Yükleniyor...
16 Kasım 2018 Cuma

ARŞİV

 

Spor Haberleri

Yazarlar

VEFAT HABERLERİ

Yaşar Tekin Sümer

Yaşar Tekin Sümer

10 Mayıs 2018 Perşembe
Hacı Osman Bayramoğlu

Hacı Osman Bayramoğlu

20 Nisan 2013 Cumartesi
Kazım Tayfun Emre

Kazım Tayfun Emre

30 Ağustos 2012 Perşembe
Hacı Hüseyin Tüter

Hacı Hüseyin Tüter

30 Temmuz 2012 Pazartesi
Hüseyin erestin

Hüseyin erestin

11 Haziran 2012 Pazartesi
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

Ayna, Ayna söyle bana.!

05 Eylül 2011 Pazartesi Saat 22:13

Sevgili Bizim Darıca okurları herkes günün bazı saatlerinde  ayna’yı bir şekilde kullanmaktayız. Kimimiz banyodaki aynaya bakarak, kimimiz ise çantalarında taşıdıkları ayna ile kendilerine çeki düzen verirler, kimilerimiz ise aynanın faydalarından araç kullanırken dikiz aynasından bakarak trafiği kontrol ederek faydalanırlar. İşte sevgili okurlar sizlere bu hafta aynanın kısa bir tarihçesinden bahsetmeye çalışacağım. Eski, çok eski zamanlarda ressamlar ve filozoflar tartışmaya başlamışlar. Ressamlar, toplumu etkileme konusunda kendilerinin daha başarılı olduklarını, filozofların ortaya bir iş koyamadığını savunuyorlarmış. Filozoflar da her sanat eserinin başlangıcının düşünce olduğunu, bu işi de en iyi kendilerinin sergilediğini söylüyormuş. Kentin ileri gelenleri, tartışmaya son noktayı koymak için ressamlardan ve filozoflardan en iyi temsilcilerini seçmelerini istemiş. Büyük, boş bir salona gelen taraflar, salonun tam ortadan bir perdeyle ikiye bölündüğünü görmüşler. Kentin yöneticileri demiş ki: "Salonun yarısı en iyi ressamın, öteki yarısı ise en iyi filozofun... Size bir hafta veriyoruz. Tüm marifetinizi gösterin. Bir hafta sonra gelip yaptıklarınızı değerlendireceğiz. Hanginizin toplumu etkileme konusunda en iyi olduğuna biz karar vereceğiz." Ressam bu duruma çok memnun olmuş. Hemen bir iskele kurarak, duvara harika bir manzara resmi yapmaya koyulmuş. Yarışmanın mutlak galibi olduğundan son derece eminmiş. Sahi, filozof öteki tarafta ne yapabilir ki? Bir hafta sonra seçiciler salona geldiklerinde, olağanüstü güzellikte bir manzara resmiyle karşılaşmışlar. Sormuşlar ressama: "Bu harika yer nerede? Söyle de oraya gidelim..." Ressam, öyle bir yerin olmadığını, resmi hayalinden yaptığını söylemiş. Kentin önde gelenleri filozofun ne yaptığını görmek için perdeyi kaldırmışlar. Perde açılınca da öylece kalakalmışlar... Filozof, eline aldığı bir taşı bir hafta boyunca kendine ayrılan duvara sürtmüş ve koca duvarı bir aynaya çevirmiş. İnsanlar, kendilerini gitmek istedikleri, ama ressamın hayalinden yaptığını söyleyince gidemeyeceklerini sandıkları manzaranın içinde görmüşler. Duyduğum en güzel ayna öyküsüdür okuduğunuz... En güzel ayna ise Frankfurt Hayvanat Bahçesindedir. Bir kafesin önünde şu yazılıdır: "Doğanın en vahşi canlısı..." Kafesin içinde yalnızca bir boy aynası vardır. Ayna şiirlerinin en ünlüsü ise hiç şüphesiz ki, Orhan Veli'nin şu dizeleridir: Ne atom bombası, Ne Londra Konferansı; Bir elinde cımbız, Bir elinde ayna, Umurunda mı dünya! Elinde ayna ve cımbız tutup da dünyanın umurunda olduğu kadın yok mudur?1903’te Dünyada ilk kez bir kadın araba yarışlarına katılmış. Bu kadının adı Dorothy L. Frontispience idi. Yarışlara ilk katılan kadın olmasından dolayı evet önemli bir isim.Ancak onun önemi sadece bununla kısıtlı değil. İyi bir gazeteci ve yazar da olan Dorothy,1906’da “The Woman and the Car/ Kadın ve Araba” adlı kitabını yazmış. Bu kitapta hem kendisinin arabalar ile nasıl tanıştığını hem de diğer kadınlara arabalar hakkında bilgi verip onları araba kullanmaya teşvik etmiş. Araba hakkında püf noktaları vermiş. Motorun nasıl çalıştığını, araba kullanırken en uygun ve rahat kıyafetin nasıl olabileceği hakkında birçok bilgi verip, kendi tecrübelerinden yola çıkıp diğer kadınlara araba kullanma konusunda önerilerde bulunmuş. Daha da ilginç olan kitabında yarışlara katılırken uyguladığı bir taktiği de açıklamış ve bunu tüm kadınlara önermiş.“Ayna kullanın”, demiş. “Sadece kendinize bakmak için değil, aynayla aynı zamanda arkanızdan kaç arabanın size doğru geldiğini de tespit edebilirsiniz”, demiş.Tekrar hatırlatayım sene 1906 ve henüz arabalarda dikiz aynası yok. Ayna kullanmanın sağlayacağı faydalardan henüz söz edilmezken Dorothy, kadınlara el aynalarını yanlarında taşımalarını tavsiye eder. Bu ayna ile arkayı ve yanları görüp arabayı daha rahat kullanabileceklerini anlatır. Bir başka deyişle, biz erkekler, trafikte at gözlüğünün atılmasını bir kadının zekâsına borçluyuz.

Bu yazı toplam (859) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?