Yükleniyor...
Bedriye Yıldızeli

Bedriye Yıldızeli

bedriyeyildizeli@gmail.com

Duyan da Erdoğanı anti-kapitalist zanneder!

18 Ekim 2011 Salı Saat 10:57

Geçtiğimiz Salı günü İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde başlayan Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi ve Fuarı’nın açılışında konuşan Erdoğan’ın emek sömürüsü ile ilgili sözleri şaşkınlık yarattı. Ülkemizde yaşanan işçi cinayetleri, berbat çalışma koşulları ve Başbakanın yaptığı açıklamalar düşünüldüğünde bu haklı bir şaşkınlık!

Geçtiğimiz hafta başında İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde başlayan 19. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi ve Fuarı’nın açılışında konuşan Başbakan Erdoğan “Batı tarihinde köleliliğin kaldırıldığı doğrudur, ancak emek üzerindeki sömürüye hâlâ tam olarak son verildiğini söylemek mümkün değildir” dedi. Dünyada yaşanan krize de değinen Erdoğan, yaşanan bu olumsuz gelişmelerin, kapitalizmin geçmişini sorgulamak açısından önemli bir fırsat oluşturduğuna inandığını da söylemişti. İşçilerin 19. yüzyılı aratmayan sömürü koşullarında çalıştırıldığı, kar hırsıyla işçi sağlığı ve güvenliği için hiçbir adımın atılmadığı, neredeyse her gün yeni bir işçi cinayeti yaşanan bir ülkenin Başbakan’ın bu sözleri tam bir ikiyüzlülük örneği. Bunların yanında bakanların ve bizzat başbakanın, işçilerin çalışma koşulları ve işçi cinayetleri ile ilgili sarf ettiği sözler düşünüldüğünde, “Erdoğan dalga mı geçiyor?” diye sormamak mümkün değil.

Tekel işçileri “domuz”
Bilindiği gibi 2009’un kış aylarına damga vuran gelişme tekel işçilerinin hak mücadelesiydi. İşçiler Tekel fabrikalarının özelleştirilmesi ve 4-C statüsüne karşı 78 gün süren ve ülke gündeminin baş sırasına oturan bir direniş sergilemişti. Bu haklı direniş karşısında, Erdoğan’ın tekel işçilerine sarf ettiği sözler de unutulmayacak cinsten. O günlerde her fırsatta, haklarına sahip çıkmaya çalışan tekel işçilerine saldıran Başbakan, “açız diye ajitasyon yapıyorlar”, “rahata alışmışlar” gibi pek çok açıklamada bulunmuştu. Bunların yanında bir açıklama vardı ki, başbakanın ve AKP hükümetinin işçilere bakışını çok net bir şekilde gözler önüne seriyordu. Hatırlanacağı üzere söz konusu açıklama, başbakanın tekel işçilerine “domuz” demesiydi. İşte Başbakan’ın Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 2009 yılı Olağan Genel Kurul toplantısında söylediği o sözler:

“Dedik ki 'al kardeşim ihbar tazminatını, al kıdem tazminatını. İhbar artı kıdem tazminatı bunun hepsini veriyoruz. Size bir şey daha yapıyoruz. 4C diye bir şey kuruldu. Bu ülkede, sizi 4C'de de istihdam edelim. İlkokul, orta öğretim, üniversite mezunlarına ayrı ayrı ücret değerlendirmesi. Bunu yapalım gelin burada sizi değerlendirelim. Hayır, olmaz....' Ne olacak? 'Bizi aynı şartlarda 4B'de değerlendireceksiniz. Olmaz kardeşim biz bu fazla istihdamlardan ülkemizi bir defa kurtaracağız. Devlet bu şekilde, üretime yönelik olmayan bir istihdamı sağlama alanı değildir. O zaman biz ne oluruz söylenen laf var ya 'devletin malı deniz yemeyen domuz', bu mantıkla bu iş yürümez.”

