Yükleniyor...
Tuğba Tekeli

Tuğba Tekeli

tugbatekeli@gmail.com

İnsanlık halleri…

25 Temmuz 2011 Pazartesi Saat 20:55

Türkiye’den hep kötü haberler alıyoruz ne zamandır. Gazeteleri ne zaman açsam okumak için hep intiharlar, cinayetler, kavgalar var. İnsanlar ne zamandan beri bu kadar insanlıktan çıktı bilmiyorum. Sanki hiç mutluluğa yer yok hayatımızda ve günden güne daha da benimsiyoruz bu durumu. Güzel haberler duyduğumuzda o kadar da etkilemiyor bizi, mutsuzluğu kanıksamışız. Etrafımızda birileri mutsuz olduğunda mutlu oluyoruz görüyorum da. Ne ara böyle olduğuna akıl sır erdiremiyorum. Bu yaşımda ki daha otuz olmamışken, dünyada bu kadar kötülük varsa; gelecekte bizi ve çocuklarımızı nasıl bir dünya bekliyor acaba diye kendime her gün soruyorum, her kötü haber duyduğumda ve üzüldüğümde.

Hiçbir şey yapamıyoruz duyduklarımız karşısında. Sadece okuyor ve geçiyoruz, seyirci kalmaya devam ediyoruz hayata. Acaba hep kötüler mi kazanacaklar gerçek hayatta; iyilere yer kalmadı mı? Filmler, masallar bizi kandırdılar mı bunca sene?

Eskiden insanlar yolda yürürken birbirlerine selam verir gülümserlermiş büyüklerimiz hep anlatırlar. Şimdi tanımadığın birine yolda selam versen sana dik dik bakıyor ‘…acaba bana neden merhaba dedi’ diye düşünerek. Hele gülümseyen bir kadınsa hemen onun hakkında yazılıp çiziliyor kafalarda çeşitli tanımlamalar. Birine sinirlendiğinde ona sebebini anlatamıyorsun bile, herkesin içi alabildiğine karanlık, herkes alabildiğine sabırsız ve kızgın. Güne kötü başlıyor ve öyle devam ettiriyoruz sanki mutlu olmak için hiç nedenimiz kalmamış. Oysa nefes alabiliyor olmak bile bir mutluluk sebebi şu dünyada. Gencinden yaşlısına herkes iç sıkıntısı çekiyor, stres diz boyu ve yanında getirdiği onlarca tasa. Hani genç dersin, deli dolu olur, gülümser, hayalleri vardır taşıyamaz o kadar çok, yaşlı insanlarda ise yaşına uygun bir tavır beklersin, olgunluk, anlayış, sabır… Teyzem bir seferinde bana ‘dünyaya dert yağmış kızım’ demişti. Gerçekten öyle olmuş sanırım.  Yeni dönem müzikleri bile mutluluğu anlatmıyor dizelerinde, hep aldatılanlar, adlanılanlar, terk edişler ve hüzün üzerine yazılmış. Mutlu kelimeler içerenleri ise yaz şarkıları olarak nitelendirip birkaç gün dinliyor sonra vazgeçiyoruz. Mutluluk hep anlık bir şey olarak kafalarda çiziliyor. Belki de biz ona yeterince yer ayırmıyoruz beynimizde, çünkü beynimiz mutsuzlukla öyle kaplamış, işgal edilmiş ki. Sanki birçok karanlık koridor barındırıyoruz içimizde, git git bitmiyor ve bir ışığa kavuşmuyor sonu. Ne zaman kötü bir haber duysam, okusam ben de o koridorda kayboluyorum. Hep dünyanın değişeceği ve bir yerlerde iyi şeylerin olduğu fikrini ön sıralara yerleştirmeye çalışıyorum. Seyirci kalmamak adına yapılacak bir sürü şey var. İnsanları daha duyarlı, daha sabırlı, daha anlayışlı ve daha insan gibi olmaya davet ediyorum. İçinizdeki güzel duyguları keşfedin, mutsuzlukla beslenmeyin, kolaya kaçmayın ve savaşın tüm kötülüklerle ve bir tane nokta siyahlık bile biriktirmeyin içinizde. Güzel şeyler düşleyin geleceğe dair ve olacağına inanın. İnancımızı yitirmek belki de olabileceklerin en kötüsü aslında. Benim dünyanın iyileşeceğine dair inancım var ve bu inancı olabildiğince korumaya çalışıyorum. Bir dönemi yaşıyoruz diyorum kendi kendime ve biliyorum her karanlığın ardında bir aydınlık vardır.

Tıpkı yağmur zamanı griliğin gökyüzünü kaplamasından hemen sonra yerlerine gelen pamuk beyazı bulutlarla günün yeniden aydınlanması gibi…

 Nazım Hikmet’in şu çok sevdiğim dizeleri bana mutluluğun, aydınlığın, güzelliğin daima var olduğunu hatırlatır:

“…Bu ıtır senin icadın değil, saçlarımdan uçan bahardır dedi,

İster gökyüzünde seyret, ister gözlerimde,

Körler onu görmese de yıldızlar hep vardır dedi…”

Siz de kendinize bunu hep hatırlatın!

Bu yazı toplam (584) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?