Yükleniyor...
Tuğba Tekeli

Tuğba Tekeli

tugbatekeli@gmail.com

Mahremiyet rafa kaldırıldı!

11 Temmuz 2011 Pazartesi Saat 21:50

Önceleri sımsıkı sarmaladığımız, üzerine konuşmaya hiç de hazır olmadığımız, dokunduğumuzda kırılacak sandığımız mahremiyet; günümüzde bu denli kıymetli bir şey değil artık. Hayatını, yaptıklarını ne kadar saklı tutarsan o kadar iyiydi, güzeldi, temizdi eskiden. Öyle herkes her şeyi uluorta anlatmaz, konuşmazdı. Şimdilerde ise bir o kadar açık insanlar, fikirler, eylemler. Edepsiz diye bir kelime vardı bir zamanlar dilimizde hatırlarım; utanılacak şeyleri uluorta yapan, sıkılmadan, usanmadan tekrar eden kimse anlamına gelirdi ve ayıplanırdı yapanlar. Edepsiz kızları kimse sevmez derlerdi büyükler, yetişen kız çocuklarına. Sonra utanmak diye bir kelime de vardı; eyleme dönüşmüş halinde insan yüzünü gizler, bazen kızarır ya da tutulur kalırdı utanılacak bir şey yaptıysa. Artık şarkılar, şiirler, filmler, oyunlar bile o kadar edepsiz ki! Birileri içimizin kilidini açıp, anahtarını kalabalıklara savurmuş gibi bir hal var üzerimizde. Gelişiyoruz, değişiyoruz, çirkinleşiyoruz ve farkında olmadan uzaklaşıyoruz, belki de yakınlaşmaya çalıştığımız güzelliklerden.

Kimilerine göre yolunda seyrediyor hayatta her şey, ya da ben biraz eski kafalıyım, belki de Türk filmlerinin üzerimde bıraktığı o yapışkan etkiden kaynaklanıyordur tavrım kim bilir. Türk filmlerindeki yakışıklı gencin çekinerek babasına söylediği ‘onunla sevişiyoruz’ cümlesi kafamızda bir eylemi ifade etmiyordu ki bir zamanlar, aşk doluydu, hasret doluydu. O cümle şimdi ‘onunla yattım’ diye söyleniyor. İkisinin arasındaki ince ama ipince bir çizgi çiğnendikçe çiğnendi yeni hayatımızda. Ve getirdikleri bizi ‘mahremiyetten aleniyete itti.’

Şimdi öyle bir hayatı yaşıyoruz ki ‘kimi sevsem senden ibaret, hepsini senin adınla çağırıyorum’ dizelerinin yerine; ‘ağzını ağzıma dayıyorum, aralanmış bacaklarına değiyorum’ gibi sözler duyuyoruz. Aşk şarkıları yerini yatak şarkılarına bırakıyor ve biz aleniyetin içinde yuvarlanıyoruz. Sadece şarkılarda değil; sokaklarda, parklarda hatta uluorta öpüşüp koklaşır olduk sevdiklerimizle. Gerçi artık sevdiğim demek de yok ki literatür’de; çıkmak, takılmak, eğlenmek gibi kelimeler kullanıyoruz; daha da kötüsü, tuhaf kısaltmalar ya da anlamsız uzatmalar hâkim hayatımızda, örneğin; aşkitom, bebişim, tofitam, cicikom, aşkısı, darling v.b

Nitekim evlerimizde, sokaklarımızda, aşk yaşamak alışılan bir şey oldu artık. Balkon altı serenatları ya da aşk adına yaratılan şiirlere yer yok. Çok yavan değil mi böylesi bir aşk, böylesi bir tarz? Bu kadar açık olmalı mı her şey? Herkes hayatımızdaki en ince ayrıntıya kadar bilmeli mi bizi, yaptıklarımızı? Bize ait bir şeyler kalmayacak yakında, herkesin olacak elimizdekilerin hepsi. Eskiye dönmeyelim, kırılıp dökülmeyelim birilerinin karşısında, büyük ifadelerle yargılamayalım insanları ama benim hayal ettiğim dünyada yavan aşklara, sahte figürlere, kapısız hayatlara yer yok, ben mahremiyetle gelen masumiyeti seviyorum. Ama biliyorum ki artık aleniyet yeryüzünde ve mahremiyet rafa kaldırıldı!

Bu yazı toplam (709) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?