Yükleniyor...
Turgut Güngör

Turgut Güngör

gungor-turgut@hotmail.com

Eh başka ne diyelim (1)

12 Eylül 2011 Pazartesi Saat 21:12

Her ne kadar kimseciklerin haberi olmasa da veya kimseciklere duyurulmasa da gerçekten şu belediye meclis toplantılarına gitmek keyifli oluyor. Davet edilmeseniz de mutlaka zaman ayırın. Çünkü insanlar seçim zamanı siyasi partilerin çıkardıkları gümbürtüden, yaptıkları şamatadan, kopardıkları velveleden, adayların bir şekilde birileri tarafından hazırlanarak ellerine tutuşturulan metinleri okuyarak bir yerlere aday olduklarını açıklarken, kimin oraları hak ettiğini tam olarak anlayamadan oy veririz. 

Tabii birazda nemalanmamızı da düşünürüz bu arada.”Eh ne yapalım yıllar ardından kazanılan kimilerine göre doğal, kimilerine göre de utanç verici alışkanlık bu demekten başka ne söylenebilir. Bize böyle öğretilmiş deyip geçiyoruz. Ya sonra. Sonrasında o kadar ilgisiz ve vurdumduymazız ki lazım olduğunda “muhtarın yeri nerde ya” diye birbirimize sorarız elbet.

Hele belediye meclis üyelerini tanıyanların sayısı iki elin parmağını geçmez gibime geliyor. Onlarda zaten birkaç yakın destekçisi haricinde pek vatandaşla samimiyet kurmazlar. Eğer içinizde ayda bir kere yapılan belediye meclisi toplantılarına giden varsa, ne demek istediğimi daha da iyi anlayabilirler.
Yinede ben meclis toplantılarına gidemeyenler için anlatayım.

***
Son belediye meclis toplantısına dinleyici olarak gittiğimde belki bu sefer ciddi bir toplantı izleyeceğim umudunu taşımak istiyordum. Ama yine olmadı. Elbette, kimseye kaşının üzerinde gözün varmış demek istemiyorum. Bir kısmını tenzih ederim, ama maalesef durum bu. Aslında kimsenin bu seçilen arkadaşlarda kabahat bulması gerekmiyor. 
Sistemin yapısı bu vatandaşın önüne bunları seçeceksin diyorlar, vatandaş da gidip tarafını tuttuğu takıma pardon partiye oyunu veriyor. Yani adayım diye ortaya çıkanlara oy verilmiyor. Çünkü kimse listenin muhteviyatını sorgulayamıyor. Kimse “senin özelliklerin nedir ya, neden aday oldun? Seçilirsen ne yapmak istersin?” demiyor ya da diyemiyor her neyse. 
Sonra mazbatasına kapan haydi iş başına. İş dediğim yanlış anlaşılmasın. İçlerinde koskoca neresinden baksan nüfusu 25.000 olan bir mahalleyi ilim tepeye taşıyalım gibi önerilerde bulunanlar bile var. Teklifler. Öneriler hakkında görüşler. Görüşler özerine tartışmalar. Eh bunlar olağandır diyebiliriz de, bazıları var ki kasıntıdan her yerleri uyuşmuş bir vaziyette “Ya bize kimse iş öğretmeye kalkmasın” bile diyebiliyorlar. 
Doğrudur şehrin göze batan bazı noktalarına, bakın bizim yaptıklarımıza deyip onu da oya tahvil edeceğiniz bir iki iş tamam. Örneğin işte kaldırım yaptık, işte asfalt, işte ayakta zor duran ama altına büyükşehir ambleminin oturtulduğu elektrik direkleri ortada. İşte kazulet gibi estetikten yoksun, şekilsiz, kim bilir kaça mal olmuş ambalaj ve kâğıt atıkları toplayacağız hevesi ile alınan konteynırlar. 

İkide bir muhalefet meclis üyelerine, bize iş öğretmeyin diyorsunuz ya, ama o garabetleri iki kişinin zorlukla yürüdüğü hatta bazı yerlerinde bir kişi bile yürürken ayağını burktuğu kaldırımlardan küçücük okul bebelerinin nasıl gideceğini düşünemediniz. Eh sizin çocuklarınız okula özel arabalarınızla taşınıyor ya. Gerisini boş ver. Hele birde özel arabaların yanı sıra, sırtında tonlarca mazot, asit, sodyum hipoklorit (çamaşır suyu) tankerlerinin hemen o kaldırımların kenarına park ettiğini “hatta bazen kaldırımın üzerine bile çıktığı oluyor”. Bunları hiç düşünemezsiniz çok sayın işini bilen sevgili büyüklerimiz. 

Ya rabbim sen bilirsin. Sen bu belediye meclis üyelerine ve de onları oralar seçenlere sabır, selamet ihsan eyle. Eh başka ne diyelim.

Bu yazı toplam (1269) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?