Yükleniyor...
Prof.Dr.  Alaeddin Bobat

Prof.Dr. Alaeddin Bobat

bizimdarica@gmail.com

Öğrenilmiş Çaresizlik ya da Akıl Tutulması-2

25 Temmuz 2011 Pazartesi Saat 19:17

İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için,

Sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor,

Kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor,

Sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor,

Eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor,

Reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor,

Gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor,

Dünyaya bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor,

Aslında yaşamayı bilmediği için.

  W. Shakespeare

 

Gerek deneysel psikolojiden gerekse sosyal yaşamdan edinilen bilgi ve deneyimler, canlıların yaşamda iki tür çaresizlik ile karşı karşıya kalabileceğini göstermektedir. Öğrenilmiş çaresizlikle ilgili uygulanan ya da anlatılan tüm denemelerin birinci aşamasında gerçek çaresizlik, ikinci aşamasında ise sahte çaresizlik  durumu söz konusu olmaktadır. Örneğin, yavru filin ayağından bir halatla ağaca bağlanması sonucu özgürce hareket edememesi gerçek çaresizlik, halatın bir odun parçasına bağlanıp buna karşın yavru filin kaçmaya çalışmaması ise sahte çaresizliktir. Ya da, cam fanustan çıkmak için zıplayıp başını engele çarpan pirelerin yaşadığı gerçek çaresizlik, ancak cam engel kaldırıldıktan sonra pirelerin 30  cm’den fazla zıplamamaları ise sahte çaresizliktir.

Buradan şu sonuca varılabilir : Gerçekten çare varken(herhangi bir engel kalmamışken) çaresiz olunduğunu düşünmek ya da çözülebilecek duruma gelmiş bir sorunu çözmek için hiçbir şey yapmamak bir tür “akıl tutulması”  anlamına gelmektedir. Burada önemli olan nokta, hangi sorunun çözülebilir, hangisinin ise çözülemez olduğuna karar verebilmektir. Çaresizlik içinde kıvranan ya da  “akıl tutulması” yaşayan insanların bir çıkış yolu olup olmadığına karar vermesi pek kolay olmamaktadır. Bütün olasılıkları düşünmeden, tüm olası çözüm yollarını masaya yatırmadan “kurtuluş yok-çare yok” demek, öğrenilmiş çaresizliğin içselleştirilmesi anlamına gelmektedir. 

Akıl akıldan üstündür !

Sahte çaresizlik durumlarında dışarıdan destek almak veya bilen birilerine danışmak iyi bir çözüm bulmanın ilk adımı olabilir. Akıl akıldan üstündür ya da “derdini söylemeyen, dermanını bulamaz” atasözlerimizde karşılığını bulan bu “danışma” işi, bazen çaresizliğe kapılmış birinin göremediği ya da düşünemediği çıkış yolunun bulunmasında önemli bir çare olabilmektedir. Çünkü akıl tutulmasına yakalanmış insanların varolan “seçenekleri” görmesi mümkün değildir. Öğrenilmiş çaresizlik bir anlamda önünde hiçbir seçeneğin olmadığını düşünmektir. Oysa, güneş her sabah doğudan yükselir ve güneşin doğduğu her ufukta, umuda giden bir yol bulunur.

Öğrenilmiş çaresizlik ve korku

Öğrenme ile korku arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Öğrenilmiş çaresizlik içinde yaşayan insanlarda yoğun bir “başarısızlık korkusu” görülmektedir. İnsanlar kaybetmekten korktukları için denemezler. Sorumluluk getireceği için bir şey yapmaktan korkarlar. Bir iz bırakamadıkları için unutulmaktan korkarlar. Ve her şeyi başkalarından bekledikleri için, “hiçbir şey yapmamak” en iyi kaçış yoludur.

Oysa geçmişte yaşanan başarısızlıkları, acıları, çaresizlikleri, korkuları ne unutmak ne büyütmek ne de küçümsemek gerekir. Önemli olan yaşananlardan ders çıkararak aynı hatayı bir kez daha yapmamak ve daha güvenilir adımlarla mavi sonsuzluklara yelken açabilmektir. Ve insanoğlu bunu başarabilen tek canlıdır.

Bu yazı toplam (621) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?