Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

Büyük ölülere matem gerekmez, fikirlerine bağlılık gerekir.

27 Haziran 2011 Pazartesi Saat 20:03

Sevgili Bizim Darıca Gazetesi okurları geçenlerde arkadaşlar ile sohbet ederken bir ara Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öldüğü 10 Kasım 1938 günü ve sonrası Atatürk’ün naaş’ının İstanbul’dan Ankara’ya yolculuğu sırasında neler yaşandığını sorduğumda insanların pek bir şey bilmediklerini fark ettim!. Bende çok kısa bir şekilde siz Sevgili Darıca okurlarımla bu tarihi olayı paylaşmaya çalışacağım. Gazi Mustafa Kemal Atatürk öldüğünde saatler 9.05 ve 10 Kasım 1938 gününü gösteriyordu. Atatürk’ün öldüğü gün, Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan bir genelgeyle, resmi binaların bayraklarının gündüz ve gece yarıya indirilmesi istenmiş Bu arada, Atatürk’ün naaş’ının nereye defnedileceği konusu da gündeme gelmiş, ancak başlangıçta kesin bir karar verilememiş ve öncelikle Atatürk’ün bu konuda bir vasiyetinin olup olmadığı araştırılmıştır. Bu bağlamda Ankara Kalesi veya Çankaya’da yapılacak olan gösterişli bir abide üzerinde durulmuş, bu abide yapılıncaya kadar naaş’ının Etnografya Müzesi’nde muhafaza edilmesine karar verilmiştir. Halkın bu konuya ilgisi o kadar büyük olmuştur ki, 17.11.1938 günü saat 20.00’deki saygı geçidi sırasında, izdiham nedeniyle on bir kişi yaşamını yitirmiştir.  19 Kasım gününe kadar naaş’ı Dolmabahçe sarayında halkın ziyaretine açık tutulur. Naaş İstanbul’dayken, Atatürk’ün ailesinin isteğiyle Muayede Salonu’nda cenaze namazı da kılınmıştır. Cenaze namazı, 08.10’da naaş’ın bulunduğu sandukanın önünde biri subaylardan, diğeri erlerden ve bir diğeri de sivillerden meydana gelmiş üç büyük saf oluşturularak, kılınmıştır. İstanbul Üniversitesi İslam Tetkikleri Enstitüsü’nden, Ordinaryüs Profesör Şerafettin Yaltkaya imamlık vazifesini yaparken, müezzinliğini de Hafız Yaşar ve Hafız İsmail yapmışlardır. Cenaze namazı Türkçe kılınmış, tekbirler Türkçe alınmıştır.  Naaş 08.30 ‘da bir top arabası yardımıyla Dolmabahçe sarayından saray burnuna getirilir. Burada bekleyen Zafer Muhripi’nın arka tarafındaki katafalka yerleştirilir. İstanbul’da yaşayan halk’ta bu ebedi yolculuğa gözleri yaşlı bir şekilde tanıklık eder. Zafer muhribi Kadıköy Haydarpaşa önünde demir atmış bir şekilde bekleyen Yavuz Zırhlı gemisine, Atatürk’ün naşını nakledecektir. Yavuz zırhlı gemisine büyük bir özenle nakledilen Atatürk’ün naaş’ı İzmit tren garına en yakın limana yolculuk için hareket eder. Yavuz zırhlı gemisinin yanında yüzlerce Türk ve yabancı gemiler, yatlar denizaltılar ve Atatürk’ün sağlığında çok istediği Savarona gemisinin de bulunması insanları daha çok hüzne boğar. Gemiler belli bir disiplin içerisinde Haydarpaşa limanından yola çıkar. Halk sahilden gözleri yaşlı bir şekilde el selamlamakta, askerler selam durmakta, insanlarda bir umutsuzluk, karamsarlık yel esmekte.  Belirlenen programa göre, yabancı devletlerin savaş gemileri Yavuz Zırhlısı’na, Büyük Ada açıklarına kadar refakat etmiş, daha sonra başta İngiliz Malaya Zırhlısı olmak üzere bütün savaş gemileri birer birer Yavuz Zırhlısının sağından geçip, geri dönmüşlerdir!. Bu sırada gemilerin subay ve erleri selam vaziyetinde sıralanmışlar, Yavuz Zırhlısı’nın güvertesinde bulunan Başbakan Celal Bayar ve generaller de bu selama karşılık vermişlerdir. Yavuz Zırhlısı 18.30’da İzmit’e gelmiş ve buradan Atatürk’ün naaş’ı Ankara’ya gönderilmek üzere trene nakledilmiştir. Tren, İzmit’ten sonra geçtiği bütün istasyonlarda bir süre durarak Bilecik, Eskişehir, Polatlı ve Etimesgut’tan sonra Ankara’ya ulaşmıştır. Hat boyunca, trenin geçtiği yerlerde halk geç saate aldırmaksızın, kimi zaman ellerinde meşalelerle, Atatürk’e son kez olsun saygısını sunmak istemiş ve onu gözyaşlarıyla uğurlamıştır. Bu sırada Ankara’da da durum İstanbul’dakinden pek farklı değildir. 