Yükleniyor...
Erdal Uzunoğulları

Erdal Uzunoğulları

kitapkurdu1967@hotmail.com

SİMİTÇİİİİİİ TAZE GEVREK ABİ!

20 Şubat 2012 Pazartesi Saat 19:35

Sevgili kitapkurtları hafta içi herhangi bir sektörde çalışan bizler için hafta sonu sabah kahvaltıları büyük önem taşır. Çünkü hafta içi iş telaşından dolayı birlikte bir türlü sabah kahvaltısı yapamayışımızın hıncını hafta sonundan çıkarırız. Tabi ilk iş olarak sabah fırından taze olarak çıkan ekmek ve çıtır çıtır simit almaktır ilk işimiz. Bende bir hafta sonu Darıca’daki ekmek fırınına gittiğimde özellikle simit istediğimde karşımdaki çalışan bayan hangi çeşit simit istersiniz diye söylenince bu durum beni biran için çok gerilere götürdü. Gelin hep beraber o yıllara gidelim. Yoksulun baş tacı olan simidin tarihi öyküsünde hiç de yoksul’un yiyeceği olmamış Bizim Darıca Gazetesi okurları. Simit ilk olarak Kanuni Sultan Süleyman zamanında sarayda yapılmış, Üstelik bir paşa tarafından! Muhteşem Süleyman’ın vezirlerinden Şemsi Paşa devlet işlerinden bulandığında kollarını sıvayıp hamurun başına çökermiş. Simit’i tesadüf eseri bulmuş ve saray sofrasının vazgeçilmezi olmuş. Tam 30 yıl boyunca saray yiyeceği olarak baş tacı edilen simit, daha sonra konaklara ve zengin sofralarına dahil olur. Simit kokusu bu tarihten 160 yıl sonra da köşk, yalı ve saray mutfağından sokağa yayılır. Simit ilk kez 17. yüzyılın sonunda İstanbul halkı tarafından tüketilmeye başlanır. Simidin kaliteli olması için halka biçiminde verildikten sonra pekmezli suya batırılması gerekir. Makbul simit 22 ayar Osmanlı altını şeklinde olmalıdır. Ayrıca sevgili okurlar Şemsi Paşa ile Sadrazam Sokulu Mehmet Paşa (Sırp asıllı) arasında gizli bir rekabetten de bahsetmeden geçemeyeceğim. Şemsi Paşa bir gün Sokulu Mehmet Paşaya takılmış. Demiş ki alay ederek Sadrazamım senin yaptırdığın  (1571) külliyeye (Kadırga’daki) kuşlar pislemiş deyince, Sokullu Mehmet Paşa bu söze çok kızmış ve demiş ki gökyüzüne açık olan her yer kuşlardan nasibini alır. Şemsi Paşada bir şekilde bunu ispat etmek ve hayır duası almak için, bir cami yaptırmak istemiş ve Mimar Sinan’ın yanına gitmiş. Kuşların hiç konmadığı bir yerde cami yaptırmak istiyorum demiş. Mimar Sinan böyle bir yeri iyice araştırmış ve sonuçta Üsküdar’da derya kıyısında kuzey ve batı rüzgârlarının kesiştiği yere kuşların konamayacağını düşünerek bu yeri tavsiye etmiş Şemsi Paşa’ya. Sonuçta Şemsi Paşa bu yere bir cami yaptırmış.1580 yılında ibadete açılan deniz kıyısındaki Şemsi Paşa Camisidir. Caminin diğer adı Kuşkonmaz camisidir. Sonuç olarak sevgili okurları bu kentin simgeleri vardır. Bunların başında pişmaniye ve Çenesuyu gelir. Bana sorarsanız bu kentte en az pişmaniye kadar, en az Çenesuyu kadar meşhur olan bir simgesi daha vardır. Bu simge simit’idir. Hele ki bu sıcak çıtır çıtır gevrek Darıca simit’ini Darıca’ da ki Besimi Çay kahvehanesindeki Coşkun abimizin eşsiz yaptığı çay ile yediğinizde tadı damağınızda kalacağınızdan eminim….

Bu yazı toplam (870) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?