Yükleniyor...
Prof.Dr.  Alaeddin Bobat

Prof.Dr. Alaeddin Bobat

bizimdarica@gmail.com

Yavaş ve Sessiz Olur Akarsuların Ölümü VIII

09 Mayıs 2011 Pazartesi Saat 18:48

Sonuç Bildirgesi ve Büyük Yürüyüş

İstanbul’da gerçekleştirilen “HES Gerçeği” Panelinde katılımcılar yaklaşık 4 saat sabırla ve ilgiyle HES konusunu ve bu konudaki artıları-eksileri dinlediler. Katılımcılardan gelen sorular, “susuz” ya da “akarsu”suz geleceğe ilişkin endişeler üzerinde yoğunlaştı.

Benzer bir panel “Tabiatımıza neler oluyor?” başlığıyla Kocaeli’nde KYÖD(Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği) toplantı salonunda yapıldı. Bir iki farklı panelist dışında katkı sunanlar aynı kişilerden oluşuyordu. Ancak, bu kez dinleyiciler daha farklıydı. Aralarında, ülkemiz doğasına ve doğal varlıklarımıza neler olduğunu, başına ne çoraplar örüldüğünü ilk kez duyanlar bulunmaktaydı. Gerek 6 Mart’ta İstanbul’da gerekse 23 Mart’ta Kocaeli’nde gerçekleştirilen panellerde öne çıkan ve tüm katılımcıların görüş birliğinde oldukları sonuç bildirgesi şöyleydi:

1. HES’ler faydaları yanında, oldukça fazla zararları da olan tesislerdir.
2. Hava - Su ve Toprak tüm canlılar için olmazsa olmaz varlıklar arasındadır.
3. Ülkemiz, elektriğe hesap edilenden daha az gereksinim duymaktadır. Elektrikteki kayıp-kaçak oranı %10’lara düşürülerek ve enerjide etkin tasarruf sağlanarak elektrik talebi daha da azaltılabilir.
4. Akarsular üzerinde kurulacak küçük HES sayısı her gün artarak değişmektedir. Hiç kimse “karakaşı – karagözü” için ya da topluma fayda sağlamak için HES işine girmemektedir. HES işi öyle ballı-kaymaklı bir rant haline getirilmiştir ki, bu işle yakından-uzaktan ilişkisi olmayan esnaf bile bu işe girmiştir.
5. HES yapımı için bankalar oldukça cazip koşullarda krediler vererek yatırımcıları yüreklendirmektedir. Bu ise Dünya Bankası’nın da taraf olduğu Ekvator İlkeleri’ne aykırı bir tutumdur.
6. Devlet 49 yıllığına su kullanım hakkını vererek ve üstelik üretilecek elektrik için yine devlet tarafından “alım garantisi” verilerek HES projelerine destek sağlanmaktadır.
7. HES inşaatları nedeniyle yöre halkı yerlerinden-yurtlarından edilebilmektedir.
8. Akarsuyun dizginlenmesiyle suyun fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri değişmekte ve bu değişimden tüm canlılar az ya da çok etkilenmektedir.
9. HES yerine, Doğu Karadeniz Bölgesi için görsel rekreasyon alanları oluşturmak, dağcılık ve yüzme gibi sporlar ile eko-turizm etkinlikleri bölge için sürdürülebilir bir seçenek olarak düşünülmelidir.
10. Sürdürülebilir olmayan HES projeleri yöre halkına süslü bir paket gibi sunulmaktadır.
11. Akarsular kuruduğunda arıcılık, tarım ve hayvancılık gibi yaşamsal kaynaklardan yöre halkı yoksun kalacaktır.
12. HES projeleri tüm Doğu Karadeniz kıyı kentlerini kapsamaktadır. Projeler şu anki durumuyla kalmayacak, artarak devam edecektir.
13. Doğu Karadeniz için düşünülen bölge planı, mümkün olduğunca fazla HES ve madencilik faaliyetlerinde yoğunlaşmaktadır.
14. Karadeniz bölgesinde özellikle fındık tarımı ve hayvancılık yalnızca yerüstü sularıyla yapılmamakta, bu gibi faaliyetler için aynı zamanda yeraltı suyuna da gereksinim duyulmaktadır.  Suyun yönünü değiştirmek için kazılan tüneller yeraltı suyunu da çekmekte ve yerüstü sularının azalması yeraltı sularını da olumsuz etkilemektedir. Suyun azalması ile su kendi kendini temizleme özelliğini yitirmektedir.
15. Özellikle köylerde hala kullanılan fosseptik çukurları suyun azalması ile pislik ve hastalık çukurlarına dönüşecektir. Kirli suları kullanan hayvanlar bulaşıcı hastalıkları tetikleyecek ve bundan insanlar da payına düşeni alacaktır.
16. HES’ler ile su artık yöre halkına parayla satılır hale gelecek, su olmadan toprak, toprak ve su olmadan da yaşam olmayacaktır.
17. Can suyu tartışmaları hiç etik değildir. Çünkü her canlı doğadan eşit faydalanmalıdır.
18. HES’lere köy halkından bir iki kişiyi işe almakla iş-aş sorunu çözülemez. Bu gibi işe alma sözleri bir aldatmacadır.
19. Herkes kendi yöresindeki akarsuları korumak için mücadele vermek yanında, bütüncül anlamda düşünerek diğer yörelerdeki doğal varlıkların da korunması için mücadele vermelidir.
20. Doğal varlıkları korumak hem devletin hem de vatandaşların görevidir. Üstelik bu görev Anayasamızın 56. Maddesinde açıkça belirtilmiştir. Ancak devlet bir anlamda anayasal suç işleyerek bu görevini yapmamakta ve taraf olmaktadır.

