Yükleniyor...
Kemal Uyar

Kemal Uyar

kemaluyar1907@hotmail.com

Hür kan

29 Ağustos 2011 Pazartesi Saat 15:07

Bugün 30 Ağustos... Çifte bayram kutluyoruz. Bir taraftan nefsimizi köreltmiş olmanın verdiği huzur, bir tarafta özgür bir ülke olmanın mutluluğunu birlikte yaşıyoruz.

Ramazan bayramının Müslüman âlemi için hayırlara vesile olmasını dilerken, Zafer Bayramı bir bayramdan öte anlamlar taşır milletimiz için. O gün oturup bir kenara düşünme günüdür, sahip olduklarımızın değerini tek tek hesap etme günüdür.

***

30 Ağustos; 89 yıl önce binlerce şehidin, milli birlik ve beraberlik ruhu içerisinde canları pahasına ülkemizin geleceğini değiştirdikleri büyük zaferin kazanıldığı gündür. Bu öyle büyük zaferdir ki, asırlardır hür yaşayan bir milletin haykırışıdır. Birlik ve beraberliğimizin önünde hiçbir gücün duramayacağının ispatıdır.  

Çoğu ülke için bu tür günler bağlı oldukları ülke, krallık ya da rejimden ayrılışı simgeleyen bir belgeden ibarettir. Oysa milletimiz için kanla kazanılmış, kanla yazılmış bir kurtuluş destanıdır. Onun içindir ki sadece bir zafer bayramı değildir. Bakmayın bayram dediğimize, binlerce şehidin anısına şükran günüdür. Ruhları şad olsun!

***

Sınırlarını kanımızla çizdiğimiz vatan toprağı üzerine bunu bilmezlermiş gibi, bugün bile haddini aşan talepler çıkabiliyor! Biz her daim hazırız. Hep hazır olduğumuz gerçeğini hatırlatmak adına, bir kitapta okuduğum şu tarihi olayı aktarmak isterim:

Günlerden bir gün İtalyan büyükelçisi Atatürk ile görüşmek ister ve huzura davet edilir.

O günün muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra, Büyükelçi: ”Ekselans, dün Roma ile yaptığım bir görüşmede hükümetimizin Hatay’ı almak istediği kararını size iletmem söylendi.” der.

Odada bir an sessizlik olur. Atatürk, Büyükelçiye bir şeyler daha ikram eder ve iki dakika odadakiler ile baş başa bırakır. Döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması ve belinde tabancası vardır. Doğru masasına gider, manyetolu telefondan Mareşal Fevzi Çakmak’ın bağlanmasını ister.

Çakmak’a: “Paşa! İtalyan dostlarımız Hatay’a gelmek istiyorlar hazır mıyız?” der.

Fevzi Çakmak durumu anlar ve ” Biz hazırız Paşam.” diye yanıtlar. Atatürk, Büyükelçiye döner ve: “Biz hazırmışız, hükümetinize söyleyin isterlerse gelip Hatay’ı alabilirler!”

***

Her zaman vatan topraklarımıza karşı gözünü diken düşmanlar çıkacaktır. Kendini dev aynasında gören hainler çıkabilecektir. Kimi zaman demokrasiye olan inancımızı kullanmak isteyecekler, kimi zaman da elçilerini göndereceklerdir. Bize düşen, sadece hazır olmaktır. Unutmamalıyız ki; Sakarya’da, Dumlupınar’da, Çanakkale’de verdiğimiz şehitlerin kanı bayrağımızda taşıdığımız onurumuzdur. Ne onurumuzdan ne de Misak-ı Milli’den sonsuza kadar vazgeçmeyiz!  

 

 

Bu yazı toplam (1195) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 1 )

yüreğine sağlık
Ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Tebrikler.
gulhan30 Ağustos 2011 Salı Saat 23:14

| 1 |