Yükleniyor...
Tuğba Tekeli

Tuğba Tekeli

tugbatekeli@gmail.com

Marakeş rüyası

06 Eylül 2011 Salı Saat 00:53

Yolda olmanın, yolculuklara çıkmanın güzelliği bambaşkadır benim için. Yeni yerler keşfetmek, yeni hayatlar tanımak ve dünyanın nasıl güzelliklere sahip olduğunu görmek bir mucizeye tanıklık etmek gibidir. 

Fas benim her zaman hayalini kurduğum bir yerdi, masalsı ve heyecan verici. Nihayet buradayım ve bu yeni dünyayı çocukça bir aç gözlülükle gözlemliyorum. Gerçekten de Marakeş düşündüğüm kadar güzelmiş. Hayat burada farklı bir zamanda akıyor gibi adeta. Kapılar, evler, dar sokaklar, insanlar gizemle dolu. Küçük ama kocaman motiflerle bezenmiş kapılar başka bir boyuta taşıyor insanı, hele o renkler ve kokular cezp ediyor. Burada kalmalı ve yazmalıyım, fotoğraf çekmeliyim diyorum keşfettikçe. Bir ilham kaynağı adeta Marakeş.

Sokakları öyle kalabalık ki insan ürküyor; o neden toplandıklarına dair hiçbir fikrinin olmadığı insan yoğunluğundan. Kıyamet meydanı dedikleri yerde hele daha önce hiç bu kadar kalabalık bir yerde bulunmadığımı anladım. Adı gibiydi; kıyamet gibi insan vardı, öyle derler ya; ya da mahşer yeri gibi. Adını da buradan alıyor sanırım, kalabalıklardan. Çalgıcılar, falcılar, dövmeciler, baharatçılar, tuhaf karışımlardan oluşan yemekler satan tuhaf bakışlı adamlar ve parıl parıl hediyelik eşyalar. Tanrının bütün insanları bu meydanda toplanmış gibi. Beni çok etkiledi Marakeş. Hayallerimdeki gibiydi ki daha çok fazla yer de dolaşmadan üstelik. Dönmeden evvel daha çok keşfetmek ve tanımak istiyorum bu büyülü kenti.

Bir hikâye kitabının sayfalarındaymış gibi hissetmek istiyorsanız bu kıtayı ziyaret etmelisiniz. Tunus’ta da aynı şeyi hissetmiştim ama Fas’ın havası bambaşka. Okyanusun asi dalgaları, kumun turunculuğuyla karıştı mı hele atıveresi geliyor içinden insanın kendini onların kucağına.  Tatlı bir deli cesareti hissediyor insan taa iliklerinde; o kalabalıkla bir olmak hissi de oradan geliyor, seni cezbeden gizemden, şehrin ruhundan ve insanların bakışlarından. Tabi sineklerin rahatsız ediciliğini, haşlanmış salyangoz kokusunun berbatlığını göz ardı etmemek gerekiyor. Tadı her ne kadar baharatlı ve leziz olsa da o koku insanın midesini bulandırıyor. Yine de böyle bir yere gelmişken değişik tatları denemeden de dönmek olmuyor. O zaman önyargılı olmamak gerektiğini anlıyorsun bir kere daha; o kötü kokulu şey nasıl böyle lezzetli olabiliyor diyorsun. Keşke daha çok yer görüp daha çok yeni lezzet keşfedebilsem…

Kısaca Marakeş ruhu olan bir şehir. O ruh sizi alıp başkalaştırıyor ve hayal dünyanızı zorluyor. Kim bilir daha kaç tane şehir var böyle izler bırakacak insanda. O yüzden yolculuklara çıkmak yapılabilecek belki de en güzel şey hayatta ve sağlıklıyken. Bolca gezmek ve dünyayı içindeki nimetlerle tanımak ve yaşamak; yaşadığını anlamak. Yaşadığınızı anlamak için Marakeş’i mutlaka görmelisiniz!

Bu yazı toplam (555) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?