Yükleniyor...
26 Nisan 2018 Perşembe

ARŞİV

 

Spor Haberleri

Yazarlar

VEFAT HABERLERİ

Hacı Osman Bayramoğlu

Hacı Osman Bayramoğlu

20 Nisan 2013 Cumartesi
Kazım Tayfun Emre

Kazım Tayfun Emre

30 Ağustos 2012 Perşembe
Hacı Hüseyin Tüter

Hacı Hüseyin Tüter

30 Temmuz 2012 Pazartesi
Hüseyin erestin

Hüseyin erestin

11 Haziran 2012 Pazartesi
Berkant Yalçın

Berkant Yalçın

27 Mayıs 2012 Pazar
Bedriye Yıldızeli

Bedriye Yıldızeli

bedriyeyildizeli@gmail.com

12 Eylül davası burjuva hukuku açısından da sarpa sardı

27 Mart 2012 Salı Saat 15:09

12 Eylül'ün yargılanması konusunda işler iyice karıştı. Daha en baştan itibaren sosyalist çevreler, "Bu kafa 12 Eylül'le hesaplaşamaz" demişti. Oysa burjuva hukuku çerçevesinde bile iddianamenin selameti sarpa sardı.

AKP'nin 12 Eylül 2010'daki anayasa referandumunda verdiği en büyük vaatlerden biri, 12 Eylül darbecilerinin yargılanması idi. Anayasa değişikliği yapıldı, dava açıldı.

Dava için hazırlanan iddianame, ideolojik olarak o kadar fazla anti-komünizmle şekillenmişti ki, sadece 2 generalin üzerine yıkılan darbe neredeyse aklanıyordu. İddianameyle birlikte sözde yargılanan 12 Eylül'ün aslında ne olduğu unutturuluyordu.

Sosyalist çevreler baştan itibaren davaya mesafeli yaklaştılar. AKP iktidarının 12 Eylül'ün çocuğu olduğunu, 12 Eylül'ü yargılayamacağını, ancak aklayabileceğini savundular.

Siyasi olarak bu eleştiri yöneltilse de, hukuki olarak süreç ilerliyordu. Ancak, gelinen noktada, burjuva hukuku sınırları içerisinde bile işlerin sarpa sardığı görülüyor.

Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın dün kamuoyuna yansıyan savunmaları, hukuki olarak ciddiye alınması gereken kimi noktalara işaret ediyordu. Ve bu noktalardan biri, ilginç biçimde sosyalistlerin iddiasıyla örtüşüyordu. Evren ve Şahinkaya, AKP'ye "Siz bizim çocuğumuzsunuz, bizi yargılayamazsınız" demişti.

İki darbecinin savunmasında bu argüman şöyle dile getirildi: "İhtilale veya darbeye teşebbüsü tamamlanmış suç gibi görerek, kanunun suç saymadığı bir fiilden faillerin cezalandırılmasının istenmesidir. Uygar ülkelerin ceza kanunlarında kurucu iktidar olmak fiilini cezalandıran bir hükme rastlanmış değildir. İhtilalleri ahlaki bulmamak başka şeydir, ihtilalleri yargılamaya kalkışmak başka şeydir. Bu, öğretide ihtilalcinin bir başta ihtilalci tarafından yargılanmasıdır."

Kısaca diyorlardı ki, "Biz kurucu iktidarız, siz de bizim devamcımızsınız, dolayısıyla bizi ancak siz de bir ihtilal yapıp kurucu iktidar olursanız yargılayabilirsiniz."

Bugün Radikal gazetesinde, bazı hukukçuların konuyla ilgili görüşleri yer aldı. Hukukçular da ortada bir sorun olduğu kanaatinde.

Prof. Dr. Erdoğan Teziç, "Halk 1982’de değişik tutum aldı. Bir an evvel askeri yönetimde kurtulmak için oy verdi. Halkın oylaması ne anlama geliyordu? Bir yandan anayasayı benimsediğini, yeni bir hukuk düzeninin oluşmasını istediğini. Bunun yanı sıra darbeyi yapanları meşruiyet zeminine oturtuyordu. Şimdi geçmişe dönüp Evren’i yargılamak isterken tüm devlet aygıtında görev yapmış herkesi yargılamak zorundasınız" diyor ve 82 Anayasası'ndan sonra tasarrufları yapan herkesin yargılanıp yargılanamayacağını soruyor. Teziç, "Ben de isterim darbe yapanların yargılanmasını ama hukuken yargılamanın zeminin mevcut olmadığını söylüyorum" diye ekliyor.

Eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan da referandumdaki Anayasa değişikliğinin, yargılamaya yetmeyeceği kanaatinde: "Geçici 15. madde bir cezasızlık ve sorumsuzluk kurulu ya da aftır. Onun kaldırılması ile bir yargılama yapılamaz." Kazan, "Evren’in ve 12 Eylül’ün için ‘kurucu irade’ sayılması çok ağrıma gidiyor ama yüzde 92 oyla ile kabul edilen ve bugüne kadar halen yürürlüğünü koruyan bir anayasa var. Şayet 1983’de, seçimlerden sonra çıkacak sivil hükümet, 12 Eylül’ü yargılama iradesi gösterseydi belki bu olabilirdi" diyerek, Evren ve Şahinkaya'nın savunmalarındaki argümanın haklılık payı olduğunu söylüyor.

Avukat Ergin Cinmen ise, yalnızca Cumhuriyet'i kuran iktidarın "kurucu iktidar" sayılabileceği şeklinde bir yorumla iddianameyi kurtarmaya çalışıyor.

Prof. Dr. İzzet Özgenç ise davanın sıkıntılı olduğunu düşünenlerden. Özgenç, "Benim şahsi görüşüm, Milli Güvenlik Konseyi üyeleri olarak yaptıkları görev bağlamında 15. madde hükmü karşısında sorumsuz addedilmektedirler. Bu da bu kişiler bakımında bir şahsi cezasızlık sebebi oluşturur. 15. maddesi yürürlükten kalkmış olsa bile, kişiler bu şahsi sorumsuzluk sebebinden yararlanırlar" diyor. Darbecilerin o dönem birtakım kanuni düzenlemeler yaptıklarını, bu düzenlemelerin bugün yürürlükte olduğunu belirten Özgenç, "Eğer yaptıkları tasarrufları gayri meşru kabul edeceksek, bütün bu kanunların hepsini gayri meşru addetmek lazım" diyor.

12 Eylül'ün AKP yargısınca siyasi olarak yargılanamayacağı ortadaydı. Ancak göstermelik hukuki yargılama bile, büyük sorunlarla karşı karşıya.

 

Bu yazı toplam (442) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 0 )

Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?