Yükleniyor...
Aktan Uslu

Aktan Uslu

aktanuslu@gmail.com

Sistem sosyalistleri liberalleştiriyor mu ne?

20 Haziran 2010 Pazar Saat 17:36

Ali Ekber Duran’a atfolunur

 

2005 yılının sıkıntılı bir Eylül ayında kasavatlı bir pazar günü Köşklüçeşme Mahallesi’nde birinin kendini astığını duyan gazeteciler olay yerine gittiklerinde o kişinin, ÖDP Gebze İlçe Başkanı Recep Aktaş olduğunu öğrendi. Her ölüm erken, hiçbir intihar hiçbir kimse ile özdeşleştirilemiyor ama 12 Eylül dönemindeki silahlı mücadelede adeta kelle koltukta bir yaşam süren, cezaevi ve işkence koşullarına direnen Aktaş’ın intiharı özellikle o dönemki dava arkadaşlarını çok ama çok şaşırttı. Veda mektubunda şahsıma atfen iki satır da karalayan Aktaş’ı intihara sürükleyen etken kısaca vahşi kapitalist düzen oldu. Ayrıntısına, teferruatına, o dönem Gebze İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapan bir üst düzey amirin bilinenlerce bilinen tutumuna atfen kişilere indirgeyip onları vicdan azabına sürüklemenin hiçbir anlamı, manası yok. Kaldı ki cenazesinin kaldırıldığı gün dönemin ÖDP Genel Başkanı Hayri Kozanoğlu, söylenecek her ne varsa birkaç cümlede izah etti.

 

Geçtiğimiz hafta perşembe günü kaybettiğimiz yine ÖDP eski ilçe başkanlarından Ali Ekber Duran’ın cenazesine katılamadım. Hafta sonu evini ziyaret ettim. Gülefer yengenin haklı sitemleri vardı. Açılımında dayanışma olan bir partinin üyeleri, akciğer kanserine yakalandığı son iki yıl içinde gereken manevi desteği gösteremedi. İllete yakalandığı ancak altıncı ayda tespit edilen Ali Ekber Duran için tıbbın da, paranın da yapacak hiçbir şeyi yoktu yüksek ihtimal. Ancak o süreçte hiç olmazsa manevi olarak ailenin yerinde yer almak, bir gece hastanede nöbet tutmak, bir ilacının peşinde koşmak, yalnız bırakmamak gibi sorumluluklar da yerine getirilmedi veya fazla acımasız olmamak lazım, getirilemedi.

 

Evden çıktıktan sonra görevi gereği artık Adana’da çalışmaya başlayan, cenazesi nedeniyle Darıca’ya gelen akrabası, dostum Tekin ile şöyle bir sohbet ettik. Konu mevcut durum üzerine olurken kuruluş sürecindeki çıkışın ardından paramparça olup kuruluş gününün gerisine dönen ayrılıkların Gebze ölçeğine de yansıdığını ancak özellikle 1996-2000 arası parti çatısında siyaset bahanesi ile oluşan insani ilişkiler ve dostlukların korunması gerektiğine dem vurduk.

 

Meselenin özünde ise mevcut vahşi kapitalist sistemin, sosyalistleri de liberalleştirdiği yatıyor sevgili okur. Geçim kaygısının getirdiği olağanüstü mücadele, başta ekonomik geçimsizlik olmak üzere yuvayı yürütme çabası bu toplumda sosyalistler dahil olmak üzere herkesi biraz daha yalnızlaştırıyor aslında. Şahsımın meşhur bir tezi vardır. Bu teze göre ve bence, “Ülkemizde en tehlikeli kapitalist türü, eski solculardır. Çalışanın sigorta priminden ‘çalmak’ dahil olmak üzere, çekirdekten liberal ve kapitalistlere rahmet okutan tutumları söz konusudur” şeklindedir. Bu tez bir takım deneyimler ve tecrübeler üzerinden türemiştir. Haybeye değildir.

Ya da siz ismi lazım değil yakınlarda bir fabrikada sendikalı diye işçi atan işverenin eski bir Dev-Yolcu; o işyerine eleman tahsis eden ve sendikalaşmanın önünde engel olarak sistem tarafından önü açılan taşeronlardan birinin, 1 Mayıs 1977’te Taksim’de kolunun üstünden tank geçip kötürüm bırakan bir devrimci olduğunu biliyor muydunuz?

Bildiğime pişman olsam da ben biliyorum sevgili okur.

Ve neyse ki ışıklar içinde yatsın, Ali Ekber Duran bilmiyor sevgili okur…

**

 

Lanet etmekle, terör lanet olsaydı…

 

Bu hafta sonunun tek sıkıntısı şüphe yok ki bireysel değil sevgili okur. Bu yaklaşımımdan ötürü yine PKK’lı olmakla suçlanacağım belki ama geçen hafta PKK terörü 10’u kendisinden, biri İzmit’ten olmak üzere 24 can aldı. Ölenlerin 12’si şehidimiz. Diğer 12’si terörist veya onlara göre, “militan”, “kahraman.”

Ancak her geçen gün daha da açığa çıkıyor ki ABD’nin maşası PKK’nın dünden bugüne bu ülkeyi yönetenlerin akla zarar tutumları ile de bir şekilde dağa çıkan da, el emeği göz nuru büyütülerek Ordu’ya emanet edilip ülke savunması için dağa çıkan da bu vatanın evladı ve her biri doğduğunda masum birer bebekti.

Lanet etmekle terör lanet olsaydı, and olsun ki cumartesi günü Çayırova’daki yürüyüşte ben de bağırırdım. Ama lanet etmekle, terör lanet olmuyor ki sevgili okur…

Bu yazı toplam (546) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?