10 Kasım 1938 Çarşamba günü öğleden sonra, Ankara’daki üniversite öğrencileri Ulus Meydanı’ndaki Zafer Anıtı etrafında toplanmış ve anıta bir çelenk koymuşlardır. Törene İstiklal Marşı ile başlanmış, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nin okunmasından sonra çeşitli fakültelerden gençler birer konuşma yapmışlardır. Törene Başbakan Celal Bayar, milletvekilleri ve halk katılmıştır. Atatürk’ün naaş’ı 20.11.1938 günü Ankara’ya ulaşmıştır. Tören hazırlıkları naaş’ın gelmesinden çok önce başlamış, cenazeyi karşılamak üzere başta Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Mareşal Fevzi Çakmak olmak üzere birçok kişi istasyonda hazır bulunmuştur. Bu arada cenaze, tren henüz gara girmeden önce, uçaklar tarafından Etimesgut’ta karşılanmış, saygı uçuşu yapılmıştır. Saat 10.00’da tren gara girmiş, basın ve halk bu anı görüntülemek için yoğun bir çaba harcamıştır. . Tabut daha sonra Orgeneral Fahrettin Altay’ın nezaretinde vagondan alınarak bir top arabasına konmuştur. Araba, istasyondan arkasından yürüyen Cumhurbaşkanı, Başbakan, Mareşal Fevzi Çakmak, milletvekilleri, mülkî ve askerî erkân olduğu halde hareket etmiş ve büyük bir kalabalık arasında bu kısa mesafeyi ancak on sekiz dakikada tamamlayarak, Meclis binasına gelmiştir. Tabut orada etrafı çelenklerle dolu bir katafalk üzerine konulmuştur. Katafalkın üzeri beyaz tül bir ipekle kapatılmış ve onun da üzerine büyük bir bayrak sarılmıştır. Tabutun yerine konulmasından sonra İnönü, Bayar, Mareşal Fevzi Çakmak ve milletvekilleri tabutun karşısında başlarını eğmek suretiyle saygılarını göstermişlerdir. Saygı duruşuna, Ankara Palas’ın balkonunda bulunan yabancı askerî heyet başkanları da tabut katafalka konuluncaya kadar selam vaziyetinde durmak suretiyle katılmışlardır. Bu sırada halk da, yoğun bir şekilde yağan yağmura aldırmaksızın, ertesi gün sabaha kadar Atatürk’e olan saygısını sunmuştur. Cenaze töreninin yapılacağı 21.11.1938 günü, yurt dışından gelen yabancı heyetler, milletvekilleri, askerler, bürokratlar, halk büyük bir hüzün ve saygı içinde bir araya gelmişlerdir. Saat 9.50’de Atatürk’ün naaş’ı bir top arabasına nakledilmek üzere hazırlıklar başlamış; yaverler katafalkın üzerindeki atlas bayrağı kaldırmışlardır. Tabutu götürecek olan 12 milletvekili iki tarafa altışar olarak dizilmişler ve tabutu top arabasına yerleştirmişlerdir.  Saat 10.10 geçe top arabasının önünden saygı geçidi başlamıştır. Yürüyüş sırasında Cumhurbaşkanlığı Orkestrası, Chopin’in matem havasını çalmıştır. Top arabasının hemen arkasında baştanbaşa siyahlar giymiş bir vaziyette Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan ve eşi, onların arkasında Cumhurbaşkanlığı kâtibi Hasan Rıza, Başyaver Celal ve yaverler, onların gerisinde Cumhurbaşkanı İnönü, arkasında TBMM başkanı Abdülhalik Renda, onun sağında Başbakan Bayar, solunda ise Mareşal Fevzi Çakmak ve onların arkasında da misafir heyetlerin başkanları, delegeler ve sefirler yer almışlardır. Etnografya Müzesi’ne götürülmek üzere Meclis’ten alınan Atatürk’ün tabutu Halkevi’nin önünden geçerken o sırada Halkevi’nin müzeye bakan balkonunda bulunan bir asker dikkatleri çekmiştir. Bu asker İngiliz Kralı’nı temsil etmek üzere törene katılmış olan Mareşal Bird Wood’dur. Mareşal, Türkiye’ye gelirken bacaklarından rahatsızlanmış ve yürüyemez bir hale gelmiştir. Bu nedenle bir koltuk içinde balkona kadar getirilmiştir. Ancak bacakları üzerinde duramayacak kadar rahatsız olan Wood Atatürk’ün naaşı önünden geçerken, onu selamlamak üzere mareşallik asasına dayanarak ayağa kalkmış ve sol ayağı üzerinde durarak Atatürk’ün naaş’ını selamlamıştır. Bu sırada Wood, ayağını Türk toprağına basmak istediği için ayağının altına toprak da serpilmiştir. Sonuç olarak sevgili okurlarım Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözü ile bitirmek istiyorum yazımı; ‘’Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir’’.

Bu yazı toplam (779) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?