Yükleniyor...
Prof.Dr.  Alaeddin Bobat

Prof.Dr. Alaeddin Bobat

bizimdarica@gmail.com

Öğrenilmiş Çaresizlik ya da Akıl Tutulması-8

17 Kasım 2011 Perşembe Saat 13:55

Kader bir şans oyunu değil, seçim sorunudur.

Beklenecek değil, elde edilecek bir şeydir.

William Jennings Bryan

 

Kültür ve eğitimden kaynaklanan bakış açısına göre şekillenir demiştik çaresizliğe gösterilen tepkiler. İlginçtir ki, Doğu toplumlarında bakış açısı ile edinilen kadercilik anlayışı “daha az stres” kaynağı olurken, Batı toplumlarında kişilerin yaşamlarını  “denetim altına alma” güdüsü “yoğun stres” yaratmaktadır.

Batı kültüründe “doğayı kontrol altına alma” amacıyla “araç-gereç” üretilirken, Doğu kültüründe doğayı kontrol etme yerine “doğayla uyum” söz konusu olmaktadır. Doğu toplumu doğayı “olduğu gibi” kabul ederken, Batı toplumunda doğa “kontrol edilmesi gereken” bir varlık olarak algılanır. Yani, gerek kendilerinin gerekse doğanın denetimi Batı kültüründe yer etmiştir. Doğu kültürü ise yaşamı  “olduğu gibi” kabullenmekte çareyi bulmuştur.

Başarısızlığa ya da çaresizliğe hoşgörü Doğu ve Batı kültüründe çok farklıdır. Doğu toplumunda bir insan “kısmetinde” olmadığı için başarısız varsayılırken, Batı toplumunda bir insan ancak “beceriksiz, yetersiz ya da tembel” olduğu için başarısız kabul edilir. Bu bakış açısı nedeniyle Doğu kültüründe çaresiz ya da başarısız olanlar “gariban, zavallı” olarak nitelenip onlara kol-kanat gerilirken, Batı kültüründe bu tür insanlar yadırganıp toplumdan dışlanırlar. Dolayısıyla, bir Batılının başarısız olduğu için çektiği acı, bir Doğulunun çektiğinden katbekat fazla olur.

Yansımalar

Bu bakış açısı Doğu toplumunun tüm kesiminde edebiyattan sanata, müzikten tiyatroya, tıptan hukuka, hatta kamyon arkası yazılarına kadar kendini yansıtmaktadır.

Örneğin, öğrenilmiş çaresizlik önyargı olarak kendini gösterir : “Düşenin dostu olmaz

Ya da, öğrenilmiş çaresizlik yaşam enerjisini tüketir : “Bu âlemin insanları, bana müsaade!

Bunların dışında öğrenilmiş çaresizlik;

motivasyonu düşürür : “Sataşma, baba yorgun”.

doyumsuzlaştırır : “Bir sabah uykusuna doyamadım, bir de sana!

kolay pes ettirir : “Hayat sen ne çabuk harcadın beni! ”.

söyletir : “Zalim dünya aslanı kediye boğdurdun!

şaşırtır : “Yaprak dalından düşmüş bir kere, rüzgâra gerek yok!

hemen yan çizdirir : “Yaşamak buysa eğer, bırak üstü kalsın!

hüzünlendirir : “İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri!

kabullendirir : “Olan olur, biten biter, hayat devam eder!

duygusallaştırır :

Vur hançeri sineme, bırak yaram kanasın.

Fazla inme derine, çünkü orada sen varsın!”

dertlendirir :   “İstedim vermediler sen ormancısın dediler! ”.

yollara düşürür :  “Bu diyardan gider olduk, kalanlara selam olsun! ”.

ümitsizleştirir :  “Garibin çilesi ölünce biter! ” ya da

 “Borcun varsa ver kurtul, derdin varsa öl kurtul!

anlamsızlaştırır : “Ne memleket anladı beni ne de sen,

    ikinizi de ne çok sevmiştim bir bilsen! ” .

 

Kim için ve ne için?

Doğu toplumunda insanlar kendi mutluluklarını, kendi geleceklerini ya da kendi tatminlerini sağlamak için değil, uğradıkları haksızlıklara karşı durmak, nefret ettikleri birilerine inat vermek için başarılı olmaya eğilim gösterirler. Örneğin kişiler, birileri tarafından hor görüldükleri için yükselmeyi; komşuya kızdıkları için ev sahibi olmayı; öfkelendikleri için hırs yapmayı, kızdırıldıkları için başarılı olmayı amaç edinirler. Yani içten değil, dıştan güdümlü; iç disiplinle değil, dış disiplinle iş görme ya da başarılı olma yolu seçilir.

Kısaca başta çavuş olmadan ya da bir dış etken olmadan iş yapılıp başarılı olunmaz…

 

Bu yazı toplam (677) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?