Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

Mimar Sinanın Ay ile Güneşe Emanet ettiği sır!

18 Temmuz 2011 Pazartesi Saat 20:51

Sevgili dostlar bu haftada siz değerli okurlarıma geçmişte yaşanılan ve günümüzde de bazı sembollerle, bir şekilde devam eden karşılıksız bir aşkın hikâyesini anlatmaya çalışacağım. Tarihin bilinmeyen veya aksak kalan alanlarını merak ettiğim için Show T.V de her Çarşamba yayınlanan Muhteşem yüzyıl dizisini kaçırmamaya özen gösteren izleyicilerdenim. Dizinin ileriki bölümlerinde, Osmanlının baş mimarı olan Mimar Sinan’ın hayatından bazı kesitleri, karşılıksız olarak seveceği Mihrimah Sultan ile ilgili aşkından, bahsetileçeğine inanmaktayım. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Osmanlı Ordusu en güçlü ve en geniş topraklara sahipti. Kanuni Sultan Süleyman Ukrayna asıllı cariye’yi Tatar akıncılardan kendine eş olarak alır. Asıl ismi Roxelana’dır. Daha sonra Müslüman olup Hürrem Sultan ismini alır. Sarayda özel bir eğitim görür. Güzelliği ve zekâsından dolayı Kanuni Sultan Süleyman’ı etkiler. Öyle ki Kanuni’nin 1. eşi olan Mahidevran ile saç baş yolmaya kadar gelirler. Kanuni’nin 1. eşi Mahidevran Sultan’ı kanuni’den soğutmayı başarır. Hâlbuki Yeniçeriler ve halk Mahidevran Sultandan olan Mustafa’nın ileride kanuninin yerine geçecek kişi olarak görüyorlardı. Fakat Hürrem Sultan çeşitli entrikalar ile kanuniyi kandırmayı başarır. İlk iş olarak Hürrem Sultan Kanuni’den olan kız çocuğunu Diyarbakır valisine 17 yaşında vererek kendine sarayda destek sağlar. Kızı Mihrimah Sultanı asıl seven ise Mimar Sinan’dır. Kanuni’nin kızını alan Rüstem Paşa veziri Azam olur. Sonuçta Kanuni, Hürrem ve Damadı Rüstem Paşanın kışkırtması sonucu, önce eniştesi ve sadrazamı olan Pargali İbrahim Paşayı (1536) daha sonra ilk eşinden olan büyük oğlu Mustafa'yı 1553 yılında yedi cellâda boğdurtur. Sevgili Bizim Darıca okuyucuları asıl benim anlatmak istediğim. Mimar Sinan’ın Mihrimah sultana duyduğu karşılıksız, gizli aşkı anlatmaya çalışacağım. Osmanlı’nın büyük cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın ve büyük aşk’ı Hürrem Sultan’ın bir kız çocuğu gelir Dünya’ya. Efsane bir aşkın meyvesi bu çocuk ve ismini de Mihrimah koyarlar. Zaman çok hızlı geçer sarayda entrikalar acılar ve aşk mektuplar ile. Mihrimah Sultan büyümüş 17 yaşına gelmiştir. O zamanlar için evlendirilmesi uygun yaştır. İki talibi olur, Diyarbakır valisi Rüstem Paşa ve diğeri Baş Mimar Sinan’dır. Fakat Mihrimah annesinin baskıları sonucu Hırvat kökenli Rüstem Paşa ile evlendirilir. Sinan evli olmasına rağmen baş döndürücü güzelliği ve tavırları karşısında aşkını olanca güzelliği ile sanatına yansıtır. Hırvat kökenli Rüstem paşa evlendikten sonra da kendini devlet işlerine adar ve eşi Mihrimah sultan ile devlet işlerini bahane ederek pek ilgilenemez. Yalnızlığından bulanan Mihrimah sultanda hayır işleri ile uğraşır. İstanbul’un en güzel yerlerinden olan Üsküdar’a Mihri mah Sultan adına yapması istenir kendisinden.1540 yıllarında başladığı cami’yi 1548 yılında tamamlar.(Caminin diğer adı İskele Cami’dir) Cami inşa edilirken bir anlamda kendi aşkını anlatır Sinan eserine. Eteklerini giymiş bir kadın silueti verir. Cami iki minareli olup, padişah fermanı ile yaptırılmıştır. Sinan’ın aşkını işlediği cami bitmiştir fakat duygularındaki coşku iyice alevlenmiştir. Bu cami yapımından 14 yıl sonra padişah fermanı olmadan Edirne kapı surları yakınında İstanbul’un en yüksek tepesine ikinci bir eser daha yapar. Özellikle Cami mimarisinde çeşitli şifreler saklıdır. İp ince bir minare yapar 38 m boyunda bu ince minare Mihrimah Sultan’ın asilliğini ve zarafetini anımsatmaktadır. Bu incecik kubbesinin yanında 161 pencere açılmıştır. Bu da Mihri mah Sultanın İç güzelliğinin ne kadar aydınlık ve berrak olduğunu temsil eder. İki minare yapabilirdi ama yalnızlığın simgelemesi anlamında tek minareli yapılmıştır. Dikkat edilmesi gereken husus Üsküdar’da yaptığı cami ile Edirnekapı’da yaptığı cami’nin yer seçimini Sinan yapmıştır. Sinan yine matematik ve Astronomi bilgisini burada da kullanmıştır. 21 Mart gecesi, Beyazıt Yangın Kulesinden bakıldığında, geçe ile gündüzün eşit olduğu günde işte bu iki cami dikkat çeker İstanbul semalarında. Edirnekapı Cami’nin tek minaresinin arkasından güneş batarken, Üsküdar’daki caminin minareleri arasından ay doğmaktadır. Bir anlamda Sinan Mihrimah Sultanın adını işlemiştir gökyüzüne yılın tek gününe. Saygılarımla….

Bu yazı toplam (1200) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?