Erdoğan’ın TEKEL işçilerine yönelik bu hakareti ilk değildi. Geçtiğimiz yıl, İstanbul Cevizli Tekel Fabrikası’nda çalışmakta olan Cemil Balcı 2009 yılında yaşadıkları bir olayı anlatmıştı. 2009 yılında İstanbul Haliç’te bir giyim mağazasının açılışına gelen Başbakan Erdoğan'dan randevu talep ettiklerini ancak ‘sizi görüştüreceğiz’ diyerek oyalandıklarını söyleyen Balcı, ”Biz Başbakan'la görüştürüleceğimize inanmadık. Başbakanın yaptığı konuşma sırasında ‘TEKEL işçileri sizden müjde bekliyor’ diye seslendik, ancak Başbakanın bize söylediği kelime ‘siz domuzsunuz’ oldu. Sonra bize sandalyeler attılar. Biz oraya sadece konuşmak için gitmiştik. Sonra bu meşaleyi yakmaya başladık” demişti. Bu hakaret üzerine AKP binasına doğru yürüyüşe geçen işçiler, polisin saldırısına uğramıştı. Yine Balcı, polise ‘bizim suçumuz hak aramak mı?’ diye tepki gösterdiklerini, polisin de bunun üzerine, saldırı talimatının Başbakan’dan geldiğini söylediğini aktarmıştı.

Erdoğan’dan madencilere: Ölümünüz kader!
Bilindiği gibi 17 Mayıs 2010 tarihinde Zonguldak’taki bir maden ocağında meydana gelen patlama sonucunda 30 madenci yaşamını yitirmişti. Olayla ilgili bilirkişi raporu, ölümlerin gereken önlemlerin alınmaması, en basit ekipmanların bile işçilere temin edilmemesi olduğunu ortaya koymuştu.

Madende yaşanan patlama üzerine Zonguldak’a giden Tayyip Erdoğan madenci ailelerinin kendisini protesto etmesi üzerine ise, yaşanan korkunç ölümlere “kader” deyip geçmişti! İşte Başbakan’ın o sözleri:

"400 kişilik bir ekiple çalışmalar yoğun şekilde devam ediyor. Günle bağlı bir olay değil. Devlet olarak çalışmalarımızı iç ve dış desteklerle yürütüyoruz. Amacımız bir an önce 30 işçiye ulaşmak. Bu mesleğin kaderinde bu var."

Ömer Dinçer: Güzel öldüler
Dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, bugünün Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ise patlamadan günler sonra madencilerin cesetlerine ulaşılmasıyla, yerel bir televizyon programında, “İlk 19 madencimizin bedeninde herhangi bir yanık yoktu, güzel öldüler. 8 madencimizde ise hafif yanıklar vardı, onların kimlik tespitlerinde sorunlar yaşandı. Maden işçileri ailelerine teslim edildi. Aileler huzur içinde. Sadece iki madencimize ulaşamadık. Onlara da ulaşabilmek için çaba harcıyoruz” demişti.

“Kayıt dışı çalıştırmayı biliyoruz ama göz yumuyoruz”
Emek sömürüsünde ve işçilerin köleleştirilmesinde kayıt dışı çalışmanın önemli bir payı olduğu biliniyor. Bunu kapitalizmin sorgulanması gerektiğini söyleyen Tayyip Erdoğan da biliyor olmalı. Fakat aynı Erdoğan kayıt dışı çalıştırmaya göz yumduklarını bakın utanmadan nasıl söylüyor:

“Bu sektörde yaklaşık 2 milyon çalışan var. Bunların sadece 350- 400 bininin kayıt içinde çalıştığını biliyoruz. Bunun farkındayız ama katlanıyoruz.”

Başbakan bu sözleri üç ay önce, geçtiğimiz Mayıs ayında gerçekleştirdiği tekstil patronlarıyla buluşmasında sarf etmişti. Tekstil işçileri, ülkenin her tarafında korkunç sömürü koşullarında çalışıyorlar. Erdoğan’ın verdiği sayıya göre 5 işçiden 4’ünün sigortası yok. İşçilerin çalışma koşullarının düzeltilmesi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun başlıca görevi. Bu kurumlar ise Başbakan’a bağlı.

 

Bu yazı toplam (721) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?