Büyük Anadolu Yürüyüşü

Büyük Anadolu Yürüyüşü, Anadolu insanlarının suyunu, doğasını ve köklerini yaşatmak için başlattığı bir hareket. Herkesin katılımına açık, tümüyle bireysel ve gönüllü çabalarla gerçekleşen ve hiçbir kurum veya kuruluşun paydaşı, ortağı veya düzenleyicisi olmadığı bu hareket “Anadolu’yu vermeyeceğiz” söylemi ile 3 Nisan’da Artvin’den yürüyüşe başladı. Sonradan sırasıyla Hasankeyf, Antalya, İzmir, Konya, Mersin, Antakya, Kastamonu ve Trakya’dan yola çıkıldı ya da çıkılacak. 9 Nisan Cumartesi günü ise Ankara’da buluşularak aşağıdaki manifesto yüksek sesle dile getirilecek:

“Son on yıl içinde tüm sularımız enerji şirketlerinin eline geçti. Üzerlerine binlerce HES ve baraj kuruldu/kuruluyor. Dağlarımız maden şirketleri tarafından parsellendi, delik deşik ediliyor. Yaşamımız, nükleer ve termik santrallerle tehlike altında. Feryadımızı duyan yok. Binlerce yıldır ekip biçtiğimiz tohumlar, yok olmaya başladı. Ormanlarımız, parça parça kesiliyor.

İnsanımız, doğduğu bereketli topraklarda artık doyamıyor. Köyünü, ata toprağını terk ediyor. Binlerce insan şehirlere göç ediyor ve kadim Anadolu kültürleri birer birer yok oluyor. Hızla kalabalıklaşan şehirlerimizde yaşamak her geçen gün daha da zorlaşıyor, maddi ve manevi bedeli artıyor.

Bu nedenle biz, Anadolu insanları, Anadolu’yu yaşatmak için kendi halk irademizi kullanmaya karar verdik. Birleşiyoruz! Vicdan sahibi herkesle buluşarak yedi ayrı koldan, 40 gün 40 gece Anadolu’yu arşınlıyoruz ve nehirler gibi akarak Ankara’ya yürüyoruz. Geçmişe olan saygımız ve çocuklarımızın geleceği için, doğanın hakları ve yaşam hakkımız için yürüyoruz” .

Ne diyelim ? Adnan Yücel’in şiirinde dile getirdiği gibi:

Saraylar saltanatlar çöker
Kan susar bir gün
Zulüm biter.
Menekşeler açar üstümüzde
Leylaklar da güler.
Bugünlerden geriye,
Bir yarına gidenler kalır
Bir de yarınlar için direnenler”

Yolunuz açık olsun…

 

Bu yazı toplam (561) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?