Yükleniyor...
Tuğba Tekeli

Tuğba Tekeli

tugbatekeli@gmail.com

Diyet çıkmazı

09 Nisan 2012 Pazartesi Saat 19:18

Malum artık yaz’a varmak için neredeyse birkaç adım kaldı. Şimdi bahar’da emekliyoruz, yaz geldiğinde içimizde büyük bir koşma hissi peyda olacak. Güne katılmak, güneşli günleri daha güzel değerlendirmek adına bütün enerjimizle hazır olmalıyız. Yalnız bir sorun var ki o da kilolarımız. Millet olarak pek de zayıf olmadığımız malum, ama genele bakıldığında obez bir toplum da değiliz. Diyet daha çok kadınlara özgü bir hal olarak bilinse de aslında sağlıklı olmak adına cinsiyet ayırt etmeksizin herkes için gerekli olan bir şey. Diyet demek aslında ölümüne yememek, rüyalarda sevdiğimiz yemeklerle buluşmak asla değil; daha çok ne zaman, nasıl ve ne yiyeceğimizi bilmek, yediklerimizi yakmak ve düzenli spor eşliğinde hayatın ritmini yakalamak demek. Erkekler genelde bu durumun kadınlara özgü olduğuna dair hem fikirler. Onlar hallerinden genelde hep memnunlar, memnun olmayan ve daha fazlasını isteyen hep kadınlar.

***

Şu anda Cezayir’deki kadın ofis arkadaşlarımın hepsi neredeyse diyet yapıyor, ben de dâhil. Ama onların yaptıkları diyetle emin olun ben bir hafta sonra kesin hasta olurum. Sadece meyve ile onlarca kilo verdiler. Bense düzenli uyguladığım bir program sayesinde iki buçuk aylık bir süre içinde dört kilo verdim ancak. Tüm erkeklerse doyasıya yemekle meşguller. Hâlbuki herkesin bunu yaz için yapılması gereken bir uygulama değil de sağlık için bir hayat standardı haline getirilmesi gereken bir müdahale olduğunu algılaması çok önemli. Beni en çok sıkan televizyonlarda duyduğumuz bin bir çeşit birbirini tutmayan açıklamalar. Örneğin, ekmek yemeyin diyenler var, sadece sabah kahvaltılarında bir dilim yiyin diyenler var. Şu ekmek meselesine bir türlü çözüm getiremediler. Böyle bir konuda tutumların aynı olmasını beklemiyorum elbet ama bu kadar mı uç olabilir söylenenler. İnsanlar deli gibi Karatay diyeti, Dukan diyeti ve daha adını bilmediğim diyet için kendilerini parçalıyorlar. Gerçekten belli bir yaştan sonra böyle bir adım atmak elbette ki çok zor ama bunu en başından yapabilseydik, ileriki yaşlarda böyle bir sorun yaşamayabilirdik. Ama biz her daim soframız zeytinyağlısından, ana yemeğine, salatasına tatlısına, kızartmasına kadar en az 5 çeşit yemek koyan bir toplumuz. Anneler ve eşler evlatlarını eşlerini doyurmak adına büyük çaba sarf ediyorlar.

***

Home Tv’deki yemek programlarını izledikçe halimiz daha komik görünüyor gözüme. Onlar yemeğe misafir davet ettiklerinde bir makarna bir salata yapıyorlar her şey mükemmel. Biz herhalde öyle bir şey yapsak söylenen sözlerin ardı arkası kesilmezdi, ayıplanırdı misafirin önüne böyle yemek konuldu diye. Bizde böyle gelmiş böyle gider diye düşünüyorum ben, biraz umutsuzum açıkçası. İşin ortasını bulamadık bir türlü. Ya deli gibi yemeğe veriyoruz kendimizi ya da ölümüne diyetlere girişiyoruz sonunu göremeden.

***

Eşler arasında da diyet problemi oluyormuş sıkça geçenlerde bir yazıda okudum. Kadın ve erkeğin bir bölümünde de bu konu harika bir şekilde işlenmiş, bayıldım. Evde diyete yanaşmayan bir eş varsa ve gönlünce yemek yemeğe devam ediyorsa diyet kadın için daha da içinden çıkılmaz bir hale geliyormuş ve tabi sonuç mağlubiyet. Bu durumu her aile için pek genellememek lazım ama tabi yaşanması da mümkün, çünkü erkeklerin diyete bakışı belli. En güzeli beraberce sağlıklı beslenmeye ve böyle devam etmeye ikna olmak. Bir de yaptığımız şeyi diyet adı altında nitelendirmemekten geçiyor bence işin sırrı. O zaman beynimizin de karşı koymalarına engel olabilir, onu kandırabiliriz. Kandırmak işin şakası, önemli olan bana bir şey olmaz deyip abur cubur ve sağlıksız yiyecekler yemek için bahaneler yaratıp kendimizi kandırmayalım. Yaz mevsimi biraz benliklerimize nefes aldırıp, temiz ve güneşli hava ile bizi kendimize getiriyor aslında. O yüzden bu kısa süreli diyet girişimlerini de bir adım olarak görmek gerekir. Belki kısa süreli bir savaşımdan sonra uzun süreli bir farkındalık yaşarız kim bilir?

 Hadi bakalım darısı kış aylarının da başına!

Bu yazı toplam (388) defa okunmuştur
Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/bizimdar/public_html/oyla.php on line 3

Yorum Ekle

Makale Yorumları ( 1 )

globalleşme
her şeyin suçlusu globalleşme. doğanın öyle bir mekanizması vardır ki, bozmaya kalkarsanız kendi yeni sistemine yönelir. globalleşme ile birlikte, dünyanın herhangi bir bölgesinde yetişen ve o bölgeye özgü yiyecekleri her yerde bulmak mümkün. oysa, doğa o ürünleri iklim şartları ve bölge insanı tabiatına göre hazırlamıştır. sonuç, sağlıksız bir yaşam. saygılarımla,
kemal uyar11 Nisan 2012 Çarşamba Saat 06:33

| 1 |