cevaplara ihtiyaç duyacaklar, asla özgün çözümleri olmayacak.

Sistemlerimizi –güven- üzerinden sorgulamamalıyız. Sormamız gereken; “1.692.345 adayın hepsine birden nasıl üniversite sağlayacağız?”:

A)    Sınav sistemini kaldırarak

B)    Dershaneleri kapatarak

C)    Liseleri etkinleştirerek

D)    Üniversiteler (bilimsel öncelik) ile Yüksekokulları (iş garantisi) net olarak ayırarak

E)     Hepsi

Haydi, buyurun, cevapları küçükten büyüğe sıralayın!

Bu yazı toplam (968) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 2 )

f şıkkı
Üniversite sınavı kaldırılsın herkes birinci tercihine girsin. Okulların kapasiteleri nasıl alır o önemli bir konu değil. zaten üniversite sınavı zeka ölçen bir sınav da değil, tabi nasıl oluyorsa zekiler hep iyi yerleri kazanıyor. Kendisine zeki diyen ancak hiç bir şey üretemeyenleri sınav sistemi yanlış yerleştiriyor. onlar daha iyi yerlere layık. ÖSYM daha önce hata yapmıyor muydu? yapıyordu, insanın olduğu her yerde hata olur. bunun önüne nasıl geçilir d
toprak karadeniz03 Mayıs 2011 Salı Saat 08:48
bol şık
eksik. Öğretmenlerinize güvenerek...
z.e.deniz oğuz03 Mayıs 2011 Salı Saat 08:01

| 1 |