Yükleniyor...
M.Ali Kanber

M.Ali Kanber

malikanber@hotmail.com

Mevlid-i Nebi

17 Mayıs 2010 Pazartesi Saat 15:25

Değerli Okurlar!

Yaradılış gayesi Allah’ı bilip tanımak ve O’na kulluk yapmak olan insanoğlu, tarihin bazı dönemlerinde peygamberlerin üstün gayretleri ve rehberliği sayesinde tevhid akidesine bağlı kalmış, bazen de zulüm ve haksızlığa dalarak dalalete düşmüştür. Bu gibi durumlarda Cenab-ı Hak, Peygamberler vasıtası ile insanları helak olmaktan kurtarmıştır. İşte Miladi 7.asırda da dünyanın her tarafı zulümler, karanlıklar ve sapıklıklar içindeydi. Öyle ki; insan, ya vahşi, zalim, merhametsiz ve kaba bir mahlûk yahut esir, mazlum ve mağdur bir varlıktı. Dağdan getirdiği odun parçasını yontarak tanrı ediniyor, kendi eliyle yoğurup şekil verdiği helvayı put yaptıktan sonra acıkınca yiyordu. O zamanın Arabistan’ında her şey asli hüviyetinden uzaklaştırılmış, içki korkunç bir alışkanlık haline gelmiş, yalancılık ve dolandırıcılık alabildiğine yayılmış, faiz alıp vermek servetleri sömürme noktasına varmış, kabalık ve zulüm, çocukları diri diri toprağa gömecek ve mini mini yavruları hunharca katledecek seviyeye ulaşmıştı.

Değerli Okurlar!

İnsanlık, küfrün bu karanlık çağında, kötülükleri iyiliğe, fesadı sulha çevirecek, insanların ruhlarına filizlenen fesat tohumlarını söküp atarak yerine fazilet, iyilik ve Allah korkusu üyerleştirecek bir kurtarıcı bekliyordu. Nihayet beklenen nur bütün mahlûkatın varlık sebebi, Nebiler silsilesinin son halkası, Seyyidü’l- Kevneyn, Resulü’s-sekaleyn, İmamül’l-Haremeyn, Âlemlere Rahmet Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.), 571 senesinin Rabiulevvel ayının 12. pazartesi gecesi sabaha karşı dünyamızı şereflendirdiler. Bu teşrifle Kinattaki bütün varlıkların sürura gark olduğunu ve ona arz-ı hürmette bulunduğunu Mevlid Müellifi Merhum Süleyman Çelebi şu mısralarla dile getirir.

 Cümle zerrat-ı cihan edüp nida

 Çağrışu ben dediler kim merhaba,

 Merhaba ey al-i sultan merhaba,

 Merhaba ey sırrı-ı Furkan merhaba,

 Merhaba ey derde derman merhaba,

 Merhaba ey rahmeten li’l-âlemin,

 Merhaba sensin şefiu’l-muznibin…

Onun doğumuyla bu âlemde Allah’ın rahmet ve bereketi dolup taştı. Geceler ve gündüzler renk değiştirdi. Duygular ve düşünceler derinleşti. Sözler, sohbetler ve lezzetler enginleşti. Nura hasret çeken gönüller huzura erdi. Her şey ayrı bir mana, ayrı bir letafet kazandı ve dillerden şu ifadeler dökülmeye başladı:

 “Suya virsun bağban gülzarı zahmet çekmesun

   Bir gül açılmaz yüzün tek virse bin gülzaresu.”

Yani “Bahçıvan, gül bahçesini sulamak için zahmet çekmesin. Zira bin tane gül bahçesi sulasa, Ya Resülallah yine yüzün gibi bir gül hiçbir zaman açılmaz.”

O güller gülünün bu ulvi teşrifi ile her şeyin akışı değişti. Rahmet tecellileri, inci taneleri gibi kâinata serpildi. Putlar sarsılarak yere devrildi, Kisraların saraylarındaki sütunlar ve kuleleri yıkıldı. Mecusilerin 1000 yıllık ateşleri söndü, Save gölü buharlaştı, bütün zulüm ve küfür bataklıkları kurudu ve O’nun nuru, kâinatı aydınlatmaya başladı.

Ne mutlu gönlünü O’nun aydınlığına açanlara. Ne mutlu O’na layık ümmet olup, O’nun izinde olanlara. Ne mutlu, ne mutlu ve ne mutlu o bahtiyarlara.

Değerli Okurlarım Bu vesile ile tüm Müslüman aleminin kandilini kutlarım

Saygılarımla.

Bu yazı toplam (621) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?