Yükleniyor...
Prof.Dr.  Alaeddin Bobat

Prof.Dr. Alaeddin Bobat

bizimdarica@gmail.com

Öğrenilmiş çaresizlik ya da akıl tutulması 4

26 Ağustos 2011 Cuma Saat 19:16

Başkalarını tanımak akıllılıktır,
Kendini tanımak gerçek bilgeliktir.
Başkalarını yönetmek güçtür.
Kendini yönetmek gerçek güçtür.
                                            Lao-Tzu

Öğrenilmiş çaresizlik(learned helplessness)  kavramını bulan ve bu kavramı yaptığı deneylerle genelleştiren Martin Seligman ve arkadaşları, başa gelen çaresizlik ya da başarısızlıklardan çok, onlara yüklenen anlam ya da açıklamaların günlük yaşamı etkilediğini gözlemlemiş ve bu etkileri, çaresizlik ya da başarısızlığın beyinde algılanma veya oluşturulma biçimlerine göre sınıflandırmıştır. Bu sınıflandırmada temel alınan ölçütler 4 alt gruba ayrılarak çözümlenmeye çalışılmıştır : Süreklilik, kişisellik, kapsam ve kaynak.

Süreklilik : Çaresizlik ya da başarısızlık geçici mi, kalıcı mı ?

İnsan, başına gelen olayları yorumlarken öncelikle durumun “geçici ya da kalıcı” olup olmadığını düşünür. Kişi başarısızlığını ya da akıl tutulmasını(the eclipse of reason)  “kalıcı” yerine “geçici” olarak görüyorsa, bundan daha az etkilenmekte ve kendini toparlaması daha kısa süre almaktadır. Örneğin,  girdiği bir sınavdan düşük not alan bir öğrencinin bunu, “bu sınava yeterince zaman ayırıp çalışamadım, bu nedenle düşük not aldım. Bir sonrakine daha iyi çalışıp yüksek not alabilirim” biçiminde yorumlaması o öğrenciyi öğrenilmiş çaresizlikten koruyabilmekte ve başarısızlığın geçici olduğu algısını sağlamaktadır. Oysa aynı öğrencinin düşük not alma nedenini “sorular çok zordu, dersi zaten anlamıyorum, ben bu dersten geçemeyeceğim” biçiminde yorumlaması öğrenilmiş çaresizliğin ya da başarısızlığın sürekli olmasını beraberinde getirmekte, dolayısıyla öğrenci henüz işin başında o dersten kalmayı benimsemektedir.

Ya da attığı topu basket olmayan bir oyuncunun “ben hep kötü oynarım, attığım toplar potayı bile tutmaz” biçiminde düşünmesi yerine, “bu atışta biraz zorlandım, bir sonrakinde başarırım” demesi oyuncunun öğrenilmiş çaresizliğe kapılmasını engellemektedir.

Kişisellik: Çaresizlik ya da başarısızlık bireysel mi, toplumsal mı ?

Bulgulara göre, çaresizlik ya da başarısızlık kişi tarafından yalnızca “kendine özgü” bir sonuç olarak algılanıyorsa, özgüven kaybı ve öğrenilmiş çaresizlik olarak kendini açığa vurmaktadır. Oysa aynı başarısızlığı başkalarının da yaşaması, kişinin kendine olan saygısını ve özgüvenini yerinde tutabilmektedir. Örneğin, herkesin kaldığı bir dersten herhangi bir öğrencinin de başarısız olması, o öğrenciyi pek olumsuz etkilememekte, hatta gülüp geçebilmektedir. Örneğin “evlenememek – evde kalmak” toplumumuzda bir başarısızlık kabul edilir. Bunun önemli bir nedeni çoğunluğun evlenmiş olarak yaşamını sürdürmesidir.

Kapsam: Çaresizlik ya da başarısızlık tekil mi, çoğul mu?

