Yükleniyor...
Tuğba Tekeli

Tuğba Tekeli

tugbatekeli@gmail.com

Zamanın bekçisi

05 Temmuz 2011 Salı Saat 07:27

Günler yine ardı ardına sıralanıyor. Yaz ne çabuk geldi, nasıl geçiverdik birden bu güzel mevsime anlayamadım. Birden geliverdi yine şımarık bir çocuk edasıyla. Ama çocuktur işte deyip kabullenivermemiz gibi tüm yaramazlıklarına rağmen; yazı da bizi o kadar bekletmesine, nazına rağmen affedip; hemen kabullendik. Ne de olsa hasretlik var!

‘Bir rüyada mıyım acaba?’ diyorum bazen kendi kendime. Aslında zamanı hiç yitirmediğim, onunla yolculuk yaptığım güzel bir rüyada mıyım acaba? Elimde zamanın ipleri, benimle gelmesi için bir o yana bir bu çekiştiriyorum. Bazen bekliyorum yanı başında, gitmesin diye bir yere. Bekçiliğini yapıyorum adeta. Yine kaçıyor işte sinsice, çaktırmadan. Kadınlar daha çok zamanla haşır neşir diye düşünüyorum, ne de olsa en çok onların yüzlerinde anlaşılıyor geçen yılların izleri. Kadın olmak, zamanı doyasıya harcamak, erkek olmak ise zamana ayak uydurmak demek gibi geliyor. Ne de olsa erkeklerin daha durağan bir yapısı var kadınlara göre, daha kabullenici, daha zamanın içinde. Bildiğim tüm kadınlar hep başka bir zamana ait hissediyorlar kendilerini, çıkmaya çalışıyorlar sınırlarından, kapılarından hayatın. 

Keşke diyorum kendi kendime; zamanı kavrayıp, sıkıca tutabileceğimiz bir yerleri olsaydı onun da; canını yakabilseydik veya mutlu edebilseydik onu. Kim bilir belki o zaman bize daha cömert davranırdı, ya da bizden aldıkları için kendimizce sebepler yaratmamız daha kolay olurdu. Ama ne çok keşkeler var hayatımızda, yeniden gelsek dünyaya ne çok şeyi değiştirirdik belki de. Yine de zamana bekçilik yapmaktan vazgeçmezdim ben sanırım. Ona sahip olmak delice bir tutku, aynı çizgi filmlerde her daim dünyaya hâkim olmak isteyen kötü bir karakterin olması gibi. Ben de kendi hayatımın kötü karakteriyim sanırım. Hep zamanı ele geçirmeye çalışıyorum, rüyalarımda, gerçek yaşantımda. Ona methiyeler düzüyor, sonra da yerden yere vuruyorum. Nereye koysam bir fare gibi hızla kaçıyor ellerimden. Bulduğum yerde sabitlemeye çalışsam da bir de bakmışım puff diye yok oluyor. Ahh zaman neden izin vermiyorsun bize, neden allak bullak ediyorsun peşinden koşanları, neden haşarı bir çocuk gibi iteleyip, düşürüp sonra da bir şey yapmamış gibi tüm masumiyetini takınıp yalandan gülümsüyorsun?

Siz siz olun zamanla yarışmayın, çünkü hep kaybedeni olursunuz o zaman kendi filminizin… Mutlu sonlu filmleri seviyorsanız, kendi mutlu sonunuzu kendiniz yazın. Kıymetini bilin elinizdekilerin, tadını çıkartın günlerinizin, bolca gülümseyin. Zamanı boş verin, yokmuş gibi yapın. O zaman çocuklar gibi size geri gelecek ve gülümseyecektir inanın!

 

 

Bu yazı toplam (683) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?