Yükleniyor...
Bedriye Yıldızeli

Bedriye Yıldızeli

bedriyeyildizeli@gmail.com

Siyasette atalar, dedeler dönemi

26 Aralık 2011 Pazartesi Saat 21:23

Fransa'nın "Ermeni soykırımına inkara ceza" veren yasayı kabul etmesine verilen üst düzey tepkiler, Türkiye'deki siyaset anlayışının tuhaflığını yansıtıyor: İşin içinde Sarkozy'nin babası ve dedesi de var!

Fransa'nın "Ermeni soykırımını inkar edenlere ceza" vermeye yönelik tasarıyı mecliste kabul etmesiyle birlikte, Türkiye'de oluşan tepkiler hayli dikkat çekici. Temel savunma hattı "Bizim ceddimiz öyle şey yapmaz" olan Türk siyasetçiler ve özellikle de AKP kurmayları, buna uygun olarak Fransa'daki ilgili muhataplarının da şeceresini araştırma ihtiyacı duyuyor.

Erdoğan'dan 'Sarkozy'nin dedesi' çıkışı
Bu duruma en taze örnek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türklerin kadirşinaslığını" ispatlamak için Nicolas Sarkozy'nin dedesini gündeme getirmesiydi. Erdoğan'ın iddiasına göre, Sarkozy'nin dedesi Benedikt Malla, 15. yüzyılda İspanya'daki Engizisyon'un zulmünden kaçarak Osmanlı'ya sığınan ve Selanik çevresine yerleştirilen Yahudilerdendi. Erdoğan şunları söyledi:

"Sayın Sarkozy, Türkiye'nin tarihinde soykırım bulamaz. Türkiye tarihine bakarsa, eğer kendi ailesine, kendi aile şeceresine şöyle bir derinliğine bakarsa, orada Türkiye'nin, Türklerin yardımından, hoşgörüsünden, şefkatinden başka hiçbir şey görmez ve göremez."

Erdoğan Sarkozy'nin dedesiyle yetinmeyerek, babasını da gündeme getirdi. Yine Erdoğan'ın iddiasına göre, Fransa Cumhurbaşkanı'nın babası Pol Sarkozy, 1940'larda fransız lejyonunda askerdi ve Cezayir'de yapılan katliamlara bilfiil iştirak etmişti.

Tayyip Erdoğan'ın bu bilgiye nereden eriştiği bilinmemekle birlikte, medyada Baba Sarkozy'nin Erdoğan'ı yalanlayan sözleri de yer aldı. Buna göre, Pol Sarkozy gerçekten Fransız lejyonunda askerdi; ancak Marsilya'dan öteye geçmemişti.

Siyasette soy-sop dönemi
Özellikle Milliyetçi Hareket Partisi tarafından son gelişmelerle ilgili de dile getirilen "kutsal ecdadımızı katillikle tanımlamak" tartışması, bir tür lümpen ve şoven bir dili kışkırtıyordu. Türk sağı, kendi siyasi rakipleri ile mücadele ederken, ki bu genelde "komünistler" olurdu, "nesebi gayrı sahih" suçlamasını sıklıkla yinelerdi. Şimdi, AKP eliyle bu dil kendi muarızlarının da soyuna-sopuna doğru uzatılıyor ve sıradanlaştırılıyor.

Bu konuda Başbakan Erdoğan'ın performansı dikkat çekiyor. Erdoğan'ın "atalarımız" vurgusu, genellikle İslamiyet sonrası Türklüğü, özellikle de Osmanlı dönemini kapsıyor. Yanı sıra, referandum sürecinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alevi oluşunu gündeme getirerek, meydanlarda onu yuhalatmıştı. Akıllarda kalan başka bir referandum konuşması da, kendi "soy"una vurgu yapmasıydı:

"Onlar Anayasa değişikliğinden hiç bahsetmiyorlar, tutturmuşlar 'Başbakanın boyu ne kadar?'. Yahu bu sorulur mu Başbakana? Ama çok merak ettin, söyleyeyim; 1,85. Tepe tepe kullan. Peki benim boyuma yetişemezsen halin ne olacak?

Ben buradan muhaliflere sesleniyorum; önemli olan boy değil, önemli olan soy, soy... "

Soy-sopu başka bir bağlamda dile getirilen diğer bir AKP'li de, şu anda TBMM Başkanı olan Cemil Çiçek. Çiçek, PKK'lilerin aslında Ermeni olduklarını "kanıtlamak" için, "birtakım teröristlerin sünnetsiz olduğu" iddiasını gündeme getiriyordu. Bülent Arınç ise, Kemal Kılıçdaroğlu için "şu kadarcık boyuyla" diyerek fiziksel özellikleriyle dalga geçmiş ve siyaset malzemesi yapmıştı.

Özellikle Tayyip Erdoğan eliyle siyasete yapılan soy-sop aşısı, gerçekte siyaset alanının daraltılıp siyasetin lümpen, faşizan hatta feodal bir anlayışın içerisine çekilmesine yarıyor. Türk sağının potansiyel kitlesi de, "popülizm" görüntüsü altında soy-sop siyasetine kolayca angaje oluyor.

Bu yazı toplam (781) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?