Günümüzde her alanda başarılı olan canlı sayısı oldukça azdır. Kimi hızlı koşar kimi yavaş; kimi çabuk öğrenir, kimi geç; kiminin sesi çok güzeldir, kiminin görüntüsü. Çoğu zaman her alanda böyle bir başarı beklenmez insanlardan. Ancak, her alanda başarısız olmak da beklenmez. Burada önemli olan, kişilerin her alanda başarılı olup olmadıklarını düşünmeleridir. Yani çaresizlik ya da başarısızlık “tekil midir – çoğul mudur?”

Kişi her alanda mı başarısızdır veya yalnızca bazı alanlarda mı başarısızdır? Başarısız olunan bir olayda, insanın “ben her alanda başarısızım, bunda da başarısız oldum” diyerek bunalıma girme eğilimi göstermesi sık rastlanan bir durumdur. Bu durum aynı zamanda başarısızlığın bir “kimlik” olarak benimsenmesine ve sıkı bir öğrenilmiş çaresizliğe yol açar. Oysa, herkesin kendine göre başarılı olduğu bir alan mutlaka vardır.

Kaynak: Çaresizlik ya da başarısızlık içsel mi, dışsal mı?

Başarısızlığı yorumlamada önemli bir başka ölçüt ise, bunun içsel(iç kaynaklı-elde olan) mi, yoksa dışsal(dış kaynaklı-elde olmayan) mı olduğudur. Dış etmenleri denetim altına almak elde değildir, ancak iç etmenleri denetim altına almak kişinin kendisine bağlıdır. Örneğin, dersten başarısız olmuş bir öğrenci “ders karmaşıktı, sorular da zordu bu nedenle başarısız oldum” diye yorumlayarak dış etmenleri(başkalarını) ya da “ ders ve sorular kolaydı, ama ben çalışmadım” diye yorumlayarak kendini(iç etmenleri) suçlayabilir. Kişiden kişiye göre değişen bu yorum farklılıkları, aslında bakış açısını da ortaya koyar.

Bazı insanlar her ne olursa olsun çaresizliği/başarısızlığı dış etmenlere bağlar ve öyle avunur/ kendilerini böyle rahatlatırlar. Bu tür insanlar kendi yetersizliklerini göremediklerinden gelişmeye açık değildirler.  Bazıları da tam tersi, hatayı/eksikliği hep kendilerinde ararlar. Başarısızlığı/çaresizliği kendi iç dinamiklerine bağlayan insanlar bunalıma girme eğilimi fazla olan insanlardır ve başarısızlıktan ders çıkartıp bunu “öğrenilmiş başarıya” çeviremezler.

Yalnızca başkalarını suçlamak/suçu dış etkenlerde aramak ise kişisel eksiklikleri ve başa gelen olaylardaki iç etmenleri görmeyi engeller.

O halde ideal olan nedir? Herhangi bir başarısızlıkta kendimizi mi sorgulamalı/suçlamalıyız,  yoksa elimde değildi deyip başkalarını mı suçlamalıyız?

Kimyasal Olmayan Bir formül: N2O2 ya da 2N2O

Başarısızlık karşısında tek yönlü suçlamalar (kendinizi ya da başkalarını) ile varılacak yol aynıdır:

1- Başkalarını suçlayıp kendinizi rahatlatabilirsiniz ancak “başarısız/çaresiz kalmaya” devam edersiniz.

2- Kendinizi suçlayıp bunalıma girersiniz, ancak yine “başarısız/çaresiz kalmaya” devam edersiniz.

Her ne kadar bireysel ve toplumsal sorunlara çözüm için genel bir formül üretmek mümkün görünmese de, gizemli olmayan, kimyasal içermeyen ve aslında çoğumuzun bilerek/bilmeyerek sıkça başvurduğu bir yaklaşımdır N2O2 (Ne O, Ne O) formülü. Yani, başkalarını da kendimizi de suçlamadan, başarısızlığın/çaresizliğin nasıl/neden ortaya çıktığını çözümlemeye çalışmak ve bir sonraki benzer girişimlerde başarısız olmamak için neler yapılması gerektiğini ortaya koymak. Bu da, olaylara hem kendi açınızdan hem de başkaları açısından bakmayı gerektirmektedir.

 

Bu yazı toplam (754) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?