Yükleniyor...
Tuğba Tekeli

Tuğba Tekeli

tugbatekeli@gmail.com

Ötekileştirdiklerimiz aslında biziz

15 Ağustos 2011 Pazartesi Saat 21:08

Öteki; yani ‘yabancı’, ‘biz olmayan’. Kentliye göre köylü, Avrupalıya göre Doğulu, Afrikalı, Amerikalı, Müslüman’a göre Hristiyan, dindar’a göre dinsiz, beyaz tenliye göre koyu tenli, popçuya göre rapçi v.b örnekler çoğaltılabilir elbette. ‘Biz’im dışımızda herhangi bir topluluk, grup, birey, eğer bize rakipse veya onların bizi tehlike ile karşı karşıya bırakacağını düşünüyorsak, ‘onlar’ bizim için ötekidir. Ötekiler bizim dışımızda, bizden farklı olan fakat birbiriyle benzer olanlardır.

Hepimiz birer ötekiyiz aslında. Bulunduğumuz çevreye, sokağa, şehre, ülkeye veya kıtaya, bulunduğumuz zamana veya insanların algılarına göre, yani bir başkasına göre ötekiyiz. Hatta ailemize ve eşimizde göre de. Görünmeyen kimliklerimiz, etiketlerimiz bizi öteki yapıyor. Çoğumuz bunun farkındayız, bilerek yaşıyoruz, bazen direniyor, bazen kabulleniyoruz; kimimiz bunların hiç birinin farkında değil. İşte o farkında olmayan gruptan bahsetmek istiyorum ben size; öteki olanın aslında ne kadar biz olduğundan.

Dört senedir Cezayir’de yaşıyorum. Buradaki insanlara göre ötekiyim. Bu kıtada yaşadığım zaman içerisinde daha iyi anladım öteki olmanın nasıl bir şey olduğunu. Türkiye’de iken de birilerine göre ötekiydim elbet ama bu denli anlamıyordum ne olduğumu. Şimdi edindiğim tecrübelerim sayesinde daha farklı bakabiliyorum olaylara ve yaşamın kendisine. Bir zamanlar o farkında olmayan grubun içinde olduğumu görmekle başladı farkındalığım diyebilirim ve ne kadar onlar gibi olduğumu anlamam ile.

***

Birilerini bizden farklı varlıklar olarak görmeye öyle odaklanmışız ki onların da bizim yaşadığımız hayatı yaşadığını unutur olmuşuz. Bizim dışımızdaki diğerleri, sanki statüleri, hayat tarzları, düşünceleri ile yabancılar, uzaklar, değişikler ve hatta bazen aynı dünyada yaşamadığımız yaratıklar veya muhteşem varlıklar bizim için. Oysa onlar da benim kadar insanlar. Benim gibi yiyor, içiyor, konuşuyor, sevişiyor, savaşıyor, yaşıyor, unutuyor hatırlıyor ve ölüyorlar. Onların anne, baba, eş, arkadaş, öğretmen, müdür, yaşlı, genç, sert, duygusal, huysuz veya anlaşılabilir olması öteki oldukları gerçeğini değiştirmemize yetmiyor aksine o başkası olma halini kafamızda perçinliyor. Bazen insanları, sırf delicesine bir istekle onlar gibi olmak istediğimiz için, bazen de onlar gibi ya da onlar olamadığımız için kıskançlık duyarak hayatımızdan öteliyoruz. Kadınlar, kadınlara cephe alıyorlar, erkeklerse her daim birbirlerinin yanında. Birine kızdığımızda; aslında kendimiz de öyle davrandığımız için ama bunu kendimizde değil de onda gördüğümüz için uzaklaştırıyoruz hayatımızdan. Kişi bir ayna oluyor içimize. Neden bize benzeyen insanlarla aslında anlaşıyor gibi görünüyor ama bizden farklı olanların yanında olmak istiyoruz. Çünkü bizim için benzediklerimizden çok, hayatına yabancı olduklarımız öteki. Öteki olmak halini bile kategorilere sokuyoruz. Hepimiz aslında aynı gökyüzünün altında nefes aldığımız sürece yaşıyoruz ve mutluluğu arıyoruz. Yine de insanları ayırıp, ilkokulda yaptığımız gibi kümelendiriyoruz. Bazı kümeler birbirini kapsıyor, kimileri kesişiyor olsa da kimileri birbirine yakınlaşamıyor bile. Onlar evimize aldığımız süs biblolar gibi durduğu yerde duruyor yıllar boyu, hatta bazen evden gidiyor ve onları koyduğumuz yerde bırakıyoruz. Tıpkı ayrık kümeler gibiler bazı insanlar, kesiştiklerinde bile boşluktan başka bir şey elde edemediğimiz. Yine de içimizde bir yerlerde bizim gibi olduklarını bilerek yaşıyoruz biz. Farkındalar, o yüzden Türk filmlerindeki kötü karakterlerin zamanla iyileşmelerine çocuk gibi seviniyor, kitapların yeni dünyalara açılan kapılar olduğunu düşünüp onlarla hayallere yelken açıyor, kırgınlıklarımızı demirden kilitlerle içimizdeki odalara kapatıyor ve dünyanın bir gün daha yaşanılası bir yer olacağına dair inancımızı içimizde çocuğumuzu büyütür gibi büyütüyoruz özenle ve şefkatle. Öteki dediklerimiz aslında biziz. Ne olursa olsun içimizdeki ötekini keşfetmeli, onu kendimizle tanıştırmalı ve nasıl bir olabileceğimizi anlatmalıyız. Bunu ailemizle, arkadaşlarımızla, eşimizle de yapmalı, onu öteki olmaktan kurtarmalıyız. Ne kadar çok ayrık kümeyi kesiştirip boşluklarını sevgiyle doldurursak o kadar mutlu oluruz. Denemeye var mısınız?

Bu yazı toplam (